Mevcut küresel koruma kalkanlarının güvenilirliğini yitirdiğini belirten Bakan, çözümün dışarıda aranmasının ağır bedelleri beraberinde getirdiğini ifade etti.

Bakan Fidan’ın üzerinde durduğu en temel nokta, bölgedeki "hegemon" güçlere olan bağımlılığın sona ermesi gerekliliği oldu. Dış güçlerin müdahale amacıyla bölgeye gelmesinin, var olan sorunları daha da derinleştiren sonuçlara sebebiyet verdiğini hatırlattı. Bu müdahalelerin hem yüksek maliyetli hem de sürdürülemez olduğunu dile getiren Fidan, bölge devletlerinin kendi sorunlarını çözme iradesini göstermesi gerektiğini belirtti. Türkiye’nin vizyonu; hiçbir milletin diğeri üzerinde üstünlük kurmadığı, Türk, Arap ve Fars kimliklerinin eşit birer paydaş olarak yer aldığı bir denge üzerine kurulu.

Terörist İsrail’in Refah’taki oyalama taktikleri
Terörist İsrail’in Refah’taki oyalama taktikleri
İçeriği Görüntüle

Fidan, barışın ve istikrarın anahtarını "nihai güven" kavramıyla açıkladı. Bir ülkenin kendi güvenliğini, komşusunun güvenliğiyle özdeşleştirmesinin bölgeyi kalkındıracağını savundu. Avrupa Birliği’nin tarihsel gelişimini örnek gösteren Bakan, benzer bir kurumsallaşmanın Batı Asya’da da mümkün olduğunu ifade etti. Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki savunma iş birliği gibi ikili veya üçlü adımların, zamanla tüm bölgeyi kapsayan devasa bir dayanışma platformuna dönüşmesi hedefleniyor.

Türkiye’nin yeni dönem stratejisi, bloklaşma veya yeni cepheler açma yerine, herkesi kucaklayan bir yapı kurmayı amaçlıyor. Fidan, kurulması planlanan bölgesel platformun zamanla tüm aktörleri içine alarak tam bir entegrasyon sağlaması gerektiğini belirtti. Bu yaklaşım, bölgenin kendi öz kaynakları ve iradesiyle ayağa kalkmasını sağlayacak somut bir adım olarak nitelendiriliyor.