Ebu Şebab Örneği
Bu karanlık yapıların başını çeken isimlerin geçmişi, ihanetin boyutunu açıkça ortaya koyuyor. Hamas yönetimi tarafından daha önce adli suçlar sebebiyle parmaklıklar ardına gönderilen Yaser Ebu Şebab, savaşın kaosundan faydalanarak serbest kaldıktan sonra siyonistlerle kirli bir ittifaka girdi. Refah’ın doğusundaki işgal kontrol noktalarında konuşlanan bu şahıs, halka giden insani yardımları yağmalayarak işgalcinin "alternatif güç" arayışına hizmet etti. Siyonist rejimin Kerem Ebu Salim Sınır Kapısı’nda bu çeteye alan açması, Gazze’nin iç cephesini çökertme planının bir parçası olarak kayıtlara geçti.
Yeni isimler: "Sarı Hat" hainleri
Ebu Şebab’ın gebermesinin ardından bayrağı devralan Gassan ed-Dehini ve diğer bölgelerdeki suç ortakları, ihaneti daha ileri bir boyuta taşıdı. Güneyde Husam el-Esdal, doğuda Rami Halis ve kuzeyde Eşref el-Mansi gibi isimlerin liderliğindeki bu çeteler, kendilerini "halk gücü" gibi isimlerle maskelese de, eylemleri gerçek yüzlerini gösterdi. Özellikle Rami Halis çetesinin Şucaiyye’de sivillere ateş açması ve işgalcinin talebiyle yerleşim alanlarını boşaltmaya zorlaması, bu yapıların Filistin halkının değil, doğrudan siyonistlerin emrinde olduğunu kanıtlıyor.
Son bir ay içerisinde direnişin güvenlik birimlerine yönelik gerçekleştirilen saldırılar, ihanetin ulaştığı yeni seviyeye sebep oldu. Orta Gazze ve Han Yunus’ta gerçekleştirilen suikastlarda kullanılan susturucu takılı özel silahlar, vücut kameraları ve hatta tanksavar mühimmatları, bu hainlerin doğrudan siyonist istihbaratı tarafından silahlandırıldığını belgeliyor.
- Ahmed Zemzem Suikastı: 14 Aralık 2025'te Megazi Kampı'nda siyonist destekli hainlerin pususuyla gerçekleştirildi.
- Mahmud el-Esdal Suikastı: 12 Ocak’ta Han Yunus’ta, yine terörist İsrail'den eğitim almış şebeke üyeleri tarafından icra edildi.
Husam el-Esdal gibi isimlerin geçmişte siyonist istihbaratından eğitim alması ve 2018’de Malezya’daki Fadi el-Batş suikastında rol alması, bu grupların birer suç çetesinden ziyade, "yerli siyonist" hücreler olduğunu teyit ediyor.
Hainlere Gazze’de yer yok
Gazze yönetimi ve güvenlik güçleri, bu ihanet şebekesine karşı alarm seviyesini en üst noktaya çıkardı. İşgalciyle iş birliği içine giren ve halkın kanına giren bazı aşiret uzantılarına yönelik operasyonlar, caydırıcı birer tokat niteliği taşıyor. Direniş birimleri, suikast tehditlerine karşı güvenlik protokollerini sıkılaştırırken, halkın arasına sızmaya çalışan bu paralı askerlerin kökünü kazımak konusunda kararlılığını koruyor. Siyonistlerin "iç savaş" çıkarma rüyası, direnişin uyanıklığı ve halkın feraseti sayesinde bir kez daha hüsranla sonuçlanıyor.




