Tanzimat’la başlayıp Meşrutiyet’le devam eden ve Cumhuriyetle zirveye ulaşan İslâm’dan uzaklaşma, içimizdeki Batılılaşmış devlet yöneticileri ve aydınların İslâm nefretleriyle önemli mesafeler almıştır. Bu teşebbüs ve hareketler her ne kadar bütünüyle bir toplumsal dönüşüm sağlayamasa da büyük ölçüde sonuç vermiş, ancak bin yıldır İslâm’ı bir dünya görüşü ve yaşama biçimi olarak kabul edip sürdüren milletimiz, insanına, tarihine, coğrafyasına yabancılaşmış bu müstağriplerle hiçbir zaman barışmamıştır. Aksine dönem dönem tepki vermiş, bedel ödemiş ve mücadelesini sürdürmüştür.

Ülkemizde büyük ve önemli ölçüde, 1940’ların başında Üstad Necip Fazıl’ın BÜYÜK DOĞU’suyla yeni ve orijinal bir fikir-sanat ve hareket biçimi ve muhtevası olarak su yüzüne çıkan Büyük Doğu, İslâmî Hareket’in Türkiye şartlarında nasıl gelişmesi ve mücadelesini sürdürmesine dair temel rayları döşemeye başlamıştı. 

Üstad Necip Fazıl’ın fiilen 1943’te ceberut CHP İktidarına karşı (özellikle yayın olarak BÜYÜK DOĞU ile) başlayan mücadelesi giderek yayılmaya, tüm Türkiye sathında karşılık bulmaya başlamış ve bünyesinden çıkan fikir, sanat ve eylem biçimleriyle toplumsal taban oluşturma sürecine girmiştir.

Üstad Necip Fazıl’la başlayıp devam eden bu muhteva ve çizgi, 1970’li yılların ikinci yarısında Büyük Doğu’yu referans alan dinamik bir genç grubun önderliğinde, 1975 yılında Salih Mirzabeyoğlu’nun kılavuzluğunda, “Gölge” Dergisi’yle meydan yerine çıkmıştır. Derginin çıkmasıyla birlikte İslâmî camianın gençleri arasında en önemli, dikkat çekici, aksiyoner ve muhtevalı bir yayın organında merkezleşen İslâmî hareketin temellerini oluşturmuştur.

Faruk Hanoğlu'nun Selma romanının tahlili Faruk Hanoğlu'nun Selma romanının tahlili

Gölge Dergisi’yle ilk defa 1975 yılında “Akıncılar” ismi telaffuz edilmiş, sadece Türkiye değil, tüm Dünya Müslümanlarının mücadelesinin sesi olma misyonu dillendirilir olmuştur. Daha sonra 1976 yılında Ankara’da bir grup genç öğrenci tarafından Akıncılar Derneği kurulmuştur.

Gölge dergisinin iki dönem devam eden yayın hayatı 1978 yılında sona ermiş, daha sonra Mayıs 1979’da yine Salih Mirzabeyoğlu önderliğinde “Akıncı Güç” Dergisi, Gölge Dergisindeki kadro ve yeni katılımlarla aynı çizgiyi devam ettirmiştir. Aralık 1979’a kadar 9 sayı devam eden Akıncı Güç, Üstad Necip Fazıl’ın dikkatini çekmiş ve dergi hakkında “Müjdelerin Müjdesi” başlığıyla önemli bir yazı kaleme almıştır. Ayrıca, Akıncı Güç’te “Işık ve İslâm’ı yenilemek” başlıklı yazılar kaleme almıştır.

Yazımıza giriş mahiyetindeki bu izahlar, Kâzım Albayrak’ın büyük bir titizlikle ve kuyumcu işçiliğiyle emek vererek kaleme aldığı “Gölge’den Akıncı Güç’e İslâmî Hareketin Temelleri” ismiyle Kökler Yayınevi’nde yayınlanan kitabından bahsetmek içindir.

Kendisinin de içinde bulunduğu kadronun 1975-1980 yılları arasında çıkardığı Gölge ve Akıncı Güç Dergileri referans alınarak İslâmî Hareketin Temelleri kitabıyla yoğun ve olaylarla dolu bir döneme ışık tutmuş Albayrak. 385 sayfalık kitapta önce Gölge Dergisi ve dönemindeki yankıları, sonra Akıncı Güç ve dönemindeki yankıları, son bölümde de Salih Mirzabeyoğlu ve İbda Fikriyatı ele alınıyor.

