Enflasyon düşmüyor Şimşek istifa etsin, enflasyon düşüyor yine istifa etsin, faiz yüksek seyrediyor Şimşek istifa etsin, esnaf kan ağlıyor Şimşek istifa etsin, finansmana erişim sınırlanıyor Şimşek istifa etsin, fon kriz patlıyor Şimşek istifa etsin, göktaşı düşse Şimşek istifa etsin denilecek nerdeyse. Bu kadar haksızlık biraz fazla oluyor artık.

Bence Şimşek istifa etmemeli. Hatta mümkünse bir süre daha görevde kalmalı. Yanlış anlaşılmasın, ekonomide her şey yolunda gittiği için söylemiyorum bunu. Tam tersine, ortada cevap bekleyen o kadar çok soru, açıklanması gereken o kadar çok sonuç var ki bütün bunların sorumluluğunu üstlenecek birilerinin görevde kalması gerekiyor. Öyle ya, ekonomi programının başarısını anlatmak için ekran ekran dolaşırken sonuçlarını konuşma zamanı geldiğinde gitmek olmaz.

Enflasyon düşüyor mü düşüyor. Daha doğrusu fiyatların artış hızı zaman zaman yavaşlıyor. Vatandaşın ödediği fiyatlar mı onlar Allah’a emanet soluksuz devam ediyor. Dünyanın birçok ülkesinde enflasyon tek haneli rakamlarla konuşulurken biz yüzde 30’a yakın enflasyonu artık yeni normalimiz olarak kabul ettik zaten. Savaşın, enerji krizlerinin ve küresel belirsizliklerin ortasında yaşayan birçok ülkeden daha yüksek enflasyonla mücadele ediyoruz. Üstelik cephede de değiliz. Allah korusun, ne bomba düşüyor ne füze yağıyor ama marketten çıkınca hepimiz enkaz altında kalmış gibi hissediyoruz.

ÜRETMESEK DE OLUR, YAKIŞIKLI ÖLELİM!

Faiz cephesinde işler daha da ilginç. Enflasyonu düşürmek için neredeyse kalu beladan beri yüksek faiz uyguluyoruz. Yüksek faiz yatırımları zorlaştırıyor, işletmelerin finansman maliyetini artırıyor, tüketimi baskılıyor. Sonra üretim neden yavaşlıyor diye düşünüyoruz. Üstelik 2027 bütçesinde faiz giderleri için tam 3 trilyon 975 milyar lira ayrılmış. Bütçedeki her 100 liralık harcamanın yaklaşık