"Kızıl Hat" (Crimson Thread) adı verilen bu proje, Suriye sınırındaki Golan Tepeleri’nden başlayarak Kızıldeniz’e kadar uzanan 500 kilometrelik bir hattı kapsıyor. İşgalci rejim, bölgedeki savaşı ve çatışma ortamını fırsat bilerek, Filistinlilerin en verimli tarım arazilerini gasp etme planlarına hız verdi.
Atuf Köyü kuşatma altında
İşgal faaliyetlerinin merkez üslerinden biri haline gelen Ürdün Vadisi’ndeki Atuf köyü, büyük bir insani ve ekonomik yıkımla karşı karşıya kaldı. 4 Mart 2026 tarihinde başlatılan kazı çalışmalarıyla, köyün içinden geçecek 22 kilometre uzunluğunda ve 50 metre genişliğinde bir çit sistemi inşa ediliyor. Bu bariyer, Atuf’u ikiye bölerek köylülerin topraklarıyla olan bağını tamamen koparıyor. Köylülerden Yahya Bişarat, bezelye ekimi için yaptığı 150 bin şekellik yatırımın, suların kesilmesi ve arazinin işgal edilmesi sebebiyle tamamen zayi olduğunu belirtiyor.
Tarım arazileri ve su kaynakları hedefte
Filistin’in "tahıl ambarı" olarak nitelendirilen Ürdün Vadisi, stratejik su kaynakları ve verimli toprak yapısıyla bölgenin en kritik noktası durumunda. İşgal güçleri, duvar güzergahı üzerindeki su boru hatlarını ve tarım altyapısını sistemli bir şekilde tahrip ederek halkı göçe zorluyor. İsrailli Kerem Navot örgütünün verilerine göre, "güvenlik" bahanesiyle el konulan 1.160 dönümlük arazinin ötesinde, bariyerin inşası tamamlandığında yaklaşık 40 bin dönümlük devasa bir alan Filistinli çiftçiler için tamamen erişilemez hale gelecek.
Hukuk kılıfı ve yerleşimci terörü
Filistin Yönetimi’ne bağlı kurumların İsrail Yüksek Mahkemesi’ne yaptığı itirazlar, bölgedeki siyasi atmosferin gölgesinde kaldı. Şubat ayında verilen geçici durdurma kararı, 3 Mart tarihinde "acil güvenlik ihtiyaçları" gerekçesiyle iptal edildi. Mahkemenin bu tutumu, işgalin hukuk eliyle meşrulaştırılmasına sebep oldu. Öte yandan, maskeli yerleşimcilerin köylülere yönelik tacizleri ve fiziksel saldırıları, ordunun koruması altında artarak devam ediyor.
Zorunlu göç dayatması
Bölge sakinlerinden Hayrallah Beni Avde’nin yaşadıkları, işgalin ulaştığı boyutları özetliyor. Evinin duvar güzergahına yakınlığı sebebiyle yerleşimcilerin ağır tacizlerine maruz kalan Beni Avde, on yıllardır süren direnişin ardından ilk kez mülksüzleşme tehlikesiyle karşı karşıya kalarak topraklarını terk etmek zorunda kaldı. Ordu ve yerleşimcilerin eş güdümlü operasyonları, Ürdün Vadisi’ndeki Filistin varlığını tamamen silmeyi ve bölgeyi insansızlaştırarak ilhak etmeyi hedefliyor.
Atuf köyünde yaşayan yaklaşık 30 aile ve 180 kişi, bu devasa duvar projesi sebebiyle yerinden edilme ve açlığa mahkûm edilme riskiyle baş başa bırakılmış durumda.