Albayrak, eseri takdiminde Bu çalışmamızda, İslâmî hareketin temellerini oluşturan Salih Mirzabeyoğlu’nun çıkardığı Gölge (1975) ve Akıncı Güç (1979) dergileri bütün yönleriyle (ortamı, kadrosu, etkisi, vs.) ele alınmış olup bu minvalde Mirzabeyoğlu’nun isim ve mana babası olduğu “Akıncı” teşkilâtı da incelenmiştir. Çalışmamızın ana ekseni olan 1975-1980 döneminin öncesi ve sonrasıyla bağlantılarını gösterebilmek açısından BD-İBDA Hareketine de yer yer değinilmiştir diyerek çalışmasının sınırlarını çiziyor.

Albayrak’ın çerçevesini bu şekilde çizdiği kitap 1975’li yılların siyasi atmosferinin kısa bir analizi ile Akıncıların ortaya çıkışı, Milli Selamet Partisi ve Akıncılarla ilişkisi gibi konularla detaylandırılıyor. Daha sonra Gölge’nin çıktığı zemin şartları, gençlik yapılanmaları, ideolojik kavgalar ve Mirzabeyoğlu’nun nihai olarak “İBDA” şeklinde isimlendirdiği hareketin ilk tohumlarının serpildiği dönem irdeleniyor. Gölge’nin yayınına ara vermesinden sonra, Akıncı Güç, İslâmî hareket içinde bir “güç merkezi” olarak kendisini ifade eden bir dergi ve hareketin fikri kaynakları, mücadele çizgisi ele alınıyor.

Bu eser gerek Gölge gerekse Akıncı Güç ile ilgili ilk ciddi çalışma ve kitap niteliğinde. Ülkemizin gerek akademik gerek siyasi gerekse de sivil toplum çalışmalarında üzerinde mutlaka durulması ve analiz edilmesi gereken siyasi-kültürel ve ideolojik yapılanmalara dair ne yazık ki yok denecek kadar az olan bir devrin hafızası niteliğindeki bu tür eserlere şiddetle ihtiyaç vardır. Çünkü; her dönemin siyasi-kültürel ve ideolojik muhteva oluşturan yapı ve malzemelerinin tanınması, ortaya çıkış ve gelişme şartlarının irdelenmesi mutlak bir ihtiyaçtır. Gölge ve Akıncı Güç’ün kendi zatıyla hacmi ne olursa olsun, sebep olduğu zemin ve olaylardan yola çıkıldığında önemli bir odak olduğu da anlaşılacaktır. Üstad Necip Fazıl’ın dikkatini çekecek kadar ciddi bir yayın olan Akıncı Güç’e ve onun öncesinde Gölge’ye dair bugüne kadar çalışılmamış olması çok büyük bir ihmaldir.

Albayrak, oldukça detaylı kaynak ve kişi taramaları yaparak kitabı hazırlamış. Kendisi o dönemlerde üniversite öğrencisi ve okuduğu üniversitede bir grup arkadaşıyla eylemlere ve boykotlara katılmış olmanın verdiği hafıza canlılığıyla yaşananlara şahitlik ediyor ayrıca. Kitabın bütününe bakıldığında (haklı olarak) Salih Mirzabeyoğlu’nun her adımda öne çıktığını görüyorsunuz. Zaten gerek Gölge gerekse de Akıncı Güç’te belirleyici ve yönlendirici şahsiyetin Mirzabeyoğlu olduğunu görüyorsunuz. Onun dönemin manifesto niteliğinde başyazı ve yazıları bu iki dergi ve hareketin fikrî ağırlık ve derinliğine de ışık tutuyor. O dönemdeki İslâmî hareketin gençlik kesimine büyük bir enerji veren Mirzabeyoğlu’nun yazıları da eserin içerisindeki ilgili bölümlere serpiştirilmiş. Örnek vermek gerekirse;

“İnanç, insana afyonkeş uyuşukluğu değil, bilmenin korkusuzluğunu verir…”

“Kendinden gözükse dahi aksiyona yön vermeyen tenkidin, içinde korkaklık taşıdığı…”

“Kuytularda inleme yerine, meydanlarda güç sahibi, cazibe merkezi haline gelme…”

“Gemileri yakmışız isteyerek. Çizgimize gelen gelsin.”

