Analiz

CNN’in kıdemli siyasi analisti Zachary B. Wolf, "Trump'ın yeni emperyalizmi" başlıklı son yazısında, 2026 yılına girerken Washington’un değişen dış politika stratejisini ve Venezuela hamlesini detaylandırıyor. Wolf makalesinde; Amerikan ordusunun Nicolas Maduro’yu ani bir baskınla kaçırmasını, Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun ülkeyi fiilen yönetme planını ve Trump’ın Meksika ile Kolombiya’ya yönelik "hizaya girin" tehditlerini sıralıyor. Yazar, bu agresif tutumu ABD’nin geçmişteki "demokrasi" söylemli müdahaleleriyle kıyaslayarak, durumu "rejim değişikliklerinin karanlık bir dönemine dönüş" olarak nitelendiriyor.

Fakat biraz dikkatli bakıldığında Wolf’un analizlerinin aslında sistemin kendi içindeki danışıklı dövüşü olduğunu görüyoruz. Yazar, emperyalizmin kendisine değil, yöntemlerine itiraz ediyor. Trump’ın şahsında, Amerikan devletinin "demokrasi" makyajının akmasından korkuyorlar. Wolf aslında burada sadece bir örnek; asıl mevzu onun temsil ettiği iki yüzlü "liberal cellatlar”ın zihniyeti…

Yazar, Trump’ın 2026’ya "yeni bir Amerikan emperyalizmi biçimiyle" girdiğini iddia ediyor. ABD askerlerinin Maduro’yu ani bir baskınla kaçırdığını, Venezuela petrollerinin kontrol altına alındığını ve komşu ülkelere açık tehditler savrulduğunu belirtiyor. Bu durumu, "dünyada Amerikan şiddetinin yeni bir çağı" olarak tanımlıyor.

Wolf, burada "yeni" kelimesiyle okuyucuyu yanıltıyor! ABD’nin devlet başkanlarını devirmesi ve kaynaklara el koyması, Amerikan devletinin kuruluş kodudur. Bunların rahatsızlığı, Trump’ın bu işleri yaparken "özgürlük götürüyoruz" yalanını terk etmesidir. Bilindiği gibi bu tarz liberaller, BM kararlarıyla süslenmiş "örtülü işgalleri" savunur. Trump ise züccaciye dükkanına dalmış; ahmak fili bir kez daha hatırlatmıştır. CNN’in feryadı file değil, filin ahmaklığına…

Makalede görüşlerine yer verilen tarihçi Stephen Kinzer, devrilen liderlerin ortak özelliğini "isyankar tavır" olarak tanımlıyor. Wolf ve Kinzer, bu "isyanı" şöyle formüle ediyor: "Bunlar, Amerika Birleşik Devletleri’nin ülkelerine ve bölgelerine hükmetme hakkını kabul etmeyen liderlerdir."

Bir liderin kendi vatanını savunması, bunların lügatinde "isyan" manasına geliyor. Kendini dünyanın sahibi gören Amerikan hegemonyasına karşı duruş, suç kapsamına alınıyor. Wolf, Trump’ı eleştirirken dahi bu hastalıklı "efendi-köle" kabulünü benimsiyor. Onların gözünde "itaat etmeyen" herkes yüksek potansiyelli suçludur!

Yazar, Maduro’yu "acımasız bir diktatör" olarak ilan ederken, sistemin çürümüşlüğünü şu cümleyle itiraf ediyor: "Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman hiçbir zaman seçim kazanmadı ve en büyük eleştirmenini paramparça etti; ama bu bizim için sorun teşkil etmiyor, çünkü o bizim tarafımızda."

Wolf, Trump’ı burada tutarsızlıkla suçlarken "Hür Dünya" yalanını ise kendi eliyle boğuyor. Mesele sandık, halk iradesi veya adalet filan olmaktan çıkıyor; tek kriter Vaşington’un çıkarlarına secde etmektir. Buradaki hayıflanma, "Neden Maduro'yu da satın alıp kullanamadık?" diyen pragmatik bir ahlaksızlığın sesidir.

Yazıda konuşan uzman Alexander Downes, bir devlet başkanını kaçırmanın "kötü bir fikir" olduğunu söylüyor. Gerekçesi ise tamamen stratejik: "Çin veya Rusya'nın şimdi rakip bir lideri kaçırması durumunda ABD nasıl tepki verecek? Bu bir emsal oluşturabilir."

Bir lideri kaçırmanın uluslararası hukuka aykırılığı veya suç olması filan tartışılmıyor. Söz konusu olan endişe: "Ya aynısını bize yaparlarsa?" Trump’ın haydutluğuna itirazları ise adalet duygusu filan değil elbette… Kendi güvenliklerini tehlikeye atma korkusu!.. Güç ellerindeyken her yol mubah, namlu onlara dönme ihtimali doğunca kurallar akla geliyor!

Wolf, geçmiş ABD başkanlarının işgallerini meşrulaştırmak için hep "demokrasiyi savunma" hedefini öne sürdüklerini hatırlatıyor. Trump’ın farkını ise şöyle koyuyor: "Trump demokrasi hakkında konuşmuyor bile. Onun ilgilendiği tek şey ABD’nin refahı ve Latin Amerika’nın kaynaklarını (petrolünü) almak."

Yazarın buradaki “üzüntü”sü, Trump’ın yalan söylememesinedir. Amerikan liberalizmi, Irak'ı bombalarken "özgürlük", Afganistan'ı işgal ederken "kadın hakları" yalanını söyleyen "kravatlı katilleri" seviyordu. Trump ise "Petrolü istiyorum, yönetime el koyuyorum" diyerek bu tiyatroyu dinamitledi. Aslında Wolf'un "Trump demokrasiyi umursamıyor" tespiti, "Bizi suçumuzla baş başa bıraktı, 'medeni' maskemizi yırttı" manasına…

CNN yazarı Zachary B. Wolf, Trump’a muhalefet ederken aslında onunla aynı zeminde duruyor. Her ikisi de Amerikan hegemonyasını savunuyor; Trump "zorla"… Wolf ise “çakallıkla devam etseydik ya” diye hayıflanıyor!..

Obama ile Trump, Wolf ile Rubio arasında mahiyet farkı yoktur. Birileri zehri şerbetle verir, diğerleri zorla içirir…

Baran Haber

Kültürel soykırıma geç ve yetersiz kalmış bir müdahale: RTÜK’ten 3 kanala "yozlaşma" cezası!
Kültürel soykırıma geç ve yetersiz kalmış bir müdahale: RTÜK’ten 3 kanala "yozlaşma" cezası!
İçeriği Görüntüle