Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta meydana gelen okul saldırıları sonrası güvenlik birimleri geniş çaplı bir operasyon başlattı. Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, suçu ve suçluyu övücü nitelikte paylaşımlar yaptığı ve kamu düzenini tehdit ettiği tespit edilen 83 kişi hakkında gözaltı kararı verildiği bildirildi. Ayrıca 940 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildi, 93 Telegram grubu kapatıldı ve şüpheliler hakkında adli süreçlerin sürdüğü ifade edildi.

Kahramanmaraş’taki saldırının ardından sosyal medya üzerinden korku ve panik yaymaya yönelik tehdit içerikli paylaşımlar yapan şahıslara yönelik de soruşturma başlatıldı. İstanbul Üsküdar’daki bir liseyi hedef gösteren mesajlar üzerine harekete geçen savcılık, bu paylaşımlarla bağlantılı 6 kişiyi gözaltına aldı. Aynı kapsamda Bursa’da da benzer içerikler paylaşan kişiler tespit edilerek yakalandı. Şüphelilerin adreslerinde yapılan aramalarda çeşitli silah ve dijital materyallere el konuldu.

Şanlıurfa’daki Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yaşanan silahlı saldırıya ilişkin yürütülen soruşturmada gözaltı sayısı 18’e yükseldi. Yetkililer, olay sonrası sosyal medya üzerinden yapılan provokatif ve tehdit içerikli paylaşımların da soruşturma kapsamına alındığını belirtti.

ÇÖZÜM SADECE BU DEĞİL!

Öte yandan, Telegram gruplarının kapatılması güvenlik açısından bir adım olarak değerlendirilse de, meselenin yalnızca platform bazlı tedbirlerle çözülemeyeceği görülüyor. Bu yapıların kısa süre içinde yeniden açılabildiği, farklı ülkeler üzerinden yayın yaparak takibi zorlaştırdığı ifade ediliyor. Yunanistan, Gürcistan ve Kıbrıs gibi farklı merkezlerden yürütülen bu faaliyetlerin, gençleri şiddete yönlendirme, zayıf gördüklerini hedef alma, baskı ve tehdit mekanizmaları kurma üzerine inşa edildiği değerlendiriliyor. Bu gruplar, gençleri suç ortamına dahil ederek hem psikolojik hem de fiilî bir suç ağına sürüklüyor.

Söz konusu yapılanmaların kendi iç iletişimlerinde cezaevini dahi bir caydırıcılık unsuru olarak görmedikleri, aksine içeride de destek bulacaklarını iddia ettikleri yönünde ifadeler kullandıkları tespit ediliyor. Bu tablo, mevcut ceza infaz sisteminin bu tür organize suç eğilimleri karşısında yeterli bir ıslah mekanizması oluşturamadığını ortaya koyuyor.

Uzmanlara göre, sadece gözaltı ve erişim engeli gibi tedbirler, bu tür dijital suç ağlarını ortadan kaldırmak için yeterli bir çözüm üretmiyor. Hem fiziki hem de ruhi boyutta disiplin ve rehabilitasyon içeren daha kapsamlı bir sistem ihtiyacı gündeme geliyor.

Atıl bırakılan, üretimden kopuk cezaevi yapısının suç eğilimini törpülemek yerine besleyebildiği, bu nedenle daha ağır ve disiplinli infaz şartlarının tartışılması gerektiği ifade ediliyor.