12 Haziran akşamı Anthropic’e ulaşan tek bir resmî yazı, yapay zekâ çağının yeni sınır kapısını açtı. ABD hükümeti, Fable 5 ve Mythos 5’e tüm yabancı uyrukluların erişiminin kesilmesini istedi. Kapsam, ABD’de yaşayanları ve Anthropic’in yabancı çalışanlarını da içeriyordu.
Şirket, uyruğu her kullanımda doğrulayamadığı için iki modeli bütün müşterilere kapattı. İki hafta sonra Mythos 5, 100’den fazla seçilmiş ABD kuruluşuna yeniden açıldı. Fable 5 için kapı hâlâ kapalı.
Aynı günlerde OpenAI, GPT-5.6 ailesinin ilk kullanıcılarını ABD hükümetinin ön onayından geçireceğini açıkladı. Sol, Terra ve Luna adlı modeller kademeli biçimde dağıtılacak. Washington’un güvenlik süzgeci artık model lansmanının parçası.
Çin zaten otokratik bir sistem olarak YZ şirketlerinin kurucularını ve uzmanlarını, kodlarını ve fikrî mülkiyet haklarını stratejik varlık olarak gördüğünü çeşitli uygulamalarla açıkça ilan etmişti. Hatta yapay zekâ şirketlerindeki üst düzey ve kilit çalışanlara yurt dışına çıkma kısıtları, ürünlerini satma yasakları uygulamaya çoktan başlamıştı. Birkaç ay önce Pekin, Çin’de doğup Singapur’a taşınan otonom YZ ajanı Manus’un Meta’ya 2 milyar doların üzerindeki satış işleminin geri çevrilmesini emretti. Manus merkezini Singapur’a taşımış olsa da Pekin duruma müdahale etti.
Rusya’da da benzer durum var. Ülke, yıllardır kurduğu “egemen internet” rejimini YZ’ya genişletiyor. ChatGPT, Claude ve Gemini gibi yabancı sistemler, Rus verisini ülke dışına taşıdıkları gerekçesiyle her an yasaklanabilme ihtimali ile kullanılıyorlar. Kapatılmasalar bile yerel altyapılara erişmekte ya da oralarda yayılmakta zorlanabileceklerini biliyorlar.
En güçlü yapay zekâ artık pasaportuna bakıyor
Aslında bütün bunların güçlü bir güvenlik mantığı var. En gelişmiş modeller uydu görüntülerini tarıyor, sensör verilerini birleştiriyor, siber açıkları buluyor, hedef seçimini hızlandırıyor, drone sürülerini yönlendiriyor ve komutanlara rakibinden önce karar verme imkânı sağlıyor. Teknoloji casusluğunun yeni ganimetleri model ağırlıkları, eğitim verileri, çipler ve yetenekli mühendisler. Bunun böyle olduğunu son savaşlardaki çeşitli uygulama ve saldırılarda tüm dünya açık şekilde gördü ve olayın ciddiyetini anlamaya başladı. Bir sınır da parayla çiziliyor. Örneğin Microsoft, 1 Temmuz’dan itibaren birçok Microsoft 365 paketini yüzde 5 ile yüzde 43 arasında zamlandırıyor. Şirket bu artışı yeni YZ, güvenlik ve yönetim özellikleriyle ilişkilendiriyor. Güçlü zekâya erişim giderek pahalı bir abonelik ayrıcalığına dönüşüyor. Böylece erişim üç kez filtreleniyor: pasaport, devlet izni ve bütçe.
Dijital Soylular nasıl doğuyor?
Tüm bunlar, YZ çağında yeni bir kast sisteminin kurulduğunu ve “Dijital Soylular” sınıfının doğduğunu gösteriyor:
* Çipe, enerjiye ve modele sahip devletler;
* Altyapıyı yöneten teknoloji devleri;
* Yüksek lisans bedellerini ödeyen kurumlar;
* Sınırlı sürümlere ve düşük kotalara sıkışan geniş kitleler.
“Kast” sözcüğü sert gelebilir. Ancak erişimi gelir, kurum, ittifak ve pasaport belirlediğinde sınıf atlama kanalları daralır. Güçlü modele erken ulaşan daha hızlı öğrenir, daha çok veri üretir, daha iyi ürün geliştirir. Her tur, sonraki üstünlüğün sermayesini yaratır. Dijital soylular da bu kast sisteminden böylece doğar.
Şimdi hepimiz şaşkın bir şekilde “Hani yapay zekanın en devrimci faydası fırsat eşitsizliğini ortadan kaldırması olacaktı?” diyoruz… Ve öylece kala kalıyoruz…
İşte tam da bu yüzden Türkiye’nin önceliği tek bir yerli model sloganına sıkışmamalı. Egemen işlem gücü, güvenli bulut, açık modeller, kritik veri politikası, çoklu sağlayıcı stratejisi ve YZ yeteneğini ülkede tutacak ortam gerekiyor. Şirketler de en güçlü araçları birkaç yöneticiye tahsis ederek kendi içlerinde dijital soylular yaratmamalı.
Çünkü yapay Zekâ Çağı’nda üstünlüğü ve refah kapılarının kimlere açılacağını, hangi zekâya hangi hızda ve hangi haklarla erişilebildiği belirleyecek.
Ufuk TARHAN/dünya.com




