“Manifestival” Rezilliği
Sözde “kültür-sanat” faaliyeti adı altında düzenlenen ve çıplaklık ile beden teşhirciliğini öne çıkaran “Manifestival”, bu yıl da iğrenç görüntülere sahne oldu. Müslüman Türk aile yapısını ve toplumun ahlak anlayışını hedef alan organizasyona 45 bin kişi katıldı.
Sosyal medyada yayılan görüntülerde çıplaklığın ve teşhirciliğin normalleştirildiği görülürken, bazı şuursuz anne ve babalar bu bataklığa konsere giderek çocuklarını da alet etti.
Sanatçı kisveli birtakım figüranların da destek verdiği bu organizasyona yönelik dert sahibi vatandaşlar haklı tepkilerini dile getiriyor. Çıplak bir şekilde danslar ederek adeta teşhirciliği meşrulaştıran bu tür organizasyonların artık denetlenmesi gerektiğini, toplumun ciddi derecede bundan rahatsız olduğunu ve hiçbir şekilde ahlaka uygun olmadığını söylüyor. Ayrıca anneler-babalar çocuklarının bu tür çukurlara düşeceğinden dolayı endişeli.
Bu Ahlaksızlık Akımı Çocukları da Etkiliyor
Kültürel yozlaşma konser ve festival alanlarıyla sınırlı kalmıyor. Sosyal medyaya yansıyan bir görüntüde, yaşı küçük bir erkek öğrencinin “Manifest” grubunun şarkısı eşliğinde adeta bir kadın gibi dans ettiriliyor.
Bir başka görüntü ise grubun çocuklar üzerindeki tesirini daha açık biçimde ortaya koyuyor. Küçük bir çocuğun, Manifest konserine bilet alabilmek amacıyla sokakta oyuncaklarını sattığı görülüyor. Çocukların beden teşhirciliğine ve ahlaki yozlaşmaya özendirildiği bu kültürel ortam, genç zihinlerin nasıl kuşatma altına alındığını gösteriyor.
“Aile Yüzyılı” Derken Memleketi Çıplaklar Kampına mı Çevireceksiniz?
Bir taraftan “Aile Yılı” ilan edilirken, diğer taraftan aile yapısını tahrip eden, zinayı, fuhşu ve eşcinselliği normalleştiren organizasyonlara izin veriliyor. Her yıl benzer görüntülerin yaşanması, bu etkinliklerin münferit eğlencelerden ibaret olmadığını, sistemli bir projenin ürünü olduğunu gösteriyor.
Gençlerin alkol, sigara, uyuşturucu ve farklı kötü alışkanlıklarla ilk kez bu tür ortamlarda karşılaştığı biliniyor. Sanal kumar, dijital bağımlılık ve madde kullanımının gençliği kuşattığı bir dönemde, beden teşhirciliğinin de “sanat” ve “özgürlük” adı altında pazarlanması toplumsal çöküşü hızlandırıyor.
Devlet nerede?
Bu tür faaliyetlerin hiçbir sınır ve yaptırım olmadan sürdürülebilmesi, nesillerin göz göre göre ifsada sürüklenmesini devlet görmüyor mu? Millet, her kritik dönemeçte devletinin ve mukaddesatının yanında saf tutarken, Müslümanların kendi öz yurdunda kültürel ve toplumsal talepleri neden görmezden geliniyor? Bu toprakların inancına, ahlakına ve aile yapısına kast eden yapılar göz göre göre hâlâ müsamaha gösteriliyor.
Soruyoruz:
Bu ifsat faaliyetleri memleketi açık bir teşhir alanına çevirirken sivil toplum kuruluşları nerede?
Devlet yetkilileri nerede?
Her fırsatta vatan, millet ve ahlaktan söz eden medya kuruluşları nerede?
Aileyi, gençliği ve toplumun geleceğini hedef alan bu organizasyonlara festival adı altında alan açılmasına son verilmeli, sanat kisvesi altında yürütülen beden teşhirciliğine ve ahlaki yozlaşmaya karşı caydırıcı tedbirler vakit kaybetmeden alınmalıdır.




