Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyor ki: “Allah yolunda cihad eden (mücahid); hiç ara vermeden sürekli oruç tutup sürekli namaz kılan kimse gibidir.  Kimin kendi yolunda cihad ettiğini en iyi bilen Allah’dır. Allah, kendi yolunda cihad eden mücahidi; ya ruhunu alıp Cennete koyma, ya da ecir veya ganimetle salimen evine döndürme konusunda kefil oldu.[1]

Oruç ve Cihad

Ramazan ayı, oruç ve Kur’an, ibadet ve taat ayı olduğu gibi; aynı zamanda sabır ve cihad, fetih ve zafer ayıdır. Ramazan; yeme-içme, istirahat, uyku ve atalet mevsimi değil, nefis terbiyesi ve irade eğitimi mevsimidir.

Allah’a bağlılık ve itaat duygusunun zirvede olduğu, mü’minlerin iman ve heyecanının coştuğu, rahmet ve şefkat hislerinin kat kat arttığı bu ay, en güzel cihad ve tebliğ mevsimi olarak değerlendirilmelidir.

Oruç ve cihad, birçok ortak noktaları bulunan iki önemli ibadettir. “Oruç benim içindir. Onun mükâfatını bizzat ben vereceğim”,[2] şeklindeki hadis-i kudsî ile orucun sevabını bizzat kendisi verecek olan Cenab-ı Hak; Allah yolunda cihad eden mücahid kuluna ya şehitlik ya da gazilik rütbesi vererek cihadın sevabına da bizzat kendisi kefil olmuştur.

Oruç; yeme, içme ve şehveti dizginleme; cihad ise, açgözlülük ve dünya hırsını dizginleme vesilesidir. Oruçta nefse galip gelme arzusu, cihadda ise İslam düşmanlarına galip gelme arzusu bulunmaktadır. Cihaddaki fedakârlık, sabır,  tahammül, itaat ve ihlas oruçtan mülhemdir.

Hadisimizde mücahidin ecir ve mükâfatına işaret edilirken; sürekli namaz kılıp sürekli oruç tutan kimse ile karşılaştırılması gayet anlamlıdır. Mücahidin sevabının büyüklüğü, sürekli oruçlu ve daima namazda olan kulun elde edeceği sevabın büyüklüğüne benzetilmiştir. Cihadın, oruç ve namaz gibi ibadetlerle karşılaştırılması cihad ibadetinin Cenab-ı Hak nezdindeki değerini ve büyüklüğünü göstermektedir.

Ramazan Ayında Gerçekleştirilen Fetih ve Zaferler[3]

Şanlı İslam tarihinde birçok önemli fetih ve zafer, Allahın izni ve yardımıyla Ramazan ayında gerçekleştirilmiştir. Bu vesileyle Ramazan ayı, tarihî fetih ve zaferleri kutlama ve yeni fetihlere yönelme mevsimidir.

İslam tarihinde Ramazan ayında gerçekleşen küçüklü-büyüklü bütün fetih ve zaferlere burada temas etmemiz mümkün değildir. Bu zaferlerden en önemlileri şunlardır:

Büyük Bedir Zaferi:

Hicretin ikinci yılı 17 Ramazan Cuma günü (13 Mart 624) elde edilen bu zafer; tarihin kaydettiği büyük zaferlerden biri idi. Bedir, Medine’nin 120 km. kadar güneybatısında, Kızıldeniz sahiline 20 km. uzaklıkta, eski Mekke yolu üzerindedir. Mekke ticaret kervanı Bedir’den geçiyordu.

Bedir, iman uğruna babanın oğluyla, kardeşin kardeşle çarpıştığı ilk savaştı. Bedir Zaferi, Allah’ın lütfünün meleklerin desteğinin, Ramazanın bereketinin ve mü’minlerin azminin tecellisi idi. Bedir’de 305 kişilik sayıca küçük İslâm Ordusu, kendisinin üç katı kadar olan müşrik ordusunu açık farkla yenmişti.

Bu savaşta, Müslümanların, İslâm’ın ve özellikle Peygamberimiz’in en büyük düşmanı Ebu Cehil başta olmak üzere müşriklerin liderlerinden ve ileri gelenlerinden çok kimse hayatını kaybetmişti. Müşriklerden yetmiş kişi öldürülmüş, Müslümanlar ise on dört şehit vermişlerdi.

