Ramazan ayına yine kavuştuk. Yılın olanca kargaşası, sıkıntısı ve üzücü olayları üzerimizde umutsuzluk, rahatsızlık ve kırgınlık oluşturmuşken, onun manevi ve huzur getirici iklimi ile karşılaştık. Kendimize ve bizi yaratana dönme imkanını bulduk.

Manevi İklime Olan İhtiyaç

İnsan olarak, her zaman kendimize yetemiyor ve başkasının yardımını bekliyoruz. Aslında sosyal olma özelliğimiz de, insanlar ile bir arada olarak, onlarla birçok şeyi paylaşma ihtiyacımız oluyor. Bu yüzden de, kurallar içinde yaşamak durumundayız. Çünkü, toplum hayatı, insanların üzülmemesi, başkalarına haksızlık yapmaması ve düzenli bir hayat yaşaması için kurallara ihtiyaç duyuyor. Bu kurallar, sosyal hayatı en güzel ve ölçülü bir hale getiriyor. Fakat, bu kuralların motomot değil, insani ve ahlaki bir şekilde gerçekleşmesi gerekiyor. Çünkü, insan; aynı zamanda duygulu ve şuurlu bir varlık.. Ona hitabedebilmek, onunla bir arada olabilmek, belli ölçülere bağlı olarak gerçekleşmek durumunda. Bu durumda, kuralların insani niteliklere uygun olarak gerçekleşmesi gerekiyor. Bunu da sağlayacak olan şey, insanı insan yapan değerlerdir…

Irak'taki PKK varlığının Sincar ayağı çözülecek mi?
Irak'taki PKK varlığının Sincar ayağı çözülecek mi?
İçeriği Görüntüle

İnsan, manevi ve sosyal yönüyle ön plana çıkan bir varlık.. Diğer varlıklardan farklı olarak, neyi, niçin yaptığını bilmeye çalışan ve çeşitli tutum ve davranışlar arasında bir tercih yaparak, hayatı medenileştiren bir özelliğe sahip. İnsan, bu yüzden hassas bir eğitim ve yetiştirme sürecine sahip olarak hayata atılıyor. Kendini, toplumunu ve yaratanı bilen bir hiyerarşik yapı içerisinde kendi mükemmel özelliğine kavuşuyor. Çevresindeki her imkanı, kullanabilecek bir kabiliyet ile hayatı şekillendiriyor; olayları değiştirebiliyor. Böyle bir gücün, elbette iyi yetişmesi ve faydalı bir ideal ve yaşama tarzı içerisinde hayatını sürdürmesi önemli..

İlahi hitaba ve sorumluluğa sahip olan insan, İslam dininde Allah’ın yeryüzündeki vekili olarak açıklanıyor. Böyle önemli bir vekalet, onun birçok yönden donanımlı bir hale gelmesini gerektiriyor.

Ahlak ve Şahsiyet

Ahlak, insanı en iyi duygu ve davranışlarla medeni bir hayatı yaşaması demektir. Sosyal ve akıl sahibi olan insanın, öncelikle ahlaki değerler ile donanması gerekiyor. Bunun için de, İlahi bir çerçevede kimliğini oluşturmasına ihtiyaç var. Çünkü beşeri hiçbir anlayış veya sistem, insana ahlaki bir kimlik verebilme imkanına sahip değil.. Bu yüzden, insanın yetişmesi, sadece bilgi ile olmayıp, ahlaki değerlerle başlayan bir eğitim süreci ile mümkün olabilmektedir.

Ramazan, insanı; kendi insani ve ahlaki özelliğini ona hatırlatmak için bir “manevi değerlendirme” dönemi olarak açıklanabilir. Hayatın, gereksiz ve çirkin yönlerine saplanan veya kendi gerçekliğini unutan insanlara, yeniden kendilerini toplama ve ilahi varlık ile olan bağlarını tazeleme imkanı veren, samimi ve merhametli bir iklim olarak düşünülmelidir. Çünkü insan ruhu, onu ayakta tutan en önemli bir enerjidir. Ruh ve aklın, dengede olması, insanın kendini doğru ve faydalı bir şekilde gerçekleştirebilmesi için gereklidir. İnsan, dünyanın gereksiz ve yanlış yönüne yönelme özelliği taşımakta ve bunun için, ibadet ve ahlak ile kimliğini muhafaza etmesi gerekmektedir. Bu özellik, hem kişiliğini ayakta tutabilmesi ve hem de çevresinde doğru ve hayırlı işler yapabilmesi için gereklidir.

İnsan, tarihi süreç içinde kendi nefsi ve ihtirasları ile, sürekli yanlış tutum ve yollara düşebilen bir seyir göstermektedir. Bu yüzden Allah, insanları ikaz etmek ve doğru yola çevirmek için peygamberler göndermiştir. Çünkü insan, “unutmağa mahkum” bir varlıktır!.

Ramazan ve diğer kutsal aylar, bir yıllık yanlış, hatalı ve ölçüsüz tutum ve davranışlarla kirlenen insan ruh ve düşüncesini, yeniden rehabilite etmek için Allah tarafından bir yardım ve kendine dönüş ortamı sağlamaktadırlar. Çünkü Allah, insana ceza veren değil, ona rahmet eden bir mabud’dur. Bu fırsatı ve onun bize olan sevgisini hatırımızdan çıkarmadan, onun vekilliğinin şuurunda bir hayat yaşamamız gerekiyor.

Prof. Dr. Sami Şener, Mirat Haber