Günde 34 kez secdeye gittiğini söyleyip LGBT lobisi için "aslan gibi savaşacağına" söz veren, kürtajdan cinsiyet değiştirme ameliyatlarının devletçe karşılanmasına kadar her türlü sapkınlığı savunan El-Sayed; Londra Belediye Başkanı Sadık Han ve New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani ile aynı "liboş" tezgâhtan çıkan seküler-liberal dindarlık projesinin yeni vitrini...
Batı başkentlerinde "İslâmî" isimler taşıyan siyasetçilerin kritik koltuklara oturması, uzun süredir İslâm dünyasında sahte bir zafer sarhoşluğu üretmek için kullanılıyor. 3 Kasım 2026 ara seçimlerinde Demokrat Parti’den Michigan Senatörü seçilerek ABD Senatosu tarihindeki "ilk Müslüman" üye unvanını alan Abdurrahman Muhammed el-Seyyid —Amerikan siyasetindeki kullanışlı adıyla Abdul El-Sayed— bu illüzyonun en güncel örneği olarak öne çıkıyor.
Arap ve İslâm dünyasındaki kimi yorumcular, sırf "Abdurrahman Muhammed" ismine bakarak bu seçim sonucunu "İslâm’ın Amerika’daki yükselişi" diye alkışlarken; El-Sayed’in siyasî sicili, kimin tedrisatından geçtiği ve Senato kürsüsünde savunacağı ilkeler bambaşka bir gerçeği ortaya koyuyor.
Gerçekte ne Amerikan müesses nizamı hidayete ermiş ne de İslâm’ın ölçüleri değişmiştir; yalnızca Batı’da Allah’a ve şeytana eşit mesafede duran, ibadeti vicdana hapsedip kamusal alanı küfrün ve sapkınlığın emrine veren seküler ve liberal bir dindarlık üretilmiştir.
Clinton’ın Keşfi, Soros ve Rhodes’un Tedrisatı
1984 yılında Michigan’da Mısır (İskenderiye) göçmeni bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Abdul El-Sayed’in kariyer basamakları, kendi halinde bir göçmen çocuğunun tesadüfi yükselişi değildi. Hayata geçirilen şey, Amerikan müesses nizamının sol-liberal kanadının ve küresel elit ağlarının adım adım işlediği bir mühendislik çalışması...
El-Sayed’in vitrine çıkışı 2007 yılında Michigan Üniversitesi mezuniyet töreninde yaptığı öğrenci temsilcisi konuşmasıyla başladı. Törende baş konuşmacı olarak bulunan eski ABD Başkanı Bill Clinton, genç El-Sayed’i bizzat tebrik ederek kendisine tıp kariyerinin ötesinde siyasete girmesini telkin etti. Bu "keşfin" ardından El-Sayed’in önüne küresel elit yetiştirme programlarının kapıları ardına kadar açıldı:
Rhodes Bursu (Oxford): İngiliz sömürgeciliğinin ideoloğu Cecil Rhodes adına kurulan ve küresel ölçekte Batı müesses nizamına uyumlu liderler yetiştiren Rhodes Scholar bursuyla İngiltere’ye giderek Oxford Üniversitesi’nde halk sağlığı doktorası yaptı.
Soros Bursu (Columbia): ABD’ye döndüğünde Columbia Üniversitesi’ndeki tıp eğitimini, açık toplum operasyonlarının mimarı George Soros’un ağabeyi Paul Soros tarafından kurulan Paul & Daisy Soros Fellowships for New Americans (2012) bursuyla tamamladı.
Obama ve Sanders Ekibiyle Entegrasyon: 28 yaşında Detroit Sağlık Departmanı’nın başına getirilen El-Sayed, 2018’de Michigan Valiliği’ne aday oldu. Seçimi kaybetse de Barack Obama’nın eski danışmanlarının kurduğu medya şirketi Crooked Media bünyesinde sunuculuk yaptı ve CNN ekranlarında siyasî yorumcu olarak parlatıldı. Bernie Sanders, Alexandria Ocasio-Cortez (AOC) ve Elizabeth Warren gibi Amerikan solunun sembol isimleri tarafından Demokrat Parti’nin "Müslüman-ilerici" vitrini olarak sahaya sürüldü.
"LGBT hakları için aslan gibi mücadele edeceğim!"
El-Sayed’in Amerikan sol-liberal nizamından aldığı desteğin diyeti, İslâm’ın kesin hükümlerle haram kıldığı fıtrat bozucu sapkınlıkların bayraktarlığını yapmak oldu. The New Yorker ve Al Jazeera gibi yayınlara verdiği mülakatlarda "başını günde 34 kez secdeye koyduğunu" (beş vakit namaz kıldığını) söyleyerek muhafazakâr Müslüman seçmenin duygularını okşayan El-Sayed, mikrofon LGBT lobisine uzandığında bambaşka bir kimliğe bürünüyordu...
