Türkiye'de sosyal medya problemi her geçen gün büyümeye ve ciddi tahribatlara devam ediyor. 

Hiçbir denetleme mekanizmasının, yaptırımın olmadığı, herkesin rahatlıkla hesap açabildiği, paylaşılan bilginin doğru veya yanlış olmasına bakılmadığı ve her geçen gün ahlakı kaybın yaşandığı sosyal mecralar toplumu felakete sürükleyen araçlardan...

İnsanı tamamen bu mecralara hapseden ve buralardan yönlendiren bir anlayış hakim. Hukuki güvenliği olmayan bu mecralarda akla hayale gelmeyecek absürtlükler de problemi daha da büyütür hale geliyor. 

Beğeni ve para kazanma uğruna mahremiyet yok ediliyor, sanatçıların hal ve tavırları gençlere özendiriliyor, din algısı tamamen değiştiriliyor. 

Özellikle her on kişiden beşinin "kişisel gelişim uzmanı" olduğu bu mecralarda adabı muaşeretten, kendi kültür ve dinimizden uzak Batı tandanslı öneriler, ciddi bir zihni bulandırmaya, idrakleri çarpıklaştırmaya yol açıyor. 

-Akrabaya düşmanlık,
-Aileye karşı tavır,
-Anne ve babayı hiçe sayma,
-Arkadaşa, dosta kötülük,
-İş ahlakına mugayir hareketler,
-Dine karşı seküler hayat tarzı...
"Kişisel gelişim uzmanları" tarafından öğütlenen absürtlükler...

Okulda hocanın vermediğini, tersine bu mecralarda alan çocuklar da kısa sürede bu bataklığın içinde yitip gidiyor.

Anne babalar eliyle çocuklar teşhir ediliyor ve çocuklar adeta bu mecralara mahkum ediliyor.

Ahlaki değerlerin hiçe sayıldığı ve kültürsüzlüğün aşılandığı bu ortamlar ciddi bir şekilde insanımızın şuurunu yok ediyor, birer kullanışlı araç haline getiriyor. 

Aylık Baran Dergisi'nin 25. sayısında sanal alem üzerinden bu meseleye temas eden Ömer Emre Akcebe, şunları söylüyor:
"Ruhtan uzaklaşarak önce maddeye, şimdi ise maddenin de ötesinde sanal bir metafizik âleme mahkûm edilmek istenen insanın ruhundan halkalanıp, insanî tüm değerlerinden arındırıldığı ve bütün direnç noktaları kırıldıktan sonra teslim alınarak şeytanca sevk ve idare edildiği bir düzen tesis edilmeye çalışılıyor."

İnsanımızı uyuşturan bu probleme Milat Gazetesi'nden Sabiha Doğan da değiniyor ve problemi TikTok üzerinden gösteriyor.

Doğan'ın yazısını önemine binaen okuyucumuza takdim ediyoruz:

Gün geçmiyor ki gündemimize sosyal medyada yaşanan absürt, dejeneratif, asimile edici bir haber düşmesin! İnsanların şöhret olma uğruna yaptığı gayri ahlaki eylemler videolar yoluyla ekranımıza düşmesin!

Bu konuda en çok da Tiktok üzerinden yapılan paylaşımlar dikkat çekiyor. Tiktok, hiçbir kontrol mekanizmasının olmadığı, hiçbir süzgeçten geçmeden, isteyenin her istediğini yayınladığı bir sosyal medya mecra.

Geçtiğimiz günlerde medyadaki iddialara göre ülkemizde Tiktok kullanmayanların oranı sadece yüze yedi imiş. Oranın doğruluğunu bilmiyorum ama keşke ben de bu yüzde yedilik mutlu ve seçkin azınlık içerisinde kalabilseydim.

Dil meselesi ve uydurukça! Dil meselesi ve uydurukça!

Yapılan araştırmaların gençlerin en çok Tiktok’da olduklarını gösterdiği için ben de aktif olarak kullanmasam da bir hesap açmıştım. İlginç olan, takipçi sayımın düşük olmasına rağmen etkileşimin sayıya göre oldukça yüksek olmasıydı. Hepi topu 500 takipçimin olduğu hesabımdaki kimi paylaşımlarım, otuz bini geçmiş Twitter hesabımdakinden fazla beğeni ve etkileşim alabiliyordu! Belki de bu etkileşim gücünü fark etmem, silmesem de hesabımı tutmamı sağlamıştı.

