İsrail-Amerikan Konseyi’nin 10. yıl zirvesinde konuşan Adam Milstein, ABD’de terörist İsrail lobisinin nasıl çalıştığını bütün çıplaklığıyla ortaya koydu. Milstein, İsrail’le “işbirliğine istekli” 100’den fazla kuruluşu fonladıklarını açıkça ifade ederken, verilen paraların miktarından ziyade sağladığı nüfuza dikkat çekti. “Küçük miktarlar bile kapıları açıyor” sözleri, lobi faaliyetlerinin para üzerinden kurduğu baskı ve yönlendirme mekanizmasını gözler önüne serdi.

Konuşmasında yalnızca finansmanla yetinmeyen Milstein, hedef aldıkları kesimleri belirlemek amacıyla “anti-semitist” olarak etiketlenen kişi ve gruplar hakkında istihbarat topladıklarını da dile getirdi. Bu faaliyetlerin, “ortak düşmanlara karşı” çok sayıda kurumun seferber edildiği geniş bir ağ üzerinden yürütüldüğünü söylemesi, ABD’deki sivil görünümlü yapıların fişleme ve baskı aracı olarak kullanıldığını ortaya koydu.

Milstein’in desteklediğini bizzat kabul ettiği yapılardan biri, akademisyen ve aktivistleri hedef alan doxing faaliyetleriyle bilinen Canary Mission oldu. Ayrıca Liora Rez liderliğindeki ve “antisemitizmle mücadele” başlığı altında faaliyet yürüten hareketin de finansal olarak desteklendiği ifade edildi. Bu açıklamalar, İsrail’e yönelik her türlü eleştirinin “antisemitizm” etiketiyle bastırılmaya çalışıldığını bir kez daha teyit etti.

Daha önce hüküm giymiş bir isim olmasına rağmen ABD emlak sektörünün önde gelen figürleri arasında yer alan Adam Milstein’in bu sözleri, İsrail lobisinin Amerika’daki etkisinin yalnızca siyasi değil; ekonomik, akademik ve toplumsal alanları kapsayan örgütlü bir baskı sistemi üzerinden yürütüldüğünü gösteriyor. Zirvede yapılan bu açıklamalar, uzun süredir dile getirilen iddiaların artık bir “komplo” değil, doğrudan itiraf düzeyine ulaştığını gösteriyor.