Haziran 2026’da Michigan merkezli LGBT yayını PrideSource’a verdiği mülakatta ("Abdul El-Sayed Vows to Be a 'Lion' for LGBTQ+ Rights in Senate"), eşcinsellerle heteroseksüeller arasındaki mutlak eşitliği savunmakla kalmamış, LGBT ajandası için şu taahhütte bulunmuştur:
"Topluluğun şunu bilmesini istiyorum ki, haklar konusunda bir aslan olmaya niyetliyim. Birisi sizin üzerinize geldiğinde, sizi korumak için en ön safta, siperde duracağım."
Bu sadakatin karşılığında ABD’nin en büyük eşcinsel lobisi Human Rights Campaign (HRC), El-Sayed’i Senato yarışında resmen destekledi.
Cinsiyet değiştirme ameliyatlarını devlet finanse etsin çağrısı
El-Sayed’in sapkınlık ajandasına desteği yalnızca söylem düzeyinde değildir; tıp doktoru kimliğini kullanarak "trans bireylerin" cinsiyet değiştirme süreçlerinin doğrudan devlet hazinesinden finanse edilmesini savunmaktadır.
En büyük siyasî vaadi olan devlet destekli tek ödemeli sağlık sistemi (Medicare for All ve 2018’de önerdiği MichiCare planı) kapsamında; cinsiyet geçiş ameliyatlarının, hormon tedavilerinin, geçiş sonrası tıbbi bakımın, psikolojik destek ve rehabilitasyon süreçlerinin (gender-affirming care) tamamının vergi mükelleflerinin parasıyla devlet tarafından karşılanmasını ve yönetilmesini şart koşmaktadır.
Dahası, Ağustos 2026’da Fox News’te Jesse Watters’ın ve 2 Kasım 2026’da CBS 60 Minutes programında Ross Douthat’ın "reşit olmayan çocuklara uygulanan cinsiyet geçiş müdahaleleri" hakkındaki sorularında dahi geri adım atmamıştır. Çocukların cinsiyet değiştirmesine devletin veya ahlaki normların müdahale edemeyeceğini savunarak, bu fıtrat yıkımını "tıbbi bakım hakkı" kılıfıyla meşrulaştırmıştır (Out Magazine, Washington Blade).
Kadın ve aile meselesinde radikal feminizmin tüm tezlerini benimseyen El-Sayed, resmi seçim beyannamesinde (AbdulforSenate.com ve BallotReady) kadının bedeni üzerinde sınırsız tasarruf hakkı olduğu iddiasıyla kürtajın federal anayasal hak haline getirilmesini, kürtaj haplarına erişimin serbest bırakılmasını ve yapay döllenme (IVF) uygulamalarının sınırsızca korunmasını savunmaktadır. Bu duruşu sebebiyle Eylül 2026’da ABD’nin en radikal kürtaj lobilerinden Reproductive Freedom for All tarafından açıkça desteklenmiştir.
"Haftanın laikliği savunan ismi"
Öte yandan laikliği her fırsatta vurgulayan El-Sayed, Cumhuriyetçi rakibi Mike Rogers’ın kendisini "İslâmcı / Müslüman Kardeşler (İhvan) sempatizanı" olmakla suçlaması üzerine, 19 Ekim 2026’da Michigan’ın Caro kentindeki halk toplantısında (CBS Detroit) İhvan’ı kınamış ve İslâm’ı kamusal alandan nasıl dışladığını şu sözlerle ilan etmiştir:
"Ben Müslüman bir senatör olmak için aday değilim; ABD Senatosu için adayım ve tesadüfen Müslümanım. Yemini dini bir metne değil, ABD Anayasası'na edeceğim."
Bu laiklik çıkışı, ABD’deki din karşıtı ve ateist örgütlerin de takdirini kazanmıştır. Merkezi ABD’de bulunan din karşıtı lobi kuruluşu Freedom From Religion Foundation (FFRF Action Fund), dinî referansları reddedip seküler anayasayı kutsayan bu tavrından ötürü 30 Ekim 2026 tarihinde Abdul El-Sayed’i "Haftanın Laikliği Savunan İsmi" (Secularist of the Week) ödülüne layık görmüştür. Temmuz 2026’da Politico’ya verdiği demeçte ise kendisini "kapitalizmin nasıl işlediğini bilen ilerici bir sol Demokrat" olarak tanımlamıştır.
Gazze'yi sistem içinde eritme operasyonu
El-Sayed projesinin en kritik işlevlerinden biri de dış politikada, özellikle Gazze meselesinde devreye girmiştir. Biden-Harris yönetiminin İsrail’in Gazze’deki soykırımına verdiği koşulsuz destek, Arap ve Müslüman nüfusun yoğun olduğu Michigan eyaletinde Demokrat Parti’ye karşı büyük bir öfke doğurmuştu. Amerikan sol-liberal müesses nizamı, sistem dışına taşma potansiyeli taşıyan bu İslamî ve insani öfkeyi yeniden Demokrat Parti çatısı altına hapsetmek için El-Sayed’i sahaya sürdü.
