Doğu Afrika’nın stratejik noktalarından Somali’de, seçim sisteminin değiştirilmesi ve görev sürelerinin uzatılmasına yönelik anayasal adımlar, merkezi hükümet ile federal eyaletler arasında ciddi bir siyasi krize yol açtı.
Görev Sürelerinin Uzatılması ve Doğrudan Seçim Hedefi
Somali’de Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’un yasal görev süresi 15 Mayıs 2026 itibarıyla sona ererken, parlamentonun yasama yetkisi de nisan ayı ortasında tamamlandı. Ancak Somali Parlamentosu, Mart 2026’da kabul ettiği anayasa değişiklikleriyle görev sürelerini 4 yıldan 5 yıla çıkardı ve genel seçimleri 2027 yılına erteledi.
Söz konusu değişikliğin temel gerekçesi, ülkede uzun süredir uygulanan ve kabile esasına dayanan "4,5 klan sistemi" yerine, vatandaşların doğrudan sandığa giderek oy kullanacağı "tek kişi, tek oy" modeline geçiş altyapısının hazırlanması olarak gösteriliyor. Hükümet, demokratik bir seçim sistemi kurabilmek ve seçmen kaydı işlemlerini sağlıklı bir şekilde tamamlayabilmek için bu ek süreye ihtiyaç duyulduğunu savunuyor.
Eyaletlerin Tepkisi ve Ayrılık Girişimleri
Merkezi yönetimin görev süresini uzatma kararı, muhalefet grupları ve bazı federal eyaletler tarafından sert tepkiyle karşılandı. Ülke genelinde protestolar düzenlenirken, özellikle Puntland ve Jubaland eyalet yönetimleri Mogadişu’daki merkezi hükümetle tüm ilişkilerini askıya aldı.
Puntland Başkanı Said Abdullahi Deni’nin, merkezi yönetimin yetki paylaşımını eleştirerek Somaliland benzeri tek taraflı bağımsızlık veya ayrılık yönünde adımlar atabileceği belirtiliyor. Benzer şekilde, Jubaland Başkanı Ahmed Madobe’nin de Puntland ile paralel bir tutum sergilediği ifade ediliyor.
Dış Aktörlerin Rolü ve Bölgesel Dengeler
Krizin derinleşmesinde bölgesel ve küresel aktörlerin etkili olduğu değerlendiriliyor. Ayrılık eğilimi gösteren Puntland ve Jubaland eyaletlerinin, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile yakın ticari, askeri ve siyasi ilişkiler yürüttüğü, bölgedeki modernizasyon ve kalkınma projelerinin önemli bir kısmının BAE tarafından finanse edildiği biliniyor. Söz konusu eyaletlerin, uluslararası alanda tanınma arayışında olan Somaliland gibi İsrail ile de temas halinde olduğu öne sürülüyor. Somaliland yönetiminin yakın zamanda Kudüs'te temsilcilik açma yönündeki beyanları da bu diplomatik hareketliliğin bir parçası olarak görülüyor.
Siyasi analistler, Somali’nin eyaletler bazında parçalanma sürecine girmesinin, Türkiye’nin Doğu Afrika’daki en önemli askeri, diplomatik ve ekonomik ortaklarından biri olan Mogadişu yönetimiyle geliştirdiği stratejik ilişkileri doğrudan etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Türkiye’nin Somali’deki yüksek itibarı ve askeri eğitim misyonunun oluşturduğu denge unsurunun, ülkenin toprak bütünlüğünün zayıflaması halinde bölgesel olarak sınırlandırılmaya çalışılabileceği kaydediliyor.
Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud yönetiminin, tırmanan iç siyasi gerilimi ve eyaletlerin ayrılıkçı eğilimlerini nasıl yöneteceği, Somali’nin gelecekteki siyasi birliği ve bölgedeki güvenlik mimarisi açısından kritik önem taşıyor.




