İstanbul Devlet Tiyatrosu tarafından hazırlanan ve Cem Zeynel Kılıç’ın yazıp yönettiği “Sumud (Gazze)” adlı tiyatro oyunu, İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde sanatseverlerle buluştu. Gazze’de yaşanan soykırım ve katliamları konu alan iki perdelik eser, İsrail’in saldırıları altında yaşam mücadelesi veren Filistinli bir ailenin yaşadıklarını sahneye taşıdı. Oyun, Filistin halkının bütün yıkım ve acılara rağmen vatanına bağlılığını, sabrını ve direnişini gözler önüne serdi.

Oyunculardan anlamlı protesto: Hanzala yüzünü dönene kadar...

Gösterimin sonunda anlamlı bir protestoya imza atıldı. Oyuncular, tiyatro geleneğinde olduğu gibi seyircileri selamlamak üzere sahneye çıkmadı. Bunun yerine perdeye, “Hanzala yüzünü dönene kadar bu oyunda seyirci selamı verilmeyecektir” ifadeleri yansıtıldı.

Tamer Karadağlı: Kayıtsız kalamazdık, kalmadık, kalmayacağız

Gösterimin ardından boynunda Filistin kefiyesiyle sahneye çıkan Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı, Gazze’de yaşanan soykırıma dikkat çekerek sanatın bu zulüm karşısında sessiz kalamayacağını vurguladı.

Karadağlı, “Bu gece burada sadece bir oyun izledik ama Gazze’de bu soykırım her gün yaşanıyor. Her gün bunu yaşayan binlerce aile var” ifadelerini kullandı.

Filistin şuuru gelecek nesillere aktarılmalı

Arapçada kararlılık, sebat ve sarsılmadan direnme anlamlarına gelen “Sumud”, Filistin halkının işgal ve zulüm karşısında topraklarına bağlılığını ifade eden önemli kavramlardan biri olarak öne çıkıyor. Bu anlayışın tiyatro sahnesine taşınması, Filistin meselesinin kültür ve sanat alanında da gündemde tutulması bakımından önem taşıyor.

Avrupa'da toplumsal öfke büyüyor: Gençler, işçiler ve Sarı Yelekliler aynı sokakta
Avrupa'da toplumsal öfke büyüyor: Gençler, işçiler ve Sarı Yelekliler aynı sokakta
İçeriği Görüntüle

Filistin meselesinin yalnızca yaşanan hadiseler karşısında gündeme gelen geçici bir duyarlılıktan ibaret kalmaması, milletin şuuruna ve gelecek nesillerin dünyasına yerleşmesi gerekiyor. Bunun yolu da Filistin davasının eğitim müfredatından tarih kitaplarına, edebiyattan tiyatroya, sinemadan kültür ve sanatın bütün sahalarına kadar işlenmesinden geçiyor. Zira İsrail ve siyonizmle mücadele, yalnızca dışarıdan gelen tesirlerden arınmakla değil, aynı zamanda kendi iç dünyamızda bu mücadeleyi besleyecek fikrî, ahlâkî ve kültürel bir şuur inşa etmekle mümkündür.

Filistin halkının direnişini, fedakârlığını ve tarihî mücadelesini yeni nesillere anlatmak, Yahya Sinvar ve Ebu Ubeyde gibi abide şahsiyetlerin mücadelelerini ve temsil ettikleri anlayışı ele almak gerekiyor. 7 Ekim’le birlikte dünya gündeminde yeni bir safhaya giren Filistin meselesi, yalnızca siyasî ve askerî gelişmeler üzerinden değil, tarihî, fikrî ve kültürel boyutlarıyla da toplumun gündeminde tutulmalıdır. “Sumud” gibi eserler, Filistin davasının milletin hafızasında kökleşmesine, gelecek nesillerin bu mücadeleyi tanımasına ve Filistin şuurunun kültür ve sanat yoluyla yaygınlaşmasına vesile olmalı.