Kurumun kullandığı müdahaleci yöntemler, göçmenlerin yanı sıra sınır dışı uygulamalarına karşı çıkan ve siyasi eleştiri hakkını kullanan ABD vatandaşlarını da takibe alıyor. Gazete, bu teknolojik yayılımın göçmenlik faaliyetleri ile siyasi protesto kültürünü dönüştüren büyük bir tehdit oluşturduğunu belirtiyor.
İç Güvenlik Bakanlığı tarafından paylaşılan veriler; yüz tanıma sistemleri, yapay zeka destekli analizler, biyometrik takip cihazları ve cep telefonu konum veritabanlarının operasyonel süreçlere dahil edildiğini kanıtlıyor. Bu araçların bir bütün olarak kullanımı, ICE’ın toplumsal gözetim gücünü daha önce görülmüş seviyelerin üzerine taşıyarak dijital denetim sınırlarını yeniden belirlemesine sebep oldu. Kurumun teknolojik altyapısındaki bu devasa genişleme, insanların mahremiyetleri üzerindeki baskıyı artırıyor.





