Filistin İslami Direniş Hareketi'nin (Hamas) silahlı kolu İzzeddin El-Kassam Tugayları'nın İsrail'e yönelik başlattığı tarihi Aksa Tufanı operasyonu daha şimdiden emperyal eskatolojide ve işgalci siyonist rejimin en son teknoloji ile korunan savunma hatlarında tarihi gediklere yol açtı. Nereden bakılırsa bakılsın bu taarruz ezberleri bozdu. İsrail ve yandaşlarının kimyasını altüst etti.

Herkes şaşkın. Zira Filistinli direnişçilerin aşılmaz denilen İsrail güvenlik sistemini kalbura çevirerek 20 dakikada 5 bin füzeyi ateşlemesi, işgal atındaki 20'ye yakın askeri ve stratejik noktayı ele geçirmesi, 100 kadar İsrailli askeri öldürmesi, 50 kadarını esir alması ve Kudüs'e kadar uzanan roket saldırılarında bulunması, işgalcileri şoke etmiş durumda.

İsrail'in güvenlik duvarlarını ve kontrol noktalarını daha önce sadece roketler ve SİHA'lar geçebilirdi. Şimdi ise sızma hareketiyle İsrail tarafındaki pek çok kritik nokta baskınlarla ele geçirildi.

İsrail yönetimi, Demir Kılıçlar koduyla savaş durumuna geçerek Gazze'yi bombardıman yağmuruna tuttu. İlk belirlemelere göre 198 Filistinliyi katletti.

Fakat İsrail'in askeri istihbaratındaki zafiyetin yol açtığı travmayı atlatması kolay olmayacak. Nitekim İsrailliler daha şimdiden toz kondurmadıkları resmi kurumlarını yerin dibine sokmaya başladı. Birçok kesim, "MOSSAD çöktü!" ve "Devlet uyuyor mu?" diyerek tepkilerini dile getiriyor.

İçimizdeki bazı aklı evveller ise Hamas'ın bu destansı başarısını lekeleme peşinde. Aşağılık zihniyetlerindeki bütün zehirli irini akıtarak konuşuyorlar.

Neymiş efendim bu saldırı İsrail'i kıyamete zorlayacak. Havadan, karadan ve denizden abluka altındaki Gazze'yi yakıp yıkacak. Çocuk ve kadın demeden 2 milyon 300 bin sivilin yaşadığı kenti yerle bir edecek. Sivilleri toplu infazlardan geçirecek. İsrail tam da budur. Soykırımcı bir rejimdir. Zaten 75 yıldır Filistin halkına karşı sistematik katliamlar yapıyor.

İhlas İhlas

Korkmamak lazım. Burada asıl dile getirilmesi gereken şey İsrail'in yapacağı vahşi saldırının mahiyeti veya çapı değil. Asıl sorulması gereken nokta şudur: Abluka altında eli kolu bağlanmış, aç ve susuz bırakılmış bir halkın direnişçileri nasıl olup da böylesi destansı bir taarruza imza attı?

Bu bakımdan '7 Ekim 2023' tarihi Filistin direnişinde bir milat olacaktır. Daha önceki çatışmalarda gerilim yavaş yavaş artıyordu. 2008'deki Dökme Kurşun Operasyonu öncesi Gazze'den artan roket saldırıları vardı.

Diğer bütün çatışmalarda tempoyu belirleyen siyonist rejimdi. Gazze'ye yönelik 2012'deki Bulut Sütunu ve 2019'daki Siyah Kuşak Operasyonu'nda da ipler İsrail'in elindeydi.

Ancak dün sabahki taarruz büyüklük ve kapsam açısından eşi benzeri görülmemiş bir askeri hamleye işaret ediyor. Hamas daha önce de çeşitli sızmalarda bulunmuştu fakat Gazze sınırındaki güvenlik duvarlarını ve İsrail kontrol noktalarını böylesine çökertememişti.

Hâsılı kelam Hamas, bu başarısıyla işgalci İsrail'in bir mitini daha yıkarak ona arka çıkan emperyal payandaları da şaşkına uğrattı. Tepkilerden anlıyoruz ki önümüzdeki süreç bu ve benzeri birçok sürprize daha gebe görünüyor.

Kaynak: Bercan Tutar, Sabah