28 Şubat tarihinden bu yana sistematik bir kuşatma altında tutulan Aksa, tarihin en sessiz ve hüzünlü günlerinden birini yaşadı.

İşgalci yönetimin keyfi yasakları, on binlerce Müslümanın ibadet hürriyetini gasbetti. Mukaddes mabede girişleri engellenen halk, saf tutmak için Kudüs'ün Eski Şehir bölgesindeki dar sokakları, kaldırımları ve kontrol noktalarının önündeki boşlukları kullandı. İsrail polisi tarafından kurulan barikatlar, inananların secdesi ile Mescid-i Aksa arasına set çekti.

Sistematik kuşatma

28 Şubat'ta başlayan saldırı sürecini bahane eden İsrail makamları, Mescid-i Aksa’yı insansızlaştırma politikası izliyor. Haftalardır devam eden bu abluka süresince içeride sadece Kudüs İslami Vakıflar Dairesi personeli ve az sayıda güvenlik görevlisi kaldı. Normal şartlar altında yüz binlerce kişinin akın ettiği son on günlük itikaf ve cuma ibadeti süreci, bu yıl işgal gölgesinde sadece bir avuç görevliyle sınırlı kaldı.

Türkiye başta olmak üzere; Mısır, Ürdün, Endonezya, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler, İsrail'in temel insan haklarını ve inanç hürriyetini ayaklar altına alan bu tutumuna karşı sert bir duruş sergiledi. Dışişleri bakanlıkları düzeyinde yapılan açıklamalarla, kutsal mekanların statüsünün korunması gerektiği ve ibadet hakkının engellenmesinin uluslararası hukuka aykırı olduğu vurgulandı.

Rıza Nur'dan pasaj okuyan gence 5816'dan 1 yıl 15 gün hapis cezası!
Rıza Nur'dan pasaj okuyan gence 5816'dan 1 yıl 15 gün hapis cezası!
İçeriği Görüntüle

İsrail'in güvenlik bahanesiyle yürüttüğü bu tecrit politikası, bölgedeki barış zeminini tahrip ederken, inançlara yönelik saldırgan tutumunu tescil üstüne tescilliyor.