ANKASAM Başkanı Prof. Dr. Mehmet Seyfettin Erol: Amerika’da “Beyazın Beyazla” Savaşı!

Röportaj 19.01.2021, 15:17
ANKASAM Başkanı Prof. Dr. Mehmet Seyfettin Erol: Amerika’da “Beyazın Beyazla” Savaşı!

Amerikan kongresine yapılan baskın hakkındaki görüşlerinizi alabilir miyiz?

ABD, temelde bir sistem kriziyle karşı karşıya… Bu yaşananlar bir güç mücadelesinin, hesaplaşmanın unsurlarıdır. ABD’de Donald Trump vesilesiyle yaşananlar sadece buz dağının görünen yüzüdür. Krizin sokaklara taşması da, bundan sonra nasıl seyir alabileceğini önemli derecede gösteriyor. Amerikan devleti yahut bu operasyonu çekenler hâdisenin sokaklara taşmasıyla birlikte ciddi bir endişeye kapılmıştır. Trump’a yönelik azil süreci de, bu endişenin bir sonucudur ve bundan sonraki hamlelere yönelik ön alma adımıdır. Trump’ın olayların sebebi olarak gösterilmesi yanlış. Trump, ABD’deki yapısal sorunların gündeme taşındığı en son krizin adıdır. Küreselciler ile Trump’la özdeşleşen Amerikan milliyetçileri arasında bir güç mücadelesi var. Amerikan milliyetçileri Trump üzerinden, küreselci yapıya karşı ABD’nin bağımsızlığı için bir savaş başlatmıştır.

Kapitol’ü basanlar da bu düşünceyle hareket ediyorlar…

İnsanlar Siyonizm’in etkisinden kurtulmaya yönelik mücadele yürütüyor. Amerikan milliyetçileri, İsrail ve Siyonizm’e yapılan hizmetten rahatsız.

Ama Trump, İsrail’i en çok destekleyen başkanlardan biriydi.

Trump Evanjelik kimliğiyle öne çıktı, doğru. Damadı da Kushner, evet. Fakat Trump’ın söylemleriyle, eylemleri arasında bir tutarsızlık vardı. Trump, “First America! (Önce Amerika!)” diyordu. Dolayısıyla Amerika’nın tekrar süper güç olabilmesi, başkalarının projelerinin peşinde koşan aktör olmaması, toparlanması için içe dönük hareket etmesi gerektiğini savunuyordu. Büyük İsrail Projesi’nden ve Suriye’den çekilmeyi de bu bağlamda düşünebiliriz.

Trump’ın izlemek istediği politika şuydu: “Afganistan, Suriye ve Irak’tan çekilelim. Himayeci politikalarla ABD ekonomisini güçlendirelim, kaldığımız yerden de devam edelim!” Trump iktidara geldiğinde, balkon konuşmasında, ABD’nin geleceğine dair endişeleri ve bu bağlamda ne tür iç-dış politika yapacağının mesajlarını vermişti. Trump’ın balkon konuşması çok önemliydi. “ABD’nin en temel problemi ekonomisidir.” diyerek, “Ekonomi çöküşte, ABD’nin bugünkü hâle gelmesinin en büyük sebebi, Çin’dir. Çin’in izlediği siyaset, ABD’ye zarar vermektedir. Eğer bunun önüne geçemezsek, ABD kendi içinde büyük bir kaos yaşayacak. Ülke kendi içinde büyük bir hesaplaşmaya gidecek. Bunu engellemek için tekrar ekonomiyi toparlamamız lâzım. Bunun için de hem maliyetleri azaltmak, hem de himayeci politika kaçınılmazdır.” ifadelerini kullanmıştı. Bunları yapabilmek için de, Siyonist-Evanjelik kesime, “Başkentiniz Kudüs olsun istiyorsunuz, öyle mi? Tamam alın.” dedi. Fakat bunun devamlılığı için ABD’nin askerî gücünün Ortadoğu’da olması gerekiyor. Dolayısıyla burada bir tutarsızlık doğuyor. Amerikan ordusunun Suriye ve Irak’ta “yarım kalmış işleri” İsrail adına tamamlaması lâzımdı… Neydi, “Büyük Kürdistan” ya da “BOP Kürdistan’ı!” Bunları yapmadan bölgeden çekilmek istedi Trump. Güvenlik danışmanından tutun da, çevresindeki diğer yetkililerin istifası bundan dolayıydı. Trump’ın sonu, Suriye’den çekilme kararıyla geldi.

Yahudilerin seçimlerde Trump’ı desteklememelerinin sebebi de bu.

Kesinlikle! Şunu da söyleyeyim, Biden birtakım taahhütlerle geldi, diyet borcunu ödemeye çalışacak. Fakat ABD’deki yapısal sorunlardan dolayı Ortadoğu’da yapabileceği çok bir şey yok. İç sorunlarıyla uğraşmak zorunda kalacak. Bir süre sonra belki de Biden, Trump’ı anlayacak ve belki de Trump’ın çizgisine girecek. Kongre baskınında görülmüştür, bir zamanlar Afganistan’da, Suriye’de, Irak’ta görev yapmış askerler de oradaydı. ABD milliyetçiliğinin temelinde ordu vardır. Dolayısıyla son hâdiseler ve kongrenin basılmış olması 1) otorite boşluğundan, 2) otoriteler arasındaki güç mücadelesinden kaynaklanmaktadır. Sorunun adı “Trump” gibi gözükmekle birlikte, kongrenin basılmış olması sorunun büyüklüğü hakkında derin bir fikir veriyor. Kongre ikinci defa basıldı diyorlar. Birisi 1812-1814 biliyorsunuz. Yakılıp, yağmalanmıştı. 1812-1814 arası ABD İngiltere’ye savaş açmıştı. ABD ordusu yenilince, İngilizler tarafından kongre de yakalanıyor. Bugün ise ABD kongresini kendi halkı basıyor. Savaş, bir ülkeyi bir araya getirir. Ama bugünkü hâdise ABD halkının kendi içinde bölünmesi ve iç savaş sinyallerini veriyor. Bir de bu beyazların, beyazlarla savaşı. Hispaniklere ve zencilere yer yok. Aynı ABD iç savaşında olduğu gibi.

Teşekkür ederiz vakit ayırdığınız için.

Ben de teşekkür ediyorum.

Baran Dergisi 731.Sayı

Yorumlar (0)
18
açık
Namaz Vakti 27 Kasım 2021
İmsak 06:28
Güneş 07:58
Öğle 12:57
İkindi 15:23
Akşam 17:45
Yatsı 19:10
Günün Karikatürü Tümü