MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında konuştu.

Bahçeli'nin açıklamalarından satır başları şöyle:

Bugüne kadar ne zaferlerle şımardık ne de yenilgiyle şaşkınlığa kapıldık. Merhum Cemil Meriç'in, 'Hiçbir zafer umulanı getirmez, hiçbir bozgun mutlak değildir' sözünü ise hafıza kayıtlarımıza nakşettik. Geçmişini bilmeyen bir insanın, kendini tanımayan bir toplumun, mazisine sırt dönmüş bir milletin kurumuş dal parçası gibi olduğunu gayet iyi biliyoruz.

Milletimizin aldığımız desteği, yine milletimize hizmet olarak vermekle mesulüz. MHP ile Cumhur İttifakı'nın siyaseti temel üzerinden yükselmektedir.

Önümüzde 2 siyasi olay vardır. Birincisi büyük kurultayımız. Diğeri de mahalli idareler seçimleridir. 9 Ağustos'ta başlayan sürecimiz büyük kongre ile taçlanacaktır. Kongrelerimizde emeği geçenlere teşekkür ediyor, takdirlerimi sunuyorum. Seçilen il ve ilçe başkanlarımızı kutluyor, başarılar diliyorum.

Biz siyaseti yaptık mı adam gibi yaparız. El ele omuz omuza yaparız. Dava arkadaşlarıyla kader de paylaşılır, keder de paylaşılır. Başkaları gibi çıkarların peşinde koşmadık, koşmayız. 2024'e doğru Diyar Diyar Anadolu temasıyla, 31 Mart 2024'e hazırlık içerisindeyiz.

İttifakımızla 14 ve 28 Mayıs'taki zaferlerimizi tekrarlayacağız. 14 Mayıs ve 28 Mayıs 2023 milletvekili ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin muazzez sonucunu, 31 Mart 2024 mahalli idareler seçimleriyle perçinleyip Türkiye Yüzyılı'nın inşa ve ihya mücadelesine koyulacağız.

MHP ve Cumhur İttifakı olarak halkımızla iç içeyiz. Her şartta halkın yanındayız.

Bahçeli: Emniyet ve yargıda kanun dışı ilişki ağlarının farkındayız Bahçeli: Emniyet ve yargıda kanun dışı ilişki ağlarının farkındayız

Türk milliyetçiliği, çağın içinden çağlar üstü bakabilme misyonundan bakabilmenin meşalesidir.

İSRAİL'İN GAZZE'YE SALDIRILARI

Mahşeri vicdana mıh gibi çakılan yaşanmış bir hadiseyi ve bu hadisenin göğüs kabartan muhterem şahsiyetlerini sizlerle paylaşmak istiyorum. 1972 yılında bir gazeteci bazı siyasetçi ve iş adamlarıyla birlikte İsrail'e gider. 90'ına varan bir adam gazetecinin dikkatini çeker. Bu kartal bakışlı adamın üzerinde her tarafı yamalı bir asker üniforması vardır. Gazeteci selam verip, söz konusu şahsın hatrını ve kim olduğunu sorar. İhtiyar da olsa gönlü görev ve vatan aşkıyla ilk günkü gibi dolu elleri öpülesi vatan evladı şunu der: Onbaşı Hasan. Ben Iğdırlı Onbaşı Hasan'ım. Bizim bölük Cihan Harbi'nde İngiliz'e saldırdı. Canım ordu kanalda yenildi. Artık geri çekilmek elzemdi. Ecdad yadigarı topraklar bir bir elden geliyordu. İngiliz, sonra Kudüs'ü işgal etti. Biz de artçı bölük olarak Kudüs'te bırakıldık. Bölük Komutanı Yüzbaşı İstanbul'a çağrılır. Ordu terhis edilir. Yüzbaşı geride kalan askerlere memleketlerine dönebileceklerini ancak kendisini dinleyecek olurlarsa tek isteği olduğunu söyler: Kudüs bize Sultan Selim Han Hazretleri'nin yadigarıdır. Siz burada nöbetinizi sürdürün. Sonra halk Osmanlı da gitti bundan sonra halimiz nice olur demesin. Efendimizin ilk kıblesini Osmanlı da terk ederse gavura bayramdır. Bu bölüğün neferleri Kudüs'e konuşlanır. Yıllar içinde bir bir vefat ederler. Geride sadece Hasan Onbaşı kalır. Hasan Onbaşı gazeteciye şunları söyler: Anadolu'ya vardığında yolun Tokat sancağına düşerse Mescid-i Aksa'ya beni nöbetçi bırakan Mustafa Ağama git ve de ki Kudüs'ü bekleyen Iğdırlı Hasan o günden bu yana bıraktığın yerde nöbetinin başındadır. Nöbetini terk etmedi, hayır dualarınızı beklemektedir. Bu kahraman, Mescid-i Aksa'yı bekleyen Hasan Onbaşı, 1982'de hayata gözlerini yummuştur.

O hayata gözlerini yumsa da kapalı gözlerini açmayı bilmiştir. Bugün de nöbet manen bizdedir. İşte Kudüs bizim için budur. Mescid-i Aksa'ya bakışımız aynısıyla böyledir. Kudüs İslam'dır, aynı zamanda Türklüğün izlerini taşımaktadır. Düştü demekle düşmez. Sanmasınlar sadece Kudüs, Gazze İslam'dır. Buraların dağı, taşı, kurdu, havası, toprağı İslam'dır ve koruyucusu Allah'tır.

Kıyamet günü senaryoları tedavüle sokulmuştur. Zalimler kudurmuştur. Savaş suçu kabul edilen beyaz fosfor bombası kullanıldığına ilişkin kanıtlar bir bir ortaya dökülmüştür. Gazze'de kundaktaki bebeler, kadınlar, yaşlılar; tüm sivil ve masumlar bombaların hedefidir. Bebeklerin ağzında emzik değil yara izi, süt değil kan lekesi vardır.

Gazze barbar saldırıların hedefinde. Gazze'de insanlığın gözü önünde toplu katliam yapılmaktadır. Sözde medeni ülkeler İsrail'in arkasına toplandı.

(Suriye-Irak tezkeresi) Kılıçdaroğlu, Suriye tezkeresine ne diyeceksin onu söyle.

ABD'nin uçak gemilerini Doğu Akdeniz'e sevk etmesi hafife alınamayacak tehdit ve sorumsuzluktur. Buna misilleme veya cevap olarak Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de tatbikat kararı alması doğru ve cesur bir tavırdır.

Adı ne olursa olsun bölücülüğün siyasi ayağını hukuken kırmak için daha hangi bilgi ve belgelerin olmasına ihtiyaç vardır. Hem tarih önünde hem millet nezdinde hem de yarın mahkemei kübrada hainlerden olduğu kadar Anayasa Mahkemesi'nden de davacı olacağımızı cümle aleme ilan ediyorum.