Katherine Fidler | Metro | Tercüme

"16 Temmuz 1945'te ABD dünyanın ilk nükleer bombasını test etti. Haftalar sonra iki tane daha nükleer bomba attı ve bombaların korkunç gücü Japon şehirleri Hiroşima ve Nagazaki'yi yok etti.

O karanlık günlerden bu yana başka bomba atmadı.

Ama üç (hatta belki de altı) bombayı kaybetti.

Nükleer silahlarla ilgili o kadar çok olay yaşandı ki, bunların kendi adları bile var: "kırık ok vakaları".

"Kırık ok vakaları" genellikle bir nükleer silahın beklenmedik bir şekilde fırlatılması, ateşlenmesi, çalınması ya da kaybolması olarak tanımlanıyor. Ancak şu ana kadar, her ne kadar nükleer malzeme çalınmış olsa da, bombaların gerçekten çalındığı kaydedilmiş bir vaka yok.

Yine de en az üç bombanın kaybolduğu ve bir daha bulunamadığı bir dünyada bu pek de teselli edici değil.

Her üç kayıp olayı da denizde gerçekleşti. Yani bombalar dalgaların altında bir yerlerde çok rahatsız edici bir şekilde öylece yatıyor.

Kaybolan ilk bomba

İlk olay 5 Şubat 1958 tarihinde meydana geldi. Georgia eyaletinin Savannah kenti yakınlarındaki Tybee Adası açıklarında bir eğitim görevi sırasında iki uçak çarpıştı. Uçaklardan biri, bir B-47 bombardıman uçağı, Nagazaki'yi yok eden "Fat Man" bombasından 190 kat daha güçlü olan 3.8 megaton hidrojen termonükleer bomba taşıyordu.

Uçağın pilotu Albay Howard Richardson bombanın gevşeyip karaya düşmesinden korktuğu için bombayı Wassaw Sound civarında sulara bıraktı. İki ay boyunca 100 Donanma personelinden oluşan bir ekip bombayı bulmaya çalıştı ama yeri tespit edilemedi.

Bir Rus denizaltısının bombayı buradan aldığı söylentileri yayıldı, ancak 2001 yılında yapılan bir araştırma bombanın 15 metreye kadar alüvyona gömülü olduğunu gösterdi. Bir Hava Kuvvetleri raporunda, bombanın hala sağlam olması halinde herhangi bir tehlike oluşturmayacağı belirtiliyor.

Ancak, plütonyum tetikleyicili ve tamamen işlevsel bir bomba olması halinde -ki bu hükümet açısından tartışmalı bir konu- su üstünde meydana gelecek bir patlama 3 kilometreden daha geniş bir ateş topu oluşturacak.

İkinci kayıp

1965 yılında, Vietnam Savaşı'nın ortasında ve dünyanın diğer ucunda, uçak gemisi USS Ticonderoga, Japonya'nın Okinawa Adası'nın yaklaşık 130 kilometre açığında Filipin Denizi'nde konuşlandırılmıştı.

5 Aralık günü Teğmen Douglas Webster bir A-4E Skyhawk saldırı uçağıyla karaya yaklaşıyordu. Uçak bir megatonluk termonükleer bomba taşıyordu.

Her şey yolunda görünüyordu, ta ki uçak, geminin uçak asansörüne manevra yapıp durdurulamayıncaya kadar. Gemidekilerin durdurmaya çalışmasına rağmen, Teğmen Webster'in kullandığı uçak ve taşıdığı bomba güvertenin kenarından yuvarlanarak hızla gözden kayboldu.

Uçak da bomba da bir daha görülmedi.

İran'dan İsrail'in saldırı kararına ilişkin açıklama İran'dan İsrail'in saldırı kararına ilişkin açıklama

Üçüncü olay

Sadece üç yıl sonra, 1968 yılında, bir nükleer saldırı denizaltısı olan USS Scorpion, Azor Adaları'nın yaklaşık 645 kilometre güneybatısında Atlantik Okyanusu'nun derinliklerinde kayboldu.

Denizaltının 99 mürettebatının tamamı öldü. Bir çift nükleer başlıklı torpido da denizde kayboldu.

Ancak bunlar yaşanan yegane olaylar değil.

Mart 1956'da bir B-47 bombardıman uçağının Florida'dan Fas'taki bir hava üssüne uçarken Akdeniz'e düştüğü sanılıyor.

Bu uçağın tam olarak hangi silahları taşıdığı hiçbir zaman açıklanmadı, ancak B-47'ler tipik olarak iki yıl sonra Georgia kıyılarında kaybolan nükleer bombanın aynısını taşıyordu.

Kuzey Carolina'da da kayıp bir nükleer bomba var. Bu bomba Goldsboro şehri yakınlarında, muhtemelen bir tarlaya gömülü. Bomba 24 Ocak 1961'de kalkışından kısa bir süre sonra düşen bir B-52 bombardıman uçağının taşıdığı iki bombadan biri. Bombanın kuyruğu toprağın 6 metre derinliğinde bulunmasına rağmen, çekirdeği kayıptı. Ordu, başka birinin yanlışlıkla (ya da kasıtlı olarak) bombayı bulmasını engellemek için bombanın etrafındaki araziyi satın aldı.

Paraşütü bir ağaca takılan ikinci bomba kurtarılırken, hesaplara göre bombanın ateşleme mekanizmalarından biri hariç hepsi aktif hale getirilmişti. Ancak diğer raporlar tümünün etkisiz hale getirildiğini belirtiyor.

Her ne olursa olsun bu hikaye masum kasaba ve şehirlerin kasıtsız nükleer felakete ne kadar yaklaştığını gösteriyor ve sadece ABD'deki "kırık ok" vakalarını açıklıyor. Bunun dışında, örneğin 1986 yılında Bermuda açıklarında batan Sovyet denizaltısı K-219'un 30 kadar nükleer savaş başlığı taşıdığına inanılıyor.

ABD'nin yanı sıra 9 farklı ülke nükleer silahlara sahip ve diğer 6'sı da kendi başka ülkeler adına bu silahlara ev sahipliği yapıyor. Dünyada yaklaşık 12 bin 500 nükleer savaş başlığı bulunduğu düşünülüyor.

Hangi ülkeler nükleer silaha sahip?

Dokuz ülkenin nükleer silaha sahip olduğu biliniyor:

Rusya (5 bin 889)

ABD (5 bin 224)

Çin (410)

Fransa (290)

İngiltere (225)

Pakistan (170)

Hindistan (164)

İsrail (90)

Kuzey Kore (30)

Altı ülke de diğer ülkeler adına nükleer silahlara ev sahipliği yapıyor:

İtalya (ABD)

Türkiye (ABD)

Belçika (ABD)

Almanya (ABD)

Hollanda (ABD)

Belarus (Rusya)"

Kaynak: Mepa News

Editör: Abdulkerim Kiracı