Necip Fazıl Kısakürek'in Türk edebiyatının önemli eserlerinden biri olan "Bir Adam Yaratmak" eseri, sinemaya uyarlandı.
İlk kez 1937-1938'de Muhsin Ertuğrul tarafından tiyatroda sahnelenen eser, 87 yıl sonra Kültür ve Turizm Bakanlığının desteğiyle sinemaya kazandırıldı.
13'üncü Boğaziçi Film Festivali'nde Türkiye prömiyerini yapan film, İran'da düzenlenen 43'üncü Fecr Film Festivali'nde ise dünya prömiyerini gerçekleştirdi.
BAŞROLDE ENGİN ALTAN DÜZYATAN ROL ALIYOR
Yönetmenliğini Murat Çeri'nin üstlendiği filmde başarılı oyuncu Engin Altan Düzyatan, "Hüsrev" karakterini canlandırıyor. Filmin oyuncu kadrosunda ayrıca İsmail Hakkı, Deniz Barut, Hakan Meriçler, Gülper Özdemir, Altan Erkekli ve Serpil Tamur yer alıyor.
Film, Chennai Uluslararası Film Festivali kapsamında "Second Best International Feature Film" ödülüne layık görüldü. Ayrıca başrol oyuncusu Düzyatan, filmdeki performansıyla 13'üncü Boğaziçi Film Festivali "En İyi Erkek Oyuncu Ödülü" kazandı.
Bir tiyatro metninin çağdaş sinema diliyle yeniden yorumlandığı film, ulusal ve uluslararası festivallerde gördüğü ilgiyle Türk sinemasının kültürel ve sanatsal birikimini dünya izleyicisiyle buluşturdu.
Filmde, bir tiyatro yazarının geçirdiği büyük ruh çilesi ve yazarın yarattığı eser ve kendi hayatı arasında kurduğu çelişkili ilişki ele alınıyor. Merakla beklenen "Bir Adam Yaratmak" filmi, 1 Mayıs 2026 tarihinde vizyona girecek.
BİR ADAM YARATMAK ESERİ HAKKINDA
Necip Fazıl Kısakürek tarafından 1937 yılında kaleme alınan Bir Adam Yaratmak eseri, yüzeyde bir tiyatro metni görünümü taşısa da özünde insanın kader, varlık ve yaratma iddiası karşısındaki sınırlarını sorgulayan derin bir fikir buhranının sahneye aktarılmış hâlidir. Eserde sanatkâr tipinin “yaratma” teşebbüsü üzerinden insanın haddini zorlaması, kendi dışına çıkmak isterken yine kendisiyle yüzleşmesi ve nihayet ilâhî nizama çarpması işlenir. Bu yönüyle eser, klasik dramatik yapıdan ziyade ontolojik bir hesaplaşma metni olarak temayüz eder ve insanın kendini mutlaklaştırma eğilimini ifşa eder.
Eserin merkezinde yer alan Hüsrev karakteri, yazdığı kaderi bizzat yaşamaya mahkûm edilerek insanın kader karşısındaki acziyetini tecrübe eder. Bu süreç, modern Batı düşüncesindeki varoluşçu boşluk anlayışına karşı, idrak üzerinden hakikate ulaşma imkânını ortaya koyar. Bir Adam Yaratmak, bu bakımdan sıradan bir piyes değil; insanın “yaratılan” oluşunu idrak etmesi için yaşadığı ruh çilesinin sahne diliyle ifadesidir.




