Kendi ideolojik saplantılarını çocuğunun eğitim hakkının önüne koyan şahıs, evladını cuma günleri okula göndermeyeceğini söyleyerek tehdit savurdu. İbadet hürriyetine karşı sergilenen bu bağnaz tutum, kamuoyunda derin bir infiale sebebiyet verdi.
Milli Eğitim Bakanlığı, yeni inşa edilen binalarda ve mevcut okullarda cuma namazı kılmak isteyen talebelerin ibadetlerini rahatça yerine getirebilmeleri maksadıyla fiziki alan düzenlemesi başlattı. Öğrencilerin cuma vaktinde okul dışına çıkıp güvenlik zaafiyeti yaşamalarını önlemeyi hedefleyen karar, malum zihniyeti derhal rahatsız etti. Yedinci sınıfa geçen bir evladı bulunduğunu belirten bir veli, cep telefonu kamerasının karşısına geçerek meseleyi tamamen saptırdı ve saçma sapan ithamlarda bulundu.
Mecburiyet yalanına sarılarak tehdit savurdu
Bakanlığın attığı müspet adımı "zorunlu cuma namazı" kılıfına sokarak çarpıtan veli, çektiği görüntü kaydında çocuğunu okuldan mahrum bırakacağını söyledi. İbadet etme hürriyetini bir baskı unsuru gibi takdim eden şahıs, şu hezeyan dolu sözleri sarf etti:
"Ben çocuğumu eğitim alsın diye okula gönderiyorum, cuma namazına götüremezsiniz. Ders programında böyle bir etkinlik olursa çocuğumu cuma günleri okula göndermeyeceğim, gerekirse rapor alacağım."
Kendi zihnindeki saplantılı ideolojiyi çocuğuna dayatma telaşına düşen veli, açık bir provokasyona imza attı. Öğrencinin en temel hakkı olan maarif hakkını şahsî husumetlerine kurban edeceğini beyan eden veli, kin dolu yaklaşımıyla büyük bir tepki dalgası oluşturdu.
Konuşmasının devamında meseleyi ideolojik bir hesaplaşma zeminine çeken veli, müfredat güncellemelerini ve ders kitaplarındaki düzenlemeleri hedef aldı. Kemalist ezberleri peş peşe sıralayan şahıs; Kurtuluş Savaşı, Atatürk ve terörle mücadele adımlarını diline dolayarak hezeyanını tırmandırdı:
"Sen Kurtuluş Savaşı'nı değiştir, Atatürk'ün bütün her şeyini kitaplardan çıkartmaya çalış. Sonra gel benim çocuğuma barış sürecini anlat. İzin vermiyorum!"
Müslüman Anadolu insanının inancına ve ibadetine tahammül edemeyen bu anlayış, en ufak bir dinî serbestiyeti rejim tehdidi sayma hastalığını sürdürüyor. Cuma namazına gitmek isteyen çocuklara imkân tanınmasını dahi sindiremeyen köhne kafa yapısı, millete yabancılaşmış zümrelerin iç dünyasındaki derin hazımsızlığı açığa vurdu.
Bakanlığın kararı talebelerin emniyetini hedefliyor
Koparılan fırtınanın aksine, Milli Eğitim Bakanlığı kaynakları söz konusu kararın herhangi bir mecburiyet barındırmadığını net bir dille ifade ediyor. Yapılan tanzim, cuma namazını kılma arzusunda olan öğrencilere okul sınırları dâhilinde temiz ve emniyetli bir mekân temin etmek gayesini taşıyor. Böylece öğrencilerin cuma saatinde dışarıdaki camilere gitmek mecburiyetinde kalarak maruz kalabilecekleri kazalara ve tehlikelere mani olunması hedefleniyor.
Namaz kılmak istemeyen öğrencilere yönelik hiçbir icbarın bulunmadığı gayet açıkken, böylesi meşru ve makul bir tedbir üzerinden feveran koparmak, İslâm düşmanlığının vardığı boyutu ortaya çıkartıyor.