“Ne uzlaşma, ne teslim, ne hiçlik. Yalnız Mutlak Fikir’de birlik”

O güne kadar İslâmî metinlerden çıkarılamayan birçok muhteva, Gölge ve Akıncı Güç’te “Çağlarüstü Mutlak Fikir”, “Bütün Fikrin Gerekliliği” gibi süzmelerle “kavram” haline getirilmişti. 

Albayrak; “Gölge’nin Tesiri”nden bahsederken şunları söylüyor “Gölge, pasifizm ruhsuzluğunu reddeden liseli ve üniversiteli Müslüman gençler ile gerçek entelektüellerin özlemini duyduğu bir yayın organıydı. Gölge, Müslüman bir gence dışından değil içinden hitap etmesini bildiği gibi ne yapacağını da pratik olarak gösteriyor, örgütlenme ve kadronun ilkelerinden bahsediyor, hareketi başıboşlukta bırakmıyor, hedeflendiriyordu.”

ALBAYRAK; “Akıncı Güç’ün çıkışı ve tesiri” başlığı altında şunları söylüyor: “Gölge II. Dönemden dokuz ay sonra Salih Mirzabeyoğlu Akıncı Güç Dergisini çıkardı… Yedi aylık bir zaman diliminde dokuz sayı yayınlandı… Her sayı Akıncı Güç isminin üstünde “iyi güzel doğru yolunda” ifadesi yer alırken, logoda ise Gölge’de poster olarak kullanılan bir resim bulunur. Kadronun daha zenginleştiğini, yeni kalemlerin rol almaya başladığını da görüyoruz. Merkezde Salih Mirzabeyoğlu olup onun “Akıncı Güç çerçevesinde” üst başlığıyla yedi bölüm çıkan yazıları muhtevanın niteliğini gösteriyordu. Çıkışıyla büyük patlamaya yol açan ve Gölge’nin çizgisini zirveye taşıyan Akıncı Güç’ün iki büyük tesirinden söz edebiliriz. Birincisi, Necip Fazıl’ın gözüne değmesi ve ondan takdir alarak “Müjdelerin Müjdesi” ve “Işık” makalelerini ve Peşinden İdeolocya Örgüsü’ne ek olarak ithaf yazısını hak etmesidir….”

Zaman zaman gazete kupürleri ve fotoğraflarla da zenginleştirilen kitapta Akıncılar Derneğinin Genel Merkezi ile Akıncı Güç arasındaki fikri ihtilaflara da yer verilmiş olup bugün okunduğunda Akıncı Güç fikriyatının o günkü örgütlenme ve politikalara bakışındaki isabet de görülmektedir.

Albayrak, kitabın son bölümünde “Salih Mirzabeyoğlu ve İbda Fikriyatı” başlığıyla Mirzabeyoğlu’nun eserleri, İbda hareketinin fikri temelleri ve kendisinin Mirzabeyoğlu’yla birlikte cezaevi hatıralarına da yer veriyor. Böylece İbda’nın istikrarlı mücadele çizgisi de görülüyor.

Albayrak, kitabını şu sonuç paragrafıyla bitiriyor: “Bugün dünyada ve bölgemizde yaşanan gelişmelerden de görüyoruz ki; ülkemizle birlikte tüm İslâm âleminin kurtuluşu Büyük Doğu’nun işaret ettiği ufuk ve hedefte odaklanmaktadır. Objektif şartların tahlili, Necip Fazıl’ın bedahet hissi ve ferasetle yıllar önce, özellikle de İdeolocya Örgüsü’nde altını çizdiği temel meselelerdeki haklılığını ve geçerliliğini ortaya koymaktadır.”

Yaşananların mutlaka kaleme dökülmesi ve gelecek nesillere intikal ettirilmesi için bu tür eserlerin varlığı, geleceğe dair tasarımlar ve yapılanmalara da sağlıklı bakışı tahkim edecektir.

Kökler Yayınevi tarafından yayınlanan ve İslâmî Hareket için önemli bir zaman dilimi olarak 1975-1980 arasındaki İslâmî anlayış ve hareketi Gölge ve Akıncı Güç zaviyesinden okumak isteyenlerin mutlaka incelemeleri gereken bir kitap “Gölge’den Akıncı Güç’e İslâmî Hareketin Temelleri”

Aylık Baran Dergisi 24. Sayı Şubat 2024

Yazı: Osman Özselçuk

Gölge'den Akıncı Güç'e İslami Hareketin Temelleri KAZIM ALBAYRAK

Gölge'den Akıncı Güç'e İslami Hareketin Temelleri 2