Bugün gelinen noktada, bağımsız gözlemciler ve uluslararası ilişkiler uzmanlarının analizleri, savaşın bölgesel bir toprak mücadelesinden çıkarak; Avrupa'nın siyasi kimliğini sorguladığı, ABD'nin stratejik kararsızlıklar yaşadığı ve nükleer tırmanma riskinin Soğuk Savaş'tan bu yana en yüksek seviyeye çıktığı bir "küresel sinir harbine" dönüştüğünü gösteriyor.
İşte sahadaki askeri gerçeklikler, insani kriz ve diplomatik kulislerdeki son duruma dair tarafsız ve kapsamlı bir analiz:
Askeri Stratejilerde 2026 Düğümü ve Ukrayna'nın Derin Darbe Taktikleri
Savaşın dördüncü yılı geride kalırken, Ukrayna'nın ABD ve İngiltere istihbaratı ile mühimmat desteğini kullanarak Rusya'nın iç kesimlerine (yaklaşık 800 mil/1300 km derinliğe kadar) düzenlediği saldırılar, cephe hattındaki tıkanıklığı aşma çabası olarak görülüyor. Chicago Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü John Mearsheimer gibi önde gelen uluslararası ilişkiler uzmanlarına göre, Ukrayna'nın elinde kalan son kozlardan biri olan bu "derin darbe" taktiği, savaşı devasa bir tırmanışa götürmese de Rusya'nın stratejik sabrını sınıyor.
Batılı askeri yardımların, doğrudan Rus topraklarını hedef alması, Rusya'nın ulusal güvenlik doktrininde kırmızı çizgilerin zorlanması anlamına geliyor. Analistlere göre Moskova yönetimi, yıpratma savaşının bu şekilde devam etmesine sonsuza dek göz yumamaz. Bu durum, Rusya'yı 2026 yılı bitmeden nihai bir ateşkes veya mütareke masası kurabilmek için "çok büyük ve belirleyici bir askeri harekât" düzenlemeye mecbur bırakıyor. Eğer sahadaki bu denge değiştirilmezse, zamanın Rusya'nın aleyhine işleyebileceği öngörülüyor.
Avrupa'nın "Büyük Çıkmazı" ve Bölünmüşlük
Savaşın en büyük kaybedenlerinden biri de Avrupa kıtası ve Avrupa Birliği (AB) vizyonu oldu. Savaşın beşinci yılına girerken Kiev'e destek ziyaretleri düzenleyen Avrupalı liderler, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'nin karşısına büyük ölçüde "eli boş" çıkmak zorunda kaldı.
Macaristan'ın 90 milyar euroluk kritik yardım paketini veto etmesi, Avrupa içindeki siyasi çatlağın en net göstergesi. AB yönetimi bu engeli aşacağını beyan etse de, kurumsal hantallık ve oybirliği krizleri, Avrupa'nın Ukrayna'ya vaat ettiği desteği zamanında ulaştırmasını engelliyor. Öte yandan Zelenski, sadece maddi yardım değil, Ukrayna'nın AB'ye tam üyelik tarihinin artık netleşmesini talep ediyor.
Siyasi analistlerin yorumlarına göre Avrupa, Biden yönetimi döneminde kurulan "Putin'i devirme ve Rusya'nın trilyonlarca dolarlık yeraltı kaynaklarına erişim sağlama" şeklindeki jeopolitik hesapların çökmesinin bedelini ödüyor. Kıta, tarihsel "barış topluluğu" imajını yitirmiş durumda; bir yanda savaş tamtamları çalarken, diğer yanda ekonomik küçülme ve siyasi vizyonsuzlukla mücadele ediyor.
Nükleer Tehdit: Soğuk Savaş'ı Aşan Retorik
Savaşın en kritik senaryosu ise nükleer silahların masaya gelmesi. Rus İstihbaratının iddialarına göre; Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna'ya doğrudan nükleer bomba tedarik etme hazırlığı içinde. Bu iddiaların Batı basınına ve istihbarat raporlarına yansıması bile krizin boyutunu göstermeye yetiyor.
Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev'in ifadeleriyle somutlaşan Rus resmi duruşu oldukça net: Ukrayna'nın Batı destekli nükleer bir kapasiteye ulaşması veya NATO silahlarıyla Rusya'nın nükleer üçlüsüne zarar verilmesi durumunda nükleer karşılık verilecek. Uzmanlar, Rusya'nın şu ana kadar ABD'nin doğrudan savaşa girmesini (NATO 5. Madde) engellemek için NATO ülkelerine saldırmaktan kaçındığını ancak "Batı desteği sürdükçe çaresizleşen" tarafların her an felaket getirecek bir düğmeye basabileceği uyarısında bulunuyor.
Washington'un Gündemi: Müzakere Tiyatrosu ve Orta Doğu Sapması
Savaşın uzamasının bir diğer baş aktörü olan ABD'de, Trump yönetiminin politikaları büyük tartışma konusu. Hem Avrupa Parlamentosu'nun resmi eleştirilerinde hem de bağımsız analizlerde, ABD'nin Avrupa'da kalıcı bir barıştan ziyade "kısa vadeli kendi ulusal menfaatlerinin" peşinde koştuğu vurgulanıyor.
Washington cephesinde Ukrayna için yürütülen barış müzakereleri, yetkinlikten uzak isimlerin elinde bir "Kabuki tiyatrosu" (şekli olan ama esası olmayan bir gösteri) olarak nitelendiriliyor. ABD istihbaratı (CIA ve Ulusal İstihbarat Direktörlüğü), Rusları masada tavize zorlamak için Ukrayna'yı desteklemeye devam ediyor. Rusya ise artık sadece Ukrayna ile değil, doğrudan Batı ile savaştığının farkında.
Öte yandan, ABD'nin dikkati tamamen Ukrayna'da değil. Trump yönetiminin, İsrail lobisinin baskısı ve yeni büyükelçi atamaları (tartışmalı Jonathan Pollard görüşmeleri vb.) gölgesinde İran ile yaşadığı gerilimler, Washington'u iki cepheli bir krizin içine çekmiş durumda. Uzmanlara göre, İran'a yönelik olası bir başarısız askeri operasyon senaryosu, ABD'yi Orta Doğu'da yeni bir "sonsuz savaşa" hapsedecek ve bu durum doğrudan Ukrayna'daki dengeyi Rusya lehine değiştirecektir.
Harabeye Dönen Bir Ülke
Jeopolitik satranç tahtasındaki tüm bu güç mücadelelerinin merkezinde ise ağır bir insani bedel ödeyen Ukrayna halkı bulunuyor. Birleşmiş Milletler'in (BM) son verilerine göre, savaşın dördüncü yılı biterken Ukrayna'da 10,8 milyon kişi acil insani yardıma muhtaç durumda. Ülkenin altyapısı, demografisi ve ekonomisi nesiller boyu onarılamayacak düzeyde yara almışken, NATO Genel Sekreteri'nin "Avrupa'da kalıcı barış için Ukrayna'da nihai barış şart" açıklaması, sahadaki sivil gerçeklikle uyuşmayan diplomatik bir temenni olarak yankılanıyor.
2026 yılının ilk çeyreğinde Rusya-Ukrayna savaşı; Batı'nın karar alma mekanizmalarındaki felç hali, Rusya'nın artan varoluşsal güvenlik kaygıları ve ABD'nin küresel dikkatinin bölünmüşlüğü arasına sıkışmış bir kilitlenme yaşıyor. Tarafların hiçbiri mevcut durumu kabullenmek istemezken, 2026 yılı ya savaşın daha da radikalleşerek (nükleer veya bölgesel yayılma ile) patlama yapacağı ya da ağır kayıplar nedeniyle zorunlu bir mütarekeye gidileceği bir kırılma yılı olmaya aday görünüyor.




