Filistinli seçmenlerin iradesini gasbetmek gayesiyle oy pusulalarını yok eden ve organize fişleme şebekeleri kuran siyonist akıl, iç krizin derinleştiği bir tükeniş tablosu çiziyor. Soykırımcı kabinenin tehditleri ve entrikaları eşliğinde cereyan eden oylama, terörist İsrail'in içerisine battığı siyasî ve ahlâkî hezimeti perdelemeye yetmiyor.
Sandık başında kırk beş yıllık rekor
Terörist İsrail'de 120 sandalyeli sözde meclisin yeni üyelerini tayin etmek üzere 27 Ekim sabahı başlayan oy verme faaliyeti, derin usulsüzlük iddialarıyla devam ediyor. İşgal altındaki topraklarda kurulan sandıklarda saat 14.00 itibarıyla oy kullanma nispeti yüzde 44,9'a ulaşarak 1973 yılından bu yana kaydedilen en yüksek seviyeyi gördü. Seçim komisyonu ülke genelindeki sandıkların açık olduğunu ve yaklaşık 7,3 milyon kayıtlı seçmenin 36 ayrı fırka arasında tercihte bulunacağını duyursa da yüksek katılımın siyasî bloklara nasıl tesir edeceği belirsizliğini koruyor.
Filistinli seçmene karşı hile ve fişleme tezgâhı
Seçim günü, işgalci başbakan Netanyahu'nun mensubu olduğu Likud cephesinin tertiplediği kirli tezgâhlarla başladı. Likud teşkilatının, 1948 topraklarında yaşayan Filistinli fertlerin sandık başına gittiği merkezlerin önüne kameralı tecessüs ekipleri yerleştirdiği ve bu hukuksuz fişleme faaliyeti için milyonlarca şekel akıttığı açığa çıktı. Sandıktan aleyhte bir netice çıkması durumunda sonuçlara itiraz etmek maksadıyla delil uydurmayı hedefleyen Siyonist yetkililerin, oyların çalındığı yaygarası koparmak üzere hazırlık yaptığı bildirildi.
Bununla da yetinilmeyerek Filistinli fertlerin yaşadığı Nasıra ve Şefaram gibi mıntıkalarda Arapça mühür basılacak oy pusulaları sandıklardan kaçırıldı veya imha edildi. Birleşik Arap Listesi, seçmen iradesine vurulan bu darbeye karşı resmî şikâyette bulunurken, güneydeki Negev bölgesinde ise rüşvet karşılığı oy temin etmeye çalışan üç fert nakit paralar ve mühürlü zarflarla suçüstü yakalandı.
Netanyahu'dan hezeyan dolu ırkçı çağrılar
Sandık katılımındaki patlama karşısında panikleyen Netanyahu, kamera karşısına geçerek açıkça ırkçı hezeyanlara sarıldı. "Oylarımızı bizden çalıyorlar, Yahudi devleti tehlike altında ve Araplar bizi devirmek için sandıklara akın ediyor" feryadıyla tabanını kışkırtan işgal elebaşısı; sahili, mangalı ve eğlenceyi bırakıp sandıklara koşma çağrısında bulundu.
Kabinenin sabıkalı isimlerinden sözde İç Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ise esir tutulan masum Filistinlilerin bulunduğu cezaevi önünde bir video çekerek "Yahudi Gücü Partisi'ne oy verin, Filistinlilerin hayatını cehenneme çevirmeye devam edelim" ifadeleriyle terör zihniyetini utanmazca sergiledi. Rejim içindeki çatlaklar büyürken, Tel Aviv'de muhalefetteki Demokratlar Partisi reisi Yair Golan'a yönelik bıçaklı saldırı teşebbüsü de siyonistlerin kendi aralarındaki şiddet sarmalına yeni bir misal teşkil etti.
Gazze katliamının gölgesinde meçhul gelecek
Terörist İsrail matbuatında kararsız seçmenlere seslenen köşe yazılarında, Netanyahu kabinesinin döktüğü kan hatırlatıldı. Gazze'de un kamyonlarının etrafında toplanan aç ve çaresiz halkın üzerine kurşun yağdırılması neticesinde yüzü aşkın Müslümanın şehit edildiği vahşetin doğrudan bu hükümetin eseri olduğu gerçeği vurgulandı.
Kamuoyu yoklamaları, hiçbir kanadın hükümet kurmak için zarurî olan 61 sandalyelik çoğunluğa tek başına erişemeyeceğine işaret ediyor. 600 bini aşkın asker ve mükerrer zarf sayımının ardından netleşecek tabloda terörist İsrail'i üç ana ihtimal bekliyor: Netanyahu'nun zayıf ortaklarla koalisyonu zorlaması, muhalefet blokunun hükümeti devralması yahut uzlaşmazlık sebebiyle rejimin bir kez daha erken seçim girdabına sürüklenmesi.




