Asiye Uygur’un Haber Nida’daki yazısında değindiği üzere, Kızıl Çin yönetimi Doğu Türkistan’ı sadece yer altı zenginlikleriyle değil, artık "dijital diktatörlük" merkezi olarak da sömürmeye başladı. Urumçi şehrinde düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü Dijital Ekonomi Forumu, bu kirli planın en net göstergesidir. Kızıl Çin, mazlum Doğu Türkistan halkının toprağından çıkardığı enerjiyi ve veriyi alarak, yine o halkı 24 saat gözetim altında tutacak bir zindan inşa ediyor.
Kızıl Çin’in doğudaki büyük şehirlerde fabrikalar, bilgisayarlar ve yapay zekâ sistemleri çalışmak için devasa miktarda elektriğe ve enerjiye ihtiyaç duymaktadır. Kendi içlerindeki enerji bu devasa sisteme yetmediği için gözlerini Doğu Türkistan’a diktiler. Yıllardır buradaki kömürü, petrolü, doğal gazı ve suyu borularla ve kablolarla kendi sanayi merkezlerine taşıyorlardı.
Şimdi ise işi bir adım daha öteye taşıdılar. Asiye Uygur’un belirttiği gibi, adına "Doğu Verisi, Batı Bilişimi" dedikleri bir sistem kurdular. Yani Doğu Türkistan’ın enerjisiyle çalışan devasa bilgisayar merkezleri (veri merkezleri) kurarak, buradaki her türlü bilgiyi ve görüntüyü işliyorlar. Kendi ülkelerinde harcayacakları elektriği ve külfeti buraya yıkıp, elde ettikleri güçle de bir yandan Uygur insanını kontrol ediyorlar.
"Dijital Diktatörlük" ve Gözetim Kafesi
Kızıl Çin, Doğu Türkistan’da insanlara adım attırmayan bir kontrol sistemi kurmuştur.
-
Her An İzlenme: Sokaklarda, binalarda, köylerde binlerce kamera var. Bu kameralarda yüz tanıma sistemleri çalışır. Kimin nereye gittiği, kiminle konuştuğu anında bilgisayarlara düşer.
-
Telefon ve İletişim Taraması: İnsanların telefonlarına zorla bazı casus programlar yükletilir. Kimin dini kitap okuduğu, kimin akrabasıyla telefonda konuştuğu, hangi Arapça kelimeyi kullandığı bu yapay zekâ programları tarafından taranır ve suç sayılır.
-
Şüpheli SİSTEMİ: Normal bir insanın günlük hayatta yapacağı en sıradan işler bile —örneğin fazladan market alışverişi yapmak, tanıdık birine para göndermek veya caminin önünden geçmek— bu sistem tarafından "şüpheli" olarak işaretlenir.
İşte ŞİÖ Forumu'nda konuşulan "akıllı şehirler", "dijital kimlikler" ve "veri tabanları" dediğimiz şeyler, bu zulüm makinelerinin daha da geliştirilip hem bölgeye hem de Orta Asya'ya yayılması demektir.
Kendi Topraklarında Kendi Kaynaklarıyla Vuruluyorlar
Asiye Uygur’un haklı olarak vurguladığı gibi; bu işin en acı ve haysiyet kırıcı tarafı şudur: Doğu Türkistan’ın toprağı, kömürü, elektriği ve suyu alınıyor. Bu kaynaklarla devasa bilgisayar ağları kuruluyor. Ve o kurulan sistem, dönüp dolaşıp yine Doğu Türkistan’daki mazlum halkı evinde, sokağında, tarlasında ezen bir demir yumruğa dönüşüyor.
Kızıl Çin, bu zulüm mekanizmasını dünyaya "bakın burada teknoloji geliştiriyoruz, refah getiriyoruz" diye pazarlamaya çalışıyor. Masum kelimeler arkasına gizledikleri bu dijital ağ, Uygur halkının kökünü kazımak, hareket alanını tamamen yok etmek ve insanı insana kırdırmak için kurulan modern bir kölelik tezgahı işlevi taşıyor.




