Dünya, yapay zeka denilen ve ucu nereye varacağı kestirilemeyen bir "teknolojik istila" ile karşı karşıyayken, Güney Kore bu alanda kaosun önüne geçecek ilk kapsamlı bentleri inşa etti. Yonhap’ın haberine göre; Güney Kore Bilim ve Bilgi İletişim Teknolojileri Bakanlığı, "Yapay Zekanın Geliştirilmesi ve Güvenilirliğin Tesisi Temel Yasası"nı resmen yürürlüğe koyarak dünyada bir ilke imza attı.
Mesuliyet ve murakebe
Yürürlüğe giren bu yasa, yapay zekanın başıboş bırakılmayacağını, aksine "yanlış bilgi", "deepfake" ve diğer habis içeriklere karşı devletin eliyle sıkı bir murakabe altına alınacağını ilan ediyor. Yasada öne çıkan başlıklar ise şunlar:
-
Risk ve Mesuliyet: Şirketlere ve geliştiricilere, ürettikleri sistemlerin doğuracağı riskler noktasında ağır mesuliyetler yükleniyor.
-
Devletin Yumruğu: Hükümet; yanıltıcı içerik ve deepfake üretimiyle mücadele kapsamında, faillere karşı soruşturma açma ve ağır para cezaları uygulama selahiyetiyle donatıldı.
-
Yüksek Risk Tanımı: İnsan hayatını ve toplumsal güvenliği doğrudan etkileyen sistemler "yüksek riskli" kategorisine alınarak mercek altına alındı.
-
Dijital Damgalama: Yapay zeka mahsulü her ürün için "filigran" (watermark) şartı getirilerek, sahte ile gerçeğin ayırt edilmesi mecburi kılındı.
-
Muhatabiyet Şartı: Belirli standartları aşan küresel şirketlerin ülkede temsilci bulundurması şart koşularak, "muhatapsız teknoloji" dönemine son verildi.
Türkiye'nin imtisal ve dikkat etmesi gerekenler
Güney Kore’nin bu adımı, dünyada bir "ilk" olması hasebiyle bir dönüm noktasıdır. Lakin bizim için bu beka muhasebesine kapı aralama vasfı taşımaktadır. Türkiye; gerek millî muhafaza disiplini içerisinde, gerekse kendi değer kodlarının icapları uyarınca, bu hamleyi bir rehber olarak görmelidir. Güney Kore’nin ihdas ettiği bu mekanizmalara imtisal edilmeli; dijital sahadaki boşluklar, yabancı menşeli hareketlerin veya kontrolsüz algoritmaların insafına bırakılmamalıdır.
Kendi millî yazılımımızı ve yapay zekamızı geliştirirken; bir yandan da toplumun ahlaki ve sosyal dokusunu koruyacak bu türden sert ve tavizsiz "tedbir ve tatbikler" namına derhal harekete geçilmelidir. Zira teknolojiyi millîleştirmek kadar, o teknolojinin kime ve neye hizmet edeceğini yasal bir zırhla belirlemek de kritik bir vazifedir.
Baran Dergisi





