Ruiz, Trump’ın siyasi davranışını narsisizmle ilişkilendiriyor. “Bunu ancak ben düzeltebilirim” şeklindeki söylemleri ve tekrar tekrar gündeme getirdiği ilhak hedefleri bu çerçevede değerlendiriliyor. Trump’ın 2019 ve 2025’te yeniden dile getirdiği Grönland talebi, Panama Kanalı’na ilişkin çıkışları ve Kanada’nın “51. eyalet” olabileceğine dair ifadeleri bu bağlamda örnek gösteriliyor.
Analize göre Trump’ın temel motivasyonu, adını tarihe büyük bir genişleme hamlesiyle yazdırmak. Ruiz, Freud’un “kitlelerle narsisistik özdeşleşme” kavramına atıf yaparak, Trump’ın şahsi büyüklük algısını destekçilerine yansıtmaya çalıştığını ifade ediyor. Bu destekçi kitlesi, “Make America Great Again” (Amerika’yı Yeniden Büyük Yap) sloganının baş harflerinden oluşan MAGA hareketi olarak biliniyor. Jung’un “ego şişmesi” kavramı da analizde yer buluyor; aşırı özgüvenin zamanla tersine dönerek çöküşe yol açabileceği vurgulanıyor.
Grönland neden önemli?
ABD’nin Grönland’e ilgisi yeni değil. II. Dünya Savaşı sırasında Franklin D. Roosevelt, Danimarka’nın Nazi Almanyası’na teslim olmasının ardından 1941’de adayı fiilen kontrol altına aldı. 1951’de kurulan Thule Hava Üssü ise Amerikan füze erken uyarı sisteminin önemli bir unsuru hâline geldi.
1946’da Başkan Harry Truman, Grönland için 100 milyon dolarlık bir teklif sundu. Richard Nixon döneminde de temaslar kuruldu ancak sonuç alınamadı. Trump, 2019’da bu konuyu yeniden gündeme taşıdı ve bunun bir şaka olmadığını açıkça ifade etti.
Ruiz’e göre Grönland’in değeri sembolik değil; stratejik ve ekonomik boyutları var. Ada, nadir toprak elementleri ve petrol rezervlerine sahip. Ayrıca Arktik buzullarının erimesiyle açılan Kuzeybatı Geçidi, Süveyş ve Panama kanallarına kıyasla yaklaşık yüzde 40 daha kısa bir rota sunuyor.
2026 Ocak krizi
Analizde, Ocak 2026’da yaşanan diplomatik gelişmelere de yer veriliyor. 17 Ocak’ta Trump, Danimarka ve Avrupa Birliği’ne yüzde 10 gümrük vergisi uyguladı ve oranı yüzde 25’e çıkarma tehdidinde bulundu. 18 Ocak’ta Çin ve Rusya, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne bağlılıklarını yineledi. 20 Ocak’ta Davos’ta NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile yapılan görüşmede “Arktik geleceği çerçeve anlaşması” gündeme geldi ve vergiler geçici olarak askıya alındı. 21 Ocak’ta ise Trump, Dünya Ekonomik Forumu’nda “derhal müzakere” çağrısı yaptı; II. Dünya Savaşı’ndaki Amerikan varlığını hatırlattı ancak güç kullanma niyetini reddetti.
Ruiz, NATO’nun zaten Grönland’in güvenliğini sağladığını ve ABD’nin Thule Üssü üzerinden askeri varlığını artırabileceğini belirtiyor. Bu nedenle ilhak söyleminin yalnızca güvenlik gerekçesiyle açıklanamayacağını savunuyor.
Sıradaki hedef Fransız Guyanası mı?
Analizin en dikkat çekici bölümü ise Fransız Guyanası. Ruiz’e göre, bu bölge Trump’ın görev süresi içinde potansiyel bir hedef olarak öne çıkabilir.
Kourou’daki Guyana Uzay Merkezi, Avrupa’nın yörüngeye gönderdiği yükün yaklaşık yüzde 40’ını taşıyor. Böyle bir bölgenin kontrolü, Avrupa’nın Galileo ve Copernicus programlarındaki bağımsızlığını zayıflatabilir; Starlink ve Starshield sistemlerine bağımlılığı artırabilir.
Ekonomik boyut da dikkat çekici. Fransız Guyanası yılda yaklaşık beş ton altın üretiyor; bu miktarın değeri yaklaşık 300 milyon dolar. Ayrıca deniz açıklarında yaklaşık bir milyar varil petrol potansiyeli olduğu tahmin ediliyor. Ruiz, bölgenin coğrafi konumunun olası bir askeri müdahalenin maliyetini görece düşük kılabileceğini ileri sürüyor.
Fransa’nın kırılganlığı
Fransa yaklaşık 290 nükleer başlığa sahip olsa da, bu kapasitenin ABD karşısında doğrudan bir denge unsuru oluşturmayabileceği ifade ediliyor. Fransız Guyanası’nın Avrupa’dan coğrafi olarak uzak olması ve ekonomisinin büyük ölçüde Kourou Uzay Merkezi’ne dayanması kırılganlığı artıran faktörler arasında gösteriliyor.
Fransa’nın 12 denizaşırı toprağı ve 2,8 milyon kilometrekarelik münhasır ekonomik bölgesi bulunuyor. “Françafrique” sistemi aracılığıyla 14 Afrika ülkesi CFA frangı üzerinden Paris’e bağlı. Bu ülkelerin rezervlerinin yarısı Fransa’da tutuluyor. Yeni Kaledonya’daki nikel rezervleri, Cibuti ve Gabon’daki askeri üsler ile Fransız Guyanası’ndaki uzay merkezi bu yapının temel unsurları olarak sıralanıyor.
NATO ve uluslararası hukuk için sınav
Ruiz’e göre Trump’ın toprak hedefleri belirli bir tutarlılık gösteriyor. Grönland sonrası bir senaryoda NATO’nun geleceği belirsizleşebilir. Böyle bir gelişme, uluslararası hukukun dayanıklılığını da ciddi biçimde test edecektir.
Analiz, açık bir soruyla sona eriyor: Donald Trump nasıl hatırlanmak istiyor?
Eğer ileri giderse, adını dünya tarihine güçlü bir hamleyle yazdırabilir. Geri adım atarsa, büyük iddialarla ortaya çıkan ancak hedeflerine ulaşamayan bir lider olarak anılabilir.




