Hadise, Manisa'nın Turgutlu ilçesindeki İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde patlak verdi. 34 yıllık tecrübeye sahip Felsefe Öğretmeni Ramazan Avuşmak, 6 Mart 2026 tarihinde girdiği derste tahtaya "Güzel düşünen güzel görür, güzel gören hayattan zevk alır!" sözünü yazarak öğrencilerinden sanatla alakalı bir söz söylemelerini istedi.
Bir öğrencinin "Bu söz Atatürk'ün mü?" sorusu üzerine Ramazan Hoca, "Atatürk'ün sanatla, felsefeyle herhangi bir alakası yoktur. Atatürk asker ve savaşçı bir insandır." cevabını verdi.
İçerisinde hakaretin yanından dahi geçecek ifadeler bulundurmayan bu söz, sınıftaki bazı öğrencilerin "Hocam sen Atatürk’ü sevmiyorsun" şeklindeki çıkışlarına ve ardından okul idaresine yapılan planlı bir şikayete konu oldu. Netice? 34 yıllık bir muallim, bir "çocuk beyanıyla" sanki azılı bir katilmişçesine olağanüstü bir hızla tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Ramazan Hoca'nın ifadesi
Gazeteci Serdar Arseven tarafından yayınlanan savcılık ifadesi, ortada bir "hakaret" veya bu niyetin olmadığını apaçık şekilde gösteriyor lakin ne çare? Ramazan Hoca ifadesinde süreci şöyle anlatıyor:
"Süleyman isimli öğrencim 'Bu söz Atatürk'ün sözü değil mi?' diye sordu. Ben de kendisine 'Atatürk'ün sanatla, felsefeyle herhangi bir alakası yoktur. Atatürk asker ve savaşçı bir insandır' dedim. Bunun üzerine 'Hocam sen Atatürk'ü sevmiyorsun' dediler. Ben de 'Ne alakası var, sevip sevmemekle' dedim."
Hocanın bu daha doğal nasıl olacağını bilemediğimiz cevabı, 5816 giyotinini işletmek isteyenler tarafından "hakaret" kılıfına sokuldu. Bir insanın başka yeteneklerden ziyade asker ve savaşçı kimliği olduğunu söylemek ne zamandan beri suçtur? Eğer bu memlekette bir hocanın rejimin dayattığı kutsallar hakkında aleyhte konuştuğu iftirası atılması bile hapis sebebiyse, o kürsüleri kaldırın, yerine putlarınızı dikin, bundan böyle dersi onlar anlatsın!
Şikayetin arkasında Kemalistlerin kumpası mı var?
Savcılık ifadesinde konuşan Ramazan Hoca’nın okulda Ramazan ayı münasebetiyle manevi etkinlikler yapmak istemesinin, okulun "laik yobaz" müdüriyeti ve Kemalist çevreleri tarafından büyük bir nefretle karşılandığını söylüyor. Uzun süredir hocayı hedef tahtasına koyan bu Kemalist güruh, öğrencileri birer "muhbir" olarak kullandığı, muallime karşı pusu kurduğu tahmin edilmektedir.

Tutuklama kararının ardından bazı öğrencilerin pişman olup ifadelerini geri çekmek istemesi, baskı ve yönlendirmenin boyutlarını kanıtlar niteliktedir. Bazı öğretmen ve idarecilerin, çocukları "Böyle ifade verin" diye tembihlediği iddiaları, bu kumpasın ne kadar organize bir "fikir infazı" olduğunu ortaya koymaktadır.
Katillere "şefkat", muallime "kelepçe"!
Bu hadiseyle bir kez daha gördük ki; bu memlekette adam öldüren, uyuşturucu satan, cana kıyan çocuklar "suça sürüklenen çocuk" zırhıyla korunup sokaklara salınırken; bir öğretmenin üzerine atılan iftira çabucak en ağır suç sayılıyor. Katillere gösterilen müsamahanın binde biri, 34 yılını bu milletin evlatlarına adamış bir öğretmenden esirgeniyor.
5816 sayılı kanun, bugün Müslüman Anadolu evladının ensesinde boza pişiren bir cellat satırı gibi kullanılmaktadır. Müslümanların üzerinde bu denli baskıya dönüşmüş başka türlü bir şey düşünülebilir mi?
Sosyal medyada tepkiler büyüdü
Ramazan Hoca’nın tutuklanma haberi sonrası sosyal medyada #5816SayılıKanunKaldırılsın ve #RamazanHocayaÖzgürlük etiketleri altında toplanan vatandaşlar, bu hukuksuzluk ve 5816 cenderesine tepki koydu.





Yapılan paylaşımlarda; 34 yıllık bir muallimin "fikir hürriyeti" adına zindana atılmasının kabul edilemez olduğu vurgulanırken, iktidara ve yargıya "bu pranga kanunu 5816'yı söküp atın" çağrıları yapılıyor. Halkın bu haklı isyanı, sadece Ramazan Hoca’ya destek değil, aynı zamanda on yıllardır bu milletin ensesinde boza pişiren Kemalist vesayet rejimine çekilen bir resttir.
Ramazan Avuşmak derhal hürriyetine kavuşturulmalı, ona bu tezgâhı kuran "müdür" kılıklı provokatörler ve işbirlikçileri misliyle cezalandırılmalıdır.
Ve en önemlisi delilsiz mesnetsiz, birkaç çocuğun şikayetine dayanan iddialarla dahi bayram günü senelerini eğitime vermiş bir öğretmene böyle haksızca zulmetmenin aracına dönmüş 5816 garabeti ve illeti derhal ama derhal KALDIRILMALIDIR. Sabrın doruklarına ulaştığımız anları yaşamaktayız.




