Fas'ta Filistin'e Destek Cephesi’nin çağrısıyla parlamento önünde toplanan binlerce kişi, krallık yönetiminin 2020’den bu yana derinleştirdiği İsrail ilişkilerine karşı irade beyanı sundu. Halkın "Normalleşme bitene kadar mücadele sürecek" sloganları, hükümetin Batı Sahra’nın tanınması karşılığında attığı normalleşme imzasına karşı duyulan halk öfkesinin hala taze olduğunu gösterdi.
Fas ile İsrail arasındaki bugünkü "sıkı fıkı" ilişkilerin temeli 10 Aralık 2020 tarihinde atıldı. O dönem ABD Başkanı olan Donald Trump’ın arabuluculuğuyla yürütülen süreçte, Fas yönetimi dünyada eşi benzeri az görülen bir diplomasi pazarlığına girişti:
-
Pazarlığın Özü: ABD, Fas’ın yıllardır egemenlik mücadelesi verdiği Batı Sahra topraklarını "Fas toprağı" olarak tanıyacaktı.
-
Karşılık: Bunun karşılığında Fas, İsrail’i resmen tanıyacak ve tam diplomatik normalleşme sürecini başlatacaktı.
İşte bu "toprak kazancı karşılığında Filistin davasından geri adım atma" hamlesi, o günden beri Fas halkının vicdanında derin bir yara olarak duruyor.
İsrail'in askeri ve ticari dostu Kudüs Komitesi'ne başkanlık yapıyor
Eylemcilerin taşıdığı "Soykırımı ve açlığı durdurun" pankartları, bir yanda Kraliyetin üstlendiği "Kudüs Komitesi Başkanlığı" gibi sembolik bir liderlik ve diğer yanda ise İsrail menşeli Elbit Systems gibi savunma devleriyle yapılan milyon dolarlık silah anlaşmaları ve İHA fabrikalarının çelişkisinin kabul edilemeyeceğini gösteriyor.
Filistin pazarlık konusu değildir
Göstericiler, Fas’ın toprak bütünlüğü (Batı Sahra) ile Filistin’in özgürlüğü arasında bir tercih yapmak zorunda bırakılmayı reddediyor. Hükümetin "milli çıkarlar" olarak savunduğu bu normalleşme süreci, Fas halkı nezdinde dini ve tarihi bağların bir kenara itilmesi olarak yorumlanıyor. Gazze’deki soykırımın gölgesinde yapılan bu son eylem, Fas devletinin İsrail ile olan "sıkı fıkı" ilişkilerinin, halkın vicdan duvarına çarpmaya devam edeceğini gösteriyor.