Sosyo-kültürel olarak her bir sosyal mecra alanının ayrı bir profili olduğunu biliyoruz. Tiktok’un, sosyo-kültürel olarak daha alt kesimler tarafından tercih edildiği de malum.

Etkileşim gücü, paylaşımlarının bilgi ve nitelik gerektirmemesi, kullanım kolaylığı, denetim mekanizmasının olmaması, maddi kazanca imkan sağlaması gibi sebeplerden dolayı özellikle eğitim seviyesi düşük kişiler, çocuklar, toplumsal değerleri önemsemeyenler tarafından tercih ediliyor.

Elinde her telefonu olan hesap açmış, kendisi bir şey geliştirememiş olsa da beş yaşındaki çocuğunu oynatmış, düğünden video paylaşmış, beline eşarp sarıp dans ederek paylaşım ürünü oluşturmuştur.

Tiktok’ta en çok hayret ettiğim paylaşımlardan birincisi ailelerin el kadar kızlarını oynatıp, oryantal yaptırmaları, ikincisi de baba kız veya anne kız ikilemesiyle çekilip atılan dansımsı teşhir videoları olmuştu.

Bu ailelerin pedofili denilen yaygın bir kötülükten hiç haberdar olmadıklarını varsayalım, küçücük bir çocuk bedenini nasıl milyonların önünde teşhir edebiliyorlar hayret ediyorum!

Peki çocuklarını kötülükten korumakla sorumlu ebeveynlerin bu tür paylaşımların çirkin nesneleri olmalarına ne buyrulur?

Sosyal medya, bunun son örneği olarak kızıyla saçma bir dans eden baba videosuyla çalkalanıyor. Acayip hareketler eden baba kızın kıyafetleri bir anda değişiyor ve baba, kızının göbeğini açıkta bırakan askılı badisi, desenli pijamasıyla dansa devam ediyor.

İnsanların adeta gözlerini kanatan bu görüntülerin sosyo-kültürel etkilerini analiz etmeyi uzmanlarına bırakacağım. Bununla birlikte herkesi, sadece bu görüntünün çocuk ve gençler üzerindeki etkisini düşünüp analiz etmeye davet ediyorum. Bir anda beynin gerçeklik algısını bile sarsan bu sahneler, toplumsal yozlaşmanın sosyal medya eliyle yaygınlaştırılması anlamına geliyor!

Cinsiyet rollerin zaten tartışmaya açıldığı günümüz dünyasında cehaletle birleşmiş şöhret olma şehveti, -buradaki gibi- insanları korkunç yanlışlıkların içerisine çekebiliyor. Son paylaşım bunun sadece bir örneği! Geçmişte daha korkunç ve tahrip edici paylaşımlara zaten hep birlikte tanıklık ettik.

Tek sorun bu tür ahlaksız paylaşımlar olsa yine iyi diyeceğim! Hesabım olduktan sonra arada bir baktığım mecradaki büyü seansları, tarifleri alana girer girmez sizi karşılıyor.

Sevgiliyi geri getirme, körkütük aşık etme ritüelleri diye başlayan yüzlerce büyü videosu mecraya girer girmez karşınıza çıkıyor. Üşenmeden birkaç paylaşımın yorumlarına baktım. Yüzlerce, binlerce kişi bu büyüleri yaptığını ve sonuçlarını yazmıştı. Tiktok diğer yüzüyle de bir sosyal medya büyü platformuna dönüşmüş, gerçekten korkutucu!

Bazı ülkelerde kapatılan Tiktok bizde neden hiçbir kontrole maruz kalmadan büyüyüp durmakta. Toplumu her açıdan fitne ve fesada sürükleyen, yozlaştıran, ahlaksız ve niteliksiz yayınların buluşma noktası olan Tiktok neden var, neden açık kalmak zorunda?

Toplumsal tahribatın her yerden geldiği bir ortamda Tiktok gibi niteliksiz kötülük ortamı, ihtiyacımız olan son şey vesselam…

Baran Dergisi