Böylece İslam tarihinde Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in katıldığı ilk savaş zaferle sonuçlanmış, müslümanlar sürur ve saadete ermişlerdi.

2.Mekke’nin Fethi:[4]

Hicretin sekizinci yıl 20 Ramazan günü Allah Rasûlü (s.a.v), on bin sahabî ile birlikte Medine’den Mekke’ye hareket etti. Sahabe oruçlu olarak yola devam ettiler. Küdeyd suyunun yanına geldiklerinde Peygamberimiz orucunu açtı. Bunun üzerine ashab-ı kiram da oruçlarını açıp yola devam ettiler. Mekke yakınlarında Merru’z-Zahran (bugünkü adıyla Vadî Fatıma) denilen yerde konakladılar, geceyi orada geçirdiler. Allah Rasûlü’nün komutasındaki Fetih Ordusu, Mekke’ye Hicretin sekizinci yıl 27 Ramazan Çarşamba günü girdi.

Fetihle birlikte Mekke’de yeni bir dönem başladı. Hakkın hakim, batılın yok olduğu, küfür ve tuğyanın, zulüm ve halksızlıkların sona erdiği, iman ve ihsanın, şefkat ve kardeşliğin hakim olduğu yeni bir dönem… Hicretin sekizinci yılı Ramazan bayramı Mekke’de bambaşka bir coşku ile kutlandı. Mekke’nin Fethi, Ramazan’ın lütuf ve bereketlerinden biri olarak tarihe geçti.

Tebük Gazvesi:

Hicretin 9.yılında Receb ayında sıcak yaz günlerinde Peygamberimiz Tebük’e bir sefer düzenlemişti. Bu gazve, Peygamberimiz’in bizzat katıldığı son askerî harekât idi.

Tebük, Medîne ile Şam arasında, Bizans İmparatorluğu sınırında bir kasaba idi. Bu harekâtta her ne kadar Bizans ordusu ile İslâm ordusu çarpışmadıysa da, bu harekât ile dünyanın gözü, Medine’de yeni kurulan genç İslam Devleti’ne çevrilmiş oldu. İslam Ordusunun Tebük Gazvesinden dönüşü Ramazan ayına rastlamıştı.

Kadisiyye Zaferi:

Hz. Ömer (r.a) döneminde hicretin 14. yılı Ramazan’ında milâdî 636 yılında Sa’d b. Ebî Vakkas komutasındaki otuz bin kişilik İslâm Ordusu, yüz yirmi bin kişilik Mecusî İran Ordusuna karşı Kadisiyye Zaferini elde etti. Bu zafer İslam Ordusunun en parlak zaferlerinden biri idi.

Bu zaferle, müslümanlara Orta Asya’nın kapısı, Medain yolu açılıyordu. İran Sasanî İmparotorluğu yıkılıyor, Acem diyarı bir İslam ülkesi oluyor, böylece İslam tarihinde yeni bir dönem başlıyordu.

Rodos Adası’nın Fethi:

Hicrî 53 yılı Ramazan ayında Rodos adası İslam Orduları tarafından fethedildi. Bu stratejik adada şövalyeler ve korsanlar yönetimi yerine artık adaletli emirler yönetimi başlayacaktır.

Endülüs’ün Güney Kıyıları Zaferi:

Cebel-i Tarık boğazını geçtiğinde gemileri yakarak düşmana doğru korkusuzca ilerleyen Tarık b. Ziyad komutasındaki İslam Ordusu, Hicrî 91 yılı Ramazan ayında Endülüs’ün güney kıyılarını fethetti.

Endülüs’in Fethi:

Hicrî 92 yılı Ramazan’ında İslâm Ordusu ilk defa bugün İspanya olarak bilinen Endülüs topraklarında düşman ordularını mağlup etti. Böylece müslümanlar için dört asır sürecek olan Endülüs İslam Medeniyetini inşa etmenin ilk adımı atılmış ve Avrupa’ya iman ve ahlak, ilim ve medeniyet meşalesi götürmenin yolu açılmış oldu. Avrupa’ya İslâm Güneşi doğdu.

Safed Kalesi Zaferi:

Safed, daha çok dindar, muhafazakâr Yahudilerin yerleştiği Kudüs’e çok yakın bir kasaba idi. Safed, Hicrî 584 yılında Salahaddin Eyyûbî tarafından fethedili.

İhlâs, tevazu ve ilim abidesi, kahraman komutan Salâhaddîn Eyyûbî, cihad siyaseti ile İslamî gayret ve heyecanın odak noktası idi. Haçlı ordularına karşı zaferden zafere koşan yiğit komutan Salahaddin Eyyûbî, askerlere Ramazan’ın ilk günlerinde hareket emrini vermişti. Ramazan’da istirahat etmesini söyleyen komutanlara Salahaddin Eyyûbî: “Ömür kısa ve ecel belli değil”, diyordu. Zorlu bir mücadeleden sonra nihayet Ramazan ayı ortalarında Safed kalesi ele geçirildi.

Ayn Calut Zaferi:

Hicrî 658 yılı Ramazan’ında (Miladî 1260 yılında)  Mısır Memlükîleri, Filistin’de Ayn Calut denilen yerde; Türkistan, Irak ve İran’ı harebeye çeviren ve batıya doğru hızla ilerlemekte olan Moğol ordularını yendiler.  Moğollar o tarihte henüz İslam’ı kabul etmemişlerdi.

Hokkabazlık jestleriyle milli şuurumuz uyanmaz Hokkabazlık jestleriyle milli şuurumuz uyanmaz

Mısır Memlük Sultanı Kutuz, Moğollar’ın art arda gelen tehditlerine boyun eğmedi, halkı büyük bir savaş için hazırlanmaya çağırdı. Nihayet büyük bir orduyla, Filistin’e doğru harekete geçti. Öncü birliklerin komutanı Baybars idi. İki ordu, Ayn Calut denilen yerde karşılaştılar. Bazı rivayetlere göre; Hz. Davud (a.s) da Calut’u Ayn Calut’ta yenmişti. Bu haber, müslümanların güven ve gayretlerini tazeledi.

Ayn Calut’ta kanlı çarpışmalardan sonra Moğol ordusu, eşine az rastlanır acı bir yenilgi almıştı. Moğollar, Şam’dan Bağdat’a doğru çekilmeye başladı. Bütün İslâm dünyası bu büyük zaferin sevincini yaşadı. İslâm ülkeleri Moğol tehdidinden kurtulmuş, Kudüs’ün fethine giden yolda bir adım daha atılmıştı.

Bu zafer, sadece İslam Tarihinin değil, dünya tarihinin en önemli zaferlerinden biri idi. O tarihte ne Ortadoğuda ne de Avrupa’da Moğolların karşısında duracak bir güç yoktu.  İslam Dünyasına korku salan, yenilmek nedir bilmeyen Moğol Ordusu, İslam Ordularının bu zaferiyle ilk defa yenilginin tadını atmış oldu.

Bu zaferlerin Ramazan ayında gerçekleşmesi Ramazan ayının atalet ve tembellik değil, cihad ve zafer ayı olduğu gerçeğini gözler önüne sermektedir.

***

Bu vesileyle feyizli ve bereketli Ramazan ayının cihad ve fetih ayı olduğu, unutulmayacak tarihî zaferlere şahit olduğu bir kez daha hatırlanmalıdır. Şu anda dünyanın değişlik bölgelerinde Allah için cihad eden mücahidlere maddî-manevî açıdan destek olunmalı; Ramazan ayının yeni fetih ve zaferlere vesile olması için gönülden niyaz edilmelidir.

Ramazan; oruç ve Kur’an tilâvetiyle, takva ve ihlâsla, ikram ve ihsanla değerlendirildiği gibi; Hak Yolda sabır ve tahammülle, cihad ve tebliğle de değerlendirilmelidir.

[1] Buharî: Cihad 1, 6/6 Hadis No: 2787; Müslim:İmare 104; Nesaî:Cihad 14; Malik,Muvatta, Cihad 2.

[2] Buharî: Savm 2; Müslim:  Sıyam 160; Tirmizî:  Sıyam 54; Nesaî: Sıyam 41; İbn Mace: Sıyam 1; Malik, Muvatta: Sıyam 58.

[3] el-Cündiyyü’l-Müslim dergisi, sayı 32, Riyad, 1984/1404.  s. 6-10, “es-Sıyam ve’l-Cihad”

[4] bkz.Yeni Dünya Dergisi, sayı 135, Ocak 2005, “Yeni Fetihlere Doğru”  başlıklı makalemiz

Prof. Dr. Halil İbrahim KUTLAY