BATI’NIN DİPLOMALI CAHİL ÜRETİM BANDI
Eğitim sistemi, "bilmediğini bilmeyen" (cehli mürekkep) nesiller yetiştirmek üzere kurgulanmış bir mekanizmaya dönüşmüş durumda. Bu mekanizmanın en büyük başarılarından biri de "matbaayı Gutenberg buldu" ezberidir.
Gutenberg’den tam 400 yıl evvel, Uzak Asya’da Budist metinlerin (Elmas Sutra vb.) çoğaltılması bir ibadet vecdiyle yapılıyordu. Tek bir kitabın 70.000 baskı yaptığı bir üretim kapasitesi mevcutken, tarihin Gutenberg ile başlatılması düpedüz bir fecaattir. Batı’da matbaa bir "ticari icat" gibi sunulurken, Doğu’da metni çoğaltmak (Budizm’de metni çoğaltmak, İslam’da ezberlemek gibi) bir ibadetti. İhtiyaç Doğu’daydı, teknoloji de Doğu’da doğdu.
Modern eğitimden geçmemiş bir Anadolu insanı "bilmiyorum" derken; bu sistemin tedrisatından geçen "aydın" kişi, yanlış bilgiyi hakikat sanıp bununla prestij devşirmeye çalışıyor. Batı, kendi prestijini korumak adına dünyayı bu "beyaz" masallarla uyuşturuyor.
KİM BARBAR, KİM AYDIN?
Batı’nın teknolojik üstünlük iddiası, aslında kendi yetersizliklerini Doğu’ya fatura etme kurnazlığıdır. Doğu Hindistan Şirketi’nin "aydınlatma" bahanesiyle hırsızlığa (sömürmeye, kan dökmeye) gittiği Japonya’da yaşananlar, bu tenakuzun en somut belgelerindendir:
-
Kağıda Yazamayan Sömürgeci: 600’lü yıllarda Semerkant ve Bağdat kağıdın merkeziyken; Japonya’da kağıt mimarinin bir parçasıyken (Sooshi), Avrupalıların elinde kağıt dahi yoktu. Japonya’ya giden sözde "medeni" Avrupalılar, kendi ilkel ve kalitesiz kalemleriyle o muazzam Japon kağıtlarına yazı yazmayı becerememiş; suçu kağıda atıp "Bunlar kağıt yapmayı bilmiyor" diye Belçika ve Hollanda’ya mektuplar yağdırmışlardır.
-
Hırsızlığın Envanteri: Sömürgeciler çaldıkları her şeyin envanterini tutarken, "kağıdı Japonlar bizden taklit etti ama beceremiyorlar" masalına kendilerini dahi inandırmışlardır. Kendi paçavra kağıtlarına alışık olan bu barbarlar, Japonya'nın asırlık yazma kültürünü "masal/mit" diyerek aşağılamışlardır.
BATI’NIN "BUKALEMUN" BİLİMİ
Eğer bir keşif Batı’ya ait değilse, Batı o keşfi "bilim" saymamak için anında tanım değiştirir. Meriç’in "tevil kalitesi" dediği bu sefalet şöyle işler:
-
Fayda Varsa Bilim Değildir: Mısırlılar Nil Nehri’nin taşması sebebiyle geometri ve matematik ürettikleri için Batı "Bu bilim değildir, çünkü fayda gözetilmiştir" der. Aristoteles'in rahiplerin "boş vakti" olduğu için ürettiği bilgisini bile "fayda" kılıfına sokup bilim dışı ilan ederler.
-
İktisadileşme Kurnazlığı: İş buharlı gemiye gelince tanım değişir. İskenderiyeli Her (Hero) buharı binlerce yıl önce kullansa da; Batı "bir şeyin keşfi onun iktisadileşmesidir" diyerek icadı kendine yazar. Yani; Doğu yapınca "faydalıysa bilim değildir", Batı yapınca "faydalı (iktisadi) ise bilimdir" denilerek koca bir tenakuz abidesi dikilir.
-
Yunan Mucizesi Balonu: Bizzat Platon, Mısırlıların matematik düzeyi karşısında "Yunanlılar adına çok utandım, Mısırlılar karşısında domuz yavruları kadar cahiliz" itirafında bulunur. Ancak bu itiraf, Batı’nın sömürgeci tarih yazımında "Yunan Mucizesi" yalanıyla sansürlenir.
Altay Cem Meriç’in de vurguladığı üzere; bugün okutulan "Bilim Tarihi", 19. yüzyılın dünyayı sömürgeleştiren barbar İngiliz veya Belçika köylüsü gibilerinin kafasındaki hayalden ibarettir.
-
19. yüzyıl kurgusuna göre Doğu, Batı'nın bulduğu bilgiyi Orta Çağ'da emaneten taşıyan, sonra karanlığa gömülen bir "bakıcı" veya "maymun" mesabesindedir. Oysa bilim, Batı'nın dünyayı sömürmesini sağlayan şeyin adıdır onlara göre.
-
Batı'nın "hayatımı hangisi daha çok değiştirdiyse sahibi odur" mantığının ne kadar absürt olduğunu anlamak için Apple örneğine bakmak yeterlidir. Bugün Mısır'da Apple yüzünden bir iç savaş çıksa ve bir Mısırlı "Bu telefon benim hayatımı Amerikalıdan daha çok değiştirdi, o yüzden mucidi benim" dese bu ne kadar saçmaysa, Batı'nın kağıt veya barut için kurduğu cümleler de o kadar saçmadır. Bilim, Batı'nın dünyayı sömürmesini sağlayan şeyin adı haline getirilmiştir.
-
Bilim, Batı’nın lehine bir "müphemlik" alanıdır. Tanımlar sürekli onların lehine esnetilir. Bu hikaye, Batı dışındaki tüm halkları itibarsız kılmak ve onları "tarih dışı" bırakmak için kurgulanmış bir politik silahtır.




