Kadıköy Rıhtımı’nda cami, kültür merkezi ve yer altı otoparkını kapsayan proje bir kez daha gerici Kemalistlerin itirazıyla karşı karşıya. Şehircilik, yeşil alan ve kamusal alan gibi bahanelerin arkasına saklanan itirazların merkezinde ise doğrudan cami bulunuyor.
Ayrıca proje yalnızca bir camiden ibaret değil. Kültür merkezi, yer altı otoparkı ve çevre düzenlemesini de kapsayan proje, Kadıköy’ün kamusal kullanım ihtiyaçlarını da doğrudan karşılamayı hedefliyor.
Projeye karşı çıkanlar, Kadıköy’de yeni bir camiye ihtiyaç olmadığını öne sürüyor. Ancak bölgedeki ibadethane dağılımı bu söylemi desteklemiyor. Kadıköy Rıhtımı’ndan yaklaşık 15 dakikalık yürüme mesafesinde 9 kilise ve 6 cami bulunuyor. Üstelik söz konusu kiliselerin büyük bölümü aktif şekilde faaliyet gösteriyor.
Burada mesele kiliselerin sayısı değildir. Müslüman memleketinde ibadethanelerin varlığı din düşmanları tarafından sürekli tartışmaya açılıyor. Kiliseler, sinagoglar ve diğer ibadethaneler şehir hayatının olağan unsurları kabul edilirken cami söz konusu olduğunda bir anda “fazlalık”, “betonlaşma” ve “kamusal alan kaybı” bahaneleri devreye sokuluyor.
Kadıköy’de yaşanan hadise, milletin dinine düşmanlık eden kesimin yıllardır değişmeyen bir refleksini gösteriyor. Memlekette çözüm bekleyen yüzlerce mesele bulunurken laik kesim, Müslümanların ibadethanelerini sistematik biçimde hedef tahtasına koyuyor. Camiye karşı yürütülen nefret söylemlerinin şehircilik hassasiyetinden çok, İslâmî görünürlüğe duyulan rahatsızlıkla şekillendiği açıkça görülüyor.