"Hamas terör örgütüdür!"
El-Sayed bir yandan Netanyahu hükümetinin Gazze’de "soykırım" yaptığını söyleyerek ve ABD’nin İsrail’e yaptığı saldırı silahı yardımlarını eleştirerek (ki bu sebeple AIPAC ön seçimlerde kendisine karşı 30 milyon dolardan fazla para harcamıştır) Müslüman seçmenin gazını alırken; diğer yandan İslâmî direniş hareketi Hamas’ı "savaş suçu işlemekle" itham ederek kınamıştır (Pressenza, Ağustos 2026). Direnişi terör ve savaş suçuyla eşitleyen El-Sayed, siyonist çevrelere güvence vermek adına "Yahudi güvenliğine olan bağlılığım, kendi kızlarımın güvenliğine olan bağlılığım kadardır" ifadelerini kullanmaktan çekinmemiştir.
Sadık Han ve Zohran Mamdani’den El-Sayed’e: "Liboş Kültürün" taltif ettiği isimler
Abdul El-Sayed’in portresi tekil bir vakıa değildir. Bugün Batı metropollerinde ve parlamentolarında benzer bir kalıptan çıkmış üç isim dikkat çekmektedir:
1. Sadık Han (Londra Belediye Başkanı): Pakistanlı Müslüman bir ailenin çocuğu olarak Londra koltuğuna oturtulan, ancak görev süresi boyunca Londra sokaklarını LGBT bayraklarıyla donatarak LGBT sapkınlığını dünyada en fazla destekleyen ve finanse eden belediye başkanı olarak tarihe geçen isim.
2. Zohran Mamdani (New York Belediye Başkanı): "Müslüman demokratik sosyalist" kimliğiyle parlatılan, ancak İslâm’ın içtimaî ve ahlakî nizamına dair her türlü ölçütü reddedip queer-feminist sol ajandanın sözcülüğünü yapan figür.
3. Abdul El-Sayed (Michigan Senatörü): Alnının secdeye değdiğini söyleyip Senato’da eşcinsel evlilik, çocuklara cinsiyet geçişi ve kürtaj için "aslan kesileceğine" yemin eden yeni vitrin.
Bu üç ismin ortak noktası, Batı’daki egemen sol-liberal (liboş) kültüre kayıtsız şartsız biat etmeleri ve bu biatin nimetleriyle (makam, medya desteği, küresel fonlar) taltif edilmeleridir. Sistemin bu isimler üzerinden Müslüman gençlere verdiği mesaj açıktır: İsminiz Abdurrahman veya Muhammed olabilir, evinizde namaz da kılabilirsiniz; ancak kamusal alana çıktığınızda Allah’ın hükümlerini değil Amerikan Anayasası’nı üstün tutacak, LGBT sapkınlığına kalkan olacak, kürtajı ve feminizmi savunacak, direniş hareketlerini ise mahkûm edeceksiniz.
İslâm’ı sadece ferdî bir ritüele hapseden, haramı helal, sapkınlığı "insan hakkı" sayan bu seküler-liberal dindarlık modeli; Batı’nın İslâm’ı içeriden yıkma ve Müslüman kitleleri kendi seküler çarkları içinde eritme projesinden başka bir şey değildir!..
Haberde geçen doğrulanmış kaynaklar ve referanslar:
PrideSource (Haziran 2026): "Abdul El-Sayed Vows to Be a 'Lion' for LGBTQ+ Rights in Senate" — LGBT hakları için "aslan gibi mücadele edeceği" beyanı.
CBS 60 Minutes (2 Kasım 2026) & Fox News (Ağustos 2026): Reşit olmayan çocukların cinsiyet geçiş süreçlerini ve devlet destekli trans bakımını (Medicare for All kapsamında) savunduğu televizyon mülakatları (Out Magazine, Washington Blade).
CBS Detroit (19 Ekim 2026): Caro, Michigan halk toplantısında Müslüman Kardeşler iddialarını reddedip "Tesadüfen Müslümanım, yeminimi ABD Anayasası'na edeceğim" dediği konuşma.
Freedom From Religion Foundation / FFRF Action Fund (30 Ekim 2026): Radikal laiklik vurgusu sebebiyle El-Sayed’e verilen "Secularist of the Week" (Haftanın Laiki) ödülü.
Paul & Daisy Soros Fellowships (2012) & Rhodes Trust (2009): Küresel bursiyerlik kayıtları.
Pressenza & Politico (Temmuz-Ağustos 2026): Hamas’ı "savaş suçu" ile suçladığı ve kendisini "kapitalizmi bilen ilerici Demokrat" olarak tanımladığı demeçler.
Baran Dergisi




