Doğu Akdeniz’deki enerji denklemi ve güvenlik mimarisi, Atina-Lefkoşa(Rum)-Tel Aviv hattındaki yeni askeri iş birliği planlarıyla hareketlendi. Aralık 2025’in son haftasında gerçekleştirilen üçlü zirveler ve Yunan basınına (Ta Nea) yansıyan raporlara göre; üç ülke, kriz anlarında devreye girecek ortak bir askeri güç oluşturulması için prensipte görüşmelere başladı.
Diplomatik ve askeri kaynaklardan derlenen bilgilere göre, söz konusu oluşum henüz fiili bir ordu niteliği taşımazken, projenin kapsamı ve hedefleri bölgedeki stratejik dengeleri değiştirmeye yönelik bir "hazırlık aşaması" olarak öne çıkıyor.
İddianın Arka Planı ve Mevcut Durum
Bölge basınında geniş yer bulan ve "Demir Kalkan" benzetmeleri yapılan oluşum, şu an için daimi bir karargâhtan ziyade, modüler bir "Hızlı Müdahale Gücü" (Rapid Reaction Force) olarak kurgulanıyor.
Güvenlik kaynakları, bu yapının henüz sahada operasyonel olmadığını vurgularken, Aralık ayındaki zirvede tarafların "tehdit algılamalarının ortaklaştırılması" ve "altyapı güvenliği" başlıklarında mutabık kaldığına işaret ediyor. İsrail basını (Jerusalem Post), Gazze savaşı sonrası İsrail’in bölgesel ittifaklarını askeri bir şemsiye altına alma stratejisinin bu projeyi hızlandırdığını belirtiyor.
Gücün Yapısı: 2.500 Personel ve Hibrit Kuvvet
Masadaki planlamalara göre oluşturulması hedeflenen müşterek gücün teknik detayları şu şekilde:
-
Personel Dağılımı: Toplamda yaklaşık 2.500 askeri personel. Ağırlıklı gücün 1.000’er askerle Yunanistan ve İsrail tarafından, yaklaşık 500 kişilik desteğin ise Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) tarafından sağlanması öngörülüyor.
-
Kuvvet Çarpanları: Yapının sadece piyade unsurlarından oluşmadığı; Yunan ve İsrail Hava Kuvvetleri'nden tahsis edilecek savaş uçağı filoları ile denizaltı ve fırkateyn destekli bir donanma gücünü de kapsadığı bildiriliyor.
-
Konuşlanma Stratejisi: Daimi bir üsten ziyade, Girit, Rodos ve Güney Kıbrıs’taki hava ve deniz üslerinin "sıçrama tahtası" olarak kullanılacağı, gücün kriz anlarında hızla toplanacak esnek bir yapıda olacağı belirtiliyor.
"Enerji Kalkanı"nın Ötesindeki Hedefler
Uzmanlar, resmi açıklamalarda "kritik enerji altyapılarının korunması" gerekçe gösterilse de, projenin arka planında çok katmanlı bir stratejik kuşatma planının yattığını değerlendiriyor.
1. Boru Hattından "Kablo" Güvenliğine Geçiş
ABD'nin desteğini çektiği EastMed boru hattı projesinin rafa kalkmasıyla, İsrail-Kıbrıs-Girit-Yunanistan hattında "Great Sea Interconnector" (Büyük Deniz Bağlantısı) elektrik kablosu projesi öne çıktı. Türkiye'nin kıta sahanlığından geçmesi planlanan bu hattın döşenmesi ve korunması, kurulacak gücün birincil "resmi" misyonu olarak lanse ediliyor. Uzmanlar, bu gücün aslında bir "Jandarma" rolü üstlenerek, Türk donanmasının olası müdahalelerine karşı uluslararası bir bayrak gösterme amacı taşıdığını belirtiyor.
2. Türkiye'yi "Antalya Körfezi'ne Hapsetme" Doktrini
Yunanistan ve GKRY’nin uzun süredir yürüttüğü, Türkiye'yi Doğu Akdeniz'de dar bir kıyı şeridine hapsetme politikası, İsrail'in teknolojik desteğiyle tahkim edilmek isteniyor. İddialara göre İsrail, bu ortaklık karşılığında Rum yönetimine ve Yunanistan'a gelişmiş hava savunma sistemleri (Demir Kubbe türevleri) entegrasyonu öneriyor. Bu hamle, Türkiye'nin bölgedeki SİHA üstünlüğüne karşı bir dengeleme çabası olarak yorumlanıyor.
3. İsrail İçin "Stratejik Derinlik" Arayışı
İran tehdidine karşı coğrafi olarak dar bir alana sıkışan İsrail, Hava Kuvvetleri için "stratejik derinlik" arayışında. Yunanistan ve GKRY hava sahaları, İsrail jetleri için olası bir kapsamlı savaşta güvenli lojistik ve eğitim sahası olarak planlanıyor.
Doğu Akdeniz'de planlanan 2.500 kişilik ortak güç, şu aşamada bir "saldırı ordusu"ndan ziyade, Türkiye'nin kararlılığını test etmeye yönelik bir "caydırıcılık ve kalkan projesi" olarak değerlendirilmektedir. Ancak Türkiye'nin bölgedeki askeri ve diplomatik ağırlığı, bu tür "kâğıt üzerindeki" planların sahadaki güç dengesini değiştirmesini zorlaştırmaktadır.




