İsrail Dışişleri Bakanlığı tarafından Perşembe günü gönderilen telgrafta, İsrail'in gelecek haftaki Uluslararası Adalet Divanı duruşması öncesinde diplomatik eylem planını gösteriyor: İsrail'in Gazze'deki askeri harekatını askıya almasını emreden bir tedbir kararı vermemesi için mahkeme üzerinde uluslararası baskı oluşturmak amaçlanıyor.

Güney Afrika davayı geçen hafta açtı. 84 sayfalık özette İsrail'in Gazze'deki askeri harekatının, soykırımı "ulusal, etnik, ırksal veya dini bir grubu tamamen veya kısmen yok etmek amacıyla işlenen fiiller" olarak tanımlayan 1948 Soykırım Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal ettiğini savunuyor.

ABD basını: Washington, İsrail'den esir takası müzakerelerine heyet göndermesini istedi ABD basını: Washington, İsrail'den esir takası müzakerelerine heyet göndermesini istedi

Güney Afrika, İsrail'in Gazze'deki eylemlerinin "soykırım niteliği taşıdığını çünkü enklavdaki Filistin nüfusunun önemli bir bölümünün yok edilmesini amaçladığını" iddia ediyor.

İsrail davayı derhal "temelsiz" olarak reddetti, ancak - uluslararası mahkemelerdeki önceki davalardan farklı olarak - Soykırım Sözleşmesini imzaladığı için mahkeme önüne çıkmaya karar verdi. İsrail UAD'de İngiliz avukat Malcolm Shaw tarafından temsil edilecek.

Pretoria mahkemeden, dava devam ederken İsrail'in Gazze'deki askeri harekatını askıya almasını emretmek de dahil olmak üzere acil geçici tedbirler almasını istedi.

İsrail Dışişleri Bakanlığı'nın telgrafında İsrail'in "stratejik hedefinin" mahkemenin ihtiyati tedbir talebini reddetmesi, İsrail'in Gazze'de soykırım yaptığına karar vermemesi ve İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nde uluslararası hukuka uygun olarak faaliyet gösterdiğini kabul etmesi olduğu belirtiliyor.

Axios'un bir kopyasını üç farklı İsrailli yetkiliden aldığı telgrafta "Mahkeme tarafından verilecek bir kararın sadece hukuk dünyasında değil, pratikte ikili, çok taraflı, ekonomik ve güvenlikle ilgili önemli potansiyel sonuçları olabilir" deniyor.

İsrail Dışişleri Bakanlığı yorum yapmayı reddetti.

"Aşağıdaki doğrultuda derhal ve kesin bir kamuoyu açıklaması yapılmasını talep ediyoruz: ÜLKENİZİN İsrail'e karşı yapılan en çirkin, saçma ve temelsiz iddiaları reddettiğini kamuoyuna açık ve net bir şekilde ifade etmesini istiyoruz."

Telgrafta, 1948 sözleşmesi uyarınca soykırımın, yok etme niyetiyle birlikte nüfusun hayatta kalmasına izin vermeyen koşulların yaratılması olarak tanımlandığı savunuluyor.

Bu nedenle, İsrail'in Gazze'deki nüfusa insani yardımı arttırma ve öldürülen sivillerin sayısını azaltma çabalarının vurgulanmasının "kritik önemde" olduğu belirtiliyor.

Telgrafta, İsrail büyükelçiliklerine en üst düzeydeki diplomat ve siyasetçilerden "İsrail'in Gazze'ye insani yardımı arttırmak ve sivillere verilen zararı en aza indirmek için [uluslararası aktörlerle birlikte] çalıştığını ve soykırımcı bir terör örgütünün 7 Ekim'deki korkunç saldırısından sonra kendini savunmak için hareket ettiğini kamuoyuna açıklamalarını" istemeleri talimatı verildi.

İsrailli büyükelçilere 11 Ocak'ta başlayacak oturumdan önce bu tür açıklamaları elde etmek için acilen çalışmaları talimatı da verildi.

Başbakan Benjamin Netanyahu'nun onlarca dünya liderine aynı doğrultuda mektuplar göndereceği söylendi.

Biden yönetimi Güney Afrika'nın itirazını çoktan reddetti.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü John Kirby Çarşamba günü yaptığı açıklamada, "Bu başvuruyu haksız, verimsiz ve hiçbir temele dayanmayan bir başvuru olarak görüyoruz" dedi.

Ancak aralarında Türkiye ve Ürdün'ün de bulunduğu Filistinlileri destekleyen ülkeler davaya destek verdi.

UAD kararları bağlayıcı olsa da uygulanması zordur. Rusya geçen yıl Ukrayna'yı işgalini durdurması için mahkemenin verdiği emre karşı çıkmıştı.