1992-1995 yılları arasında Batı ve Sırp ittifakının göz yummasıyla Müslüman Boşnak halkına yönelik uygulanan sistematik etnik temizlik ve soykırım, insanlık tarihinin en karanlık sayfalarından biridir. Slobodan Miloseviç komutasındaki Sırp ordusu ve çeteler, Bosna-Hersek topraklarında Müslüman varlığını tamamen yok etmeyi amaçlayan organize bir imha planını devreye sokmuştu.
Savaşın en çetin döneminde, ambargolar ve muhasara altındaki Boşnak Müslümanların kendilerini müdafaa edebilmesi adına yürütülen lojistik faaliyetler, bölgedeki çaresizliği ve imanî direnişi gözler önüne sermektedir. Sahadan aktarılan bilgilere göre; sivil kıyafetli unsurlar, Karadeniz ve Romanya hava sahası üzerinden geçerek, ışıklandırması ancak gaz varilleriyle sağlanan ormanlık alanlardaki derme çatma toprak pistlere zor şartlar altında iniş yapmıştır. Toprak piste inen uçaklardan yerel direnişçilere mühimmat ve savunma araçları taşınırken, Müslüman unsurların açlık, sefalet ve ağır kuşatma şartları altında verdiği varlık mücadelesi bu süreçte bizzat müşahede edilmiştir.

Sistematik İşkence ve Tecavüz
Sırp çetelerinin Bosna’da uyguladığı strateji, yalnızca fizikî olarak imha etmekle sınırlı kalmamış; toplama kampları, oteller, okullar ve hastanelerde on binlerce Boşnak kadınına yönelik organize bir cinsel işkence haline getirilmiştir. Bu rezalet, bir halkın onurunu kırmak ve inancını tarumar etmek amacıyla sistematik bir savaş silahı olarak kullanılmıştır.
Konuk olduğu Youtube programında Bosna'ya operasyona giden ve oradaki zulmün tanıklarından Emekli SAT Komandosu Namık Ekin de 17 yaşındaki Emine isimli genç kızın yaşadıklarını aktardı.
Sırp askerleri tarafından işkencelere uğrayan ve silah namlularıyla yapılan saldırılar neticesinde aylarca hastanede tedavi görmek zorunda kalan genç kızın yaşadığı kalıcı travma, muhtelif askeri personelleri tarafından tarihi birer vesika olarak aktarılmıştır. Sırp pilotlar, rütbeli subaylar ve çete mensupları eliyle yürütülen bu organize zorbalık, korumasız sivil halk üzerinde silinmez izler bırakmıştır.
Emekli SAT Komandosu Namık Ekin şunları aktardı
Uçaktan indiğimizde bizi karşılayanlar arasında genç bir kız ve zayıf bir adam vardı. Silahları minibüslere taşırken o kızın bize çok sert ve gaddar gaddar baktığını fark ettim. Yanına oturdum, adını sordum; 'Emine' dedi. Abisi bana dönüp Emine’nin neden böyle olduğunu anlattı: Sırplar ona defalarca tecavüz etmişti. Hatta en sonunda bir tanesi silahın namlusunu vücuduna sokmuş, bu yüzden kızcağız 4-5 ay hastanede yatmıştı.

Srebrenitsa ve Toplu Katliamların Ağır Bilançosu
Soykırımın zirve noktası, Temmuz 1995’te Birleşmiş Milletler’in "güvenli bölge" yalanıyla göz yumduğu Srebrenitsa’da yaşanmıştır. Ratko Mladiç komutasındaki Sırp birlikleri, BM askerlerinin gözü önünde 8 bin 373 Boşnak erkeği ve çocuğu ormanlık alanlarda, fabrikalarda ve depolarda başlarından vurarak katletmiştir. Toplu mezarlara gömülen ve izleri kaybettirilmeye çalışılan kurbanların kimlik tespit çalışmaları bugün bile devam etmektedir. Savaş boyunca toplamda 100 binden fazla Boşnak sivil Sırp güçleri tarafından hayattan koparılmış, milyonlarca insan hicret etmek zorunda kalmıştır.

Uluslararası Mahkeme Belgeleri ve Adalet Arayışı
Bosna’da yaşanan katliam, Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi belgelerinde hukuken de "soykırım" ve "insanlığa karşı işlenen suçlar" olarak tescillenmiştir. Yaşanan organize zulmün baş aktörü olan Slobodan Miloseviç, Boşnak halkına karşı etnik temizlik yapmaktan yargılanırken hücre evinde ölmüştür. Katliamların askeri sorumluları olan Ratko Mladiç ve Radovan Karaciç ise müebbet hapis cezasına çarptırılmıştır. Yıllar sonra gün yüzüne çıkan tanık ifadeleri ve askeri anılar, bir askeri başarı güzellemesi olmaktan ziyade, Sırp çetelerinin korumasız sivil Müslüman halka uyguladığı işkencelerin ve Bosna’da yaşanan büyük insanlık dramının unutulmaması gereken tarihi birer kanıtı niteliğindedir.
Kaynak: Uluslararası Lahey Ceza Mahkemesi (ICTY) Bosna Savaşı Savaş Suçları Arşivi, Birleşmiş Milletler Srebrenitsa Raporları & Dönemin Askeri Tanık Söyleşileri.




