Donald Trump, Venezuela’nın ardından bu kez Grönland’ı hedef alan açıklamalarda bulundu. Florida’dan Washington’a dönerken uçakta basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Trump, Grönland’ın “son derece stratejik” bir bölgede yer aldığını savunarak, “Şu anda Rus ve Çin gemileriyle çevrili. Ulusal güvenliğimiz açısından Grönland’a ihtiyacımız var ve Danimarka bunu başaramayacak” dedi. Trump, ABD’nin Grönland üzerinde hâkimiyet kurmasının yalnızca Washington için değil, Avrupa’nın güvenliği için de gerekli olduğunu ileri sürdü.
-
Satılmış ruhların davet ettiği işgal!
-
Uluslararası hukuk dalaveresine son! Venezuela işgal ediliyor
-
Global eşkıya ABD’den Venezuela’ya baskın!
Bu açıklamalar, ABD’nin artık işgal politikalarını gizleme ihtiyacı dahi duymadığını gösteriyor
Geçmişte Irak’ta olduğu gibi “nükleer silah” yalanlarıyla işgalleri meşrulaştırmaya çalışan Washington, bugün doğrudan hedef göstererek yeni işgal alanlarını açıkça telaffuz ediyor. Venezuela’dan sonra Grönland’ın gündeme taşınması, ABD’nin küresel ölçekte yayılmacı çizgisini daha da sertleştirdiğini ortaya koyuyor.
Bu saldırganlığın arka planında, İsrail’in Gazze’de sürdürdüğü katliamlara verilen sınırsız destek ve buna rağmen uluslararası toplumun sergilediği sessizlik bulunuyor. Gazze’de yaşananlara karşı dünyanın hareketsiz kalması, ABD yönetiminin daha pervasız ve kontrolsüz bir şekilde yeni işgal planlarını dillendirmesine zemin hazırladı. Ortaya çıkan tablo, Washington’un artık bahane üretmek yerine gücü doğrudan dayatan bir anlayışa geçtiğini gösteriyor.
Grönland cephesinde ise tepkiler net. Ada yönetimi ve Danimarka, Grönland’ın satılık olmadığını ve geleceğinin dış baskılarla belirlenemeyeceğini vurguluyor. Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen, ABD bayrağıyla yapılan paylaşımların saygısızlık içerdiğini belirterek, ülkeler arası ilişkilerin uluslararası hukuk temelinde yürütülmesi gerektiğini ifade etti. Danimarka yönetimi de ABD’nin Grönland’ı işgal etme ya da ilhak etme yönünde hiçbir meşru hakkı bulunmadığını açıkça dile getirdi.
Venezuela’dan sonra Grönland’ın da açıkça hedefe konulması, ABD’nin yeni dönemde işgal siyasetini daha çıplak ve tehditkâr bir dille yürüttüğünü ortaya koyuyor. Bu yaklaşım, Arktik bölgesinin de yakın gelecekte yeni bir küresel gerilim ve çatışma sahasına dönüştürüldüğüne işaret ediyor.




