Müslüman bir sporcu nasıl olmalı?

Üzerinde bulunduğumuz spor anlayışı veya ahlâkının İslâm ile uzaktan yakından hiçbir alakası yok. Bu durum karşısında İslâma göre spor, Müslüman bir sporcu veya Müslüman bir spor adamı nasıl olmalı?

Kültür - Sanat 01.11.2021, 19:00 01.11.2021, 19:04
Müslüman bir sporcu nasıl olmalı?

Üzerinde bulunduğumuz spor anlayışı veya ahlâkının İslâm ile uzaktan yakından hiçbir alakası yok. Bu durum karşısında İslâma göre spor, Müslüman bir sporcu veya Müslüman bir spor adamı nasıl olmalı?

Spor bize nereden kopya edildi?

Her zerresiyle, yani esas, usul ve kuralları ile İslâm’a karşı örgüleştirilen bir spor anlayışı veya ahlâkı ile karşı karşıyayız. Bu spor anlayışı veya ahlâkı her ne kadar halkı Müslüman olan bir ülkede tatbik ediliyor idiyse de, aslında, tıpkı devlet sisteminin (Laiklik ve Demokrasi!) bizatihi kendisi de dahil diğer içtimaî unsurlarında olduğu gibi, spor mevzuatı da Hıristiyan-Yahudi Batı dünyasından kopya edilmiştir.

Meselâ Türkiye Cumhuriyeti’nin spor mevzuatı, “İsviçre Spor Teşkilatı Nizamnamesi” tercüme edilerek alınmıştır. Vakti zamanında, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde yurt dışına gönderilen spor adamlarından Yusuf Ziya Öniş’in 1920 yılında İsviçre’den dönerken beraberinde “İsviçre Spor Teşkilatı Nizamnamesi”ni de getirdiği rivayet edilir. Ali Sami Yen, Burhan Felek ve Nasuhi Baydar ile çalışmalar yapan Yusuf Ziya Öniş’in, sonuçta yirmi maddelik bir nizamnamenin hazırlanmasına önayak olduğu söylenir. Bu çalışmaların sonucunda, kuruluş süreci 22 Mayıs 1921’de başlayan “Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı” (TİCİ), 22 Mayıs 1922 tarihinde Cemiyetler Kanunu’na göre tescil işlemleri tamamlanarak tüm kulüpleri bir araya toplayan federasyon tipi bir örgütlenme ile, yeni kurulacak olan devletin de spor teşkilatının temellerini oluşturur. (Fişek,1998; Keten,1974). Bu kuruluşuyla TİCİ, sonraki yıllarda yeni kurulan Cumhuriyet’te ilk ulusal spor yönetimi olarak yalnızca kulüpleri değil, kendisi de “özel hukuk tüzel kişi” olan gerçek bir “federatif yapı” olarak yasallık kazanacaktır. TİCİ, örgütsel ve yönetsel ideolojisi “gönüllü spor birlikleri” olarak devletlere ve hükümetlere karşı özerk biçimde kurulan bir teşkilattır (Fişek,1998). Bunun ne demek olduğunu izah etmek için ayrıca bir video yapmak icab eder. Ama burada şu kadarını söylemek isterim ki, sözkonusu teşkilatlanma modeli, Hıristiyan-Yahudi Batı Kültür ve Medeniyetine bağlı olarak, “Modern Spor Anlayışı veya Ahlâkı” üzerinden “Dünya Devleti” kurmanın rol modeli olarak da anlam kazanmaktadır.

Evet, “Modern Spor Anlayışı veya Ahlâkı”nın gönüllü tetikçisi mahiyetinde iş kotaran TİCİ, önce İstanbul, ardından da Anadolu kulüplerinin bir araya gelmesiyle oluşturulan merkezi bir teşkilatlanma modeli olarak anlam kazanmıştır (Üçışık,1999; Demir,2006). Halbuki bir Müslüman, “İnandığıyla yaptığı iş ve eser arasında” bir denge kurmak zorunda olan bir insandır. Yani itikad ve niyet çerçevesinde ilmiyle amil olmak gibi bir mükellefiyet altındadır. Diğer bir ifadeyle de İslâmî esas, usul ve kurallar mânâsına, emir ve yasaklar dairesinde hayatını şekillendirmek zorunda olan bir insandır. Öyleyse?

İslâma göre spor nasıl olmalı?

İslâma göre spor nasıl olmalı? Bu sorunun cevabı, varlık sebebim ve hayatımın bütününe şâmildir. Her şeyden evvel içinde kendisini spor yapan olarak bulduğumuz “Modern Spor Anlayışı veya Ahlâkı”, her ne kadar “oyunu kuralına göre oynamak” mânâsına “fair play” olarak servis edildiyse de, aslında doğrudan doğruya “Olimpizm Felsefesi” üzerinden, Hıristiyan-Yahudi Batı medeniyetine göre şekillenmiş bir “Spor Anlayışı veya Ahlâkı”dır. Hâl böyle olunca, her ne tür spor yaparsak yapalım, yaptığımız İslâmî bir spor olmayacaktır. Peki, bu durum spor yapmayalım mânâsına mı gelir? Elbette ki hayır. Bu durum, içtimâi hayatın geneline uygulandığında ortaya yaşamayalım mânâsı çıkar ki bu, bir garabet olmakla birlikte, hayatın akışına da ters bir durumdur. Evet, içinde bulunmak zorunda olduğumuz spor ortamı, içinde yaşadığımız içtimaî sistemin bir parçası olduğundan, içtimaî sistem de devlet iradesi veya otoritesi olarak belirdiğinden, münferid olarak yapacak hiçbir şey yoktur. Ancak, bir Müslüman olarak “hâlinin şuurunda olmak” da bir zorunluluktur. Bu zorunluluk, bir yanda spor yapmayı, diğer bir yandan da İslâmî bir sporun nasıl olması gerektiği üzerinde düşünmeyi gerektiren bir zorunluluktur.

Osman Temiz

Bu mevzuya dair çalışmalara aşağıdan bakabilirsiniz:

İdman ve spor kelimelerinin iştikak bilgisi veya etimolojisi çevresinde -I-

İdman ve spor kelimelerinin iştikak bilgisi veya etimolojisi çevresinde -II-

İdman ve spor kelimelerinin iştikak bilgisi veya etimolojisi çevresinde -II-

İdman ve spor kelimelerinin iştikak bilgisi veya etimolojisi çevresinde -IV-

Yorumlar (0)
19
hafif yağmur
Namaz Vakti 29 Kasım 2021
İmsak 06:30
Güneş 08:00
Öğle 12:57
İkindi 15:22
Akşam 17:44
Yatsı 19:09
Günün Karikatürü Tümü