Terörist İsrail ordusu, abluka altındaki Gazze Şeridi'ni bir aydan uzun süredir aralıksız bombalıyor. İsrail, buna paralel olarak da işgal altındaki Batı Şeria'da baskınlar, gözaltı operasyonları, kentleri askeri kontrol noktalarıyla birbirinden ayırma uygulamalarıyla Filistinlilere yönelik ihlallerin ve şiddetin dozunu her geçen gün artırıyor.

İşgal altındaki Batı Şeria ve Kudüs'te 7 Ekim'den bu yana terörist İsrail güçleri ve Yahudi yerleşimciler tarafından şehit edilen Filistinli sayısı 197'ye ulaştı.

Filistinli uzmanlar, İsrail'in Batı Şeria'da artan ihlallerinin, bölgedeki Filistinlilerin direnişini azaltmayacağını aksine artırabileceğini savunuyor.

"Batı Şeria'nın çatışmalardan izole edilmesi garanti değil"

Yabous Stratejik Araştırmalar Merkezi Müdürü Süleyman Beşarat, yaptığı açıklamada, İsrail'in Batı Şeria'yı askeri kontrol noktalarıyla askeri bölgeye çevirdiğini söyledi.

Google ile İsrail arasında gizli işbirliği: Nimbus projesi Google ile İsrail arasında gizli işbirliği: Nimbus projesi

Batı Şeria'da direnişin durumunun İsrail'in askeri operasyonları, baskınları, saldırıları gibi bir dizi değişkene bağlı olduğunu kaydeden Beşarat, 7 Ekim'den bu yana İsrail'in bu ihlallerinin tırmanış gösterdiğine dikkati çekti.

Beşarat, şöyle devam etti:

"İsrail ordusu, Gazze'ye savaşı sırasında uluslararası kılıfları da kullanarak, onlarca Filistinlinin ölmesine, altyapının yıkılmasına neden olan Tulkerem ve Cenin mülteci kamplarında yaşananlar gibi Batı Şeria'ya daha fazla baskın ve saldırı gerçekleştiriyor. Bu da silahlı grupların, daha büyük direniş göstermesini tetikliyor."

İsrail'in, Batı Şeria'daki şehirlere giriş çıkışları kapatıp çevresine onlarca kontrol noktası kurarak, yerleşim yerlerini askeri bölgeye çevirdiğini vurgulayan Beşarat, böylece Filistinlilerin İsrail askerleriyle temas noktalarına ulaşmasının engellendiğini aktardı.

Bunlara karşın İkinci İntifada'dan sonra Batı Şeria'da bölünme sürecine giren direniş güçlerinin aktif faaliyet göstermemesinin, Gazze'dekine benzer bir direniş gösterme ihtimali olmadığı anlamına gelmediğini söyleyen Beşarat, "Batı Şeria'nın çatışmalardan izole edilmesi garanti değil." diye konuştu.

"İsrail, askeri operasyonlardan çok, sokak hareketliliğinden korkuyor"

El Halil Üniversitesi Siyasal Bilimler Öğretim Görevlisi Bilal eş-Şubeki ise İsrail'in uluslararası kamuoyunun Gazze'deki savaşla meşgul olmasından istifade ederek Batı Şeria'daki direnişi vurmak amacıyla operasyonlarını artırdığına işaret etti.

Terörist İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Batı Şeria'da toplumsal hareketliliğin ve kitlesel protestoların önüne geçmek için şehirleri kontrol noktalarıyla kapatma, vatandaşların hareketini kısıtlama yoluna gittiğini belirten Şubeki, kontrol bariyerlerinin de protestolar esnasında temas noktalarına ulaşılmasını engellemek için şehirlerin kısmen içine doğru ilerletildiğini aktardı.

İsrail'in ayrıca Batı Şeria'da halkı harekete geçirebilecek ya da protestolara katkı sağlayacak potansiyeli olan kişilere yönelik gözaltı ve baskınları artırdığını ve bu şekilde önlem almaya çalıştığını kaydeden Şubeki, "İsrail, Batı Şeria'nın çatışmanın dışında kalacağının garantisinin olmadığının farkında. İsrail, askeri operasyonlardan çok sokak hareketliliğinden korkuyor." ifadelerini kullandı.

"Batı Şeria'da fitil ateşlendi"

Kudüs Araştırmalar Merkezi Müdürü Ahmed Refik Avad da "İsrail'in bölgedeki hareketliliğe yönelik baskıcı politikalarına rağmen Batı Şeria'da fitil ateşlendi." diye konuştu.

Terörist İsrail'in, yüzlerce kişiyi gözaltına alarak, şehirleri kapatarak, yerleşimcilerin Filistinlilere saldırılarına imkan sağlayarak, Batı Şeria'daki direnişe karşı koymada etkili olduğuna inandığı bir politika uyguladığını söyleyen Avad, Filistin sokağının artık büyük halk ayaklanmalarına yönelmediğini ancak yapılan çeşitli operasyonlarla mücadele ruhunun devam ettiğini dile getirdi.