Ankara’da yine bir “toplu suç duyurusu festivali” düzenlendi. Bu kez organizatör koltuğunda SOL Parti vardı; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na uzunca bir liste sunarak suç duyurusunda bulunup düğmeye bastılar.
Hani eskiden mahallede biri cam kırsa bütün sokağı sıraya dizerlerdi ya, tam o usul. “Laiklik elden gidiyah!” alarmı çalınınca belli ki panik butonuna basılmış ve kim varsa listeye eklenmiş. Ortaya çıkan tablo hukukî bir başvurudan ziyade, Excel dosyasında “Tümünü Seç” butonuna yanlışlıkla basılmış hissi veriyor.
Liste öyle geniş ki, insan ister istemez “acaba yazıcıdan toner mi bitti?” diye soruyor. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’dan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e, gazetelerden dergilere, televizyon kanallarından mizah hesaplarına kadar uzanan bir kadro… Neredeyse “Müslüman Anadolu ve civarı” başlığı atılsa daha kısa olurmuş. Daily İslamist, Yeni Akit, Haber7, Baran Dergisi, Akın-Güç, Köklü Değişim, Misvak Caps, Büyük Doğu Akıncıları Fikir, Sanat ve Dayanışma Derneği Başkanı Mehmet Ali Bayram, TVNET… Liste uzuyor da uzuyor. Bir ara listeye “hava durumu” uygulamaları da eklenecek sanmadık desek yalan olur açıkçası.
İşin en ironik tarafı, bu başvurunun tonu. Sanki 2007 model bir vesayet bildirisi zaman makinesiyle 2026’ya ışınlanmış gibi. “Acil laiklik alarmı!” başlığı atılmış ama hoparlörün pili bitmiş. Tozlu çuvallar, eski sloganlar, rutubet kokan korkular… Fakat küçük bir detay atlanmış: O da yargının devlet gibi çoktan kentsel dönüşüme girmiş olması.
Ortaya çıkan tablo şu: Hukukî hamle diye sunulan şey, daha çok sembolik bir toplu mesaj gibi duruyor. “Biz buradayız!” diye mabat yırtma çabası, ama megafon ters tutulmuş. Neticede dosya hazırlanmış, liste uzatılmış, imzalar atılmış… Fakat kamuoyunda oluşan hava, bunun bir hukuk depremi değil, daha çok absürt bir tiyatro provası olduğu yönünde.
Kısacası, hâlâ kendini eski düzenin tozlu arşivinde sananlar, yıllar önce rafa kalkmış bir senaryoyla yeni sezon açmaya kalkışmış. Oysa sahne çoktan yenilenmiş; ışık sistemi değişmiş, izleyici başka bir oyuna geçmiş, kulis bile yer değiştirmiş. Zaman ilerlemiş ama bazı zihinler fragmanda kalmış. Hâlâ eski dekorun önünde prova yapıyorlar; tek sorun şu ki perde artık orada değil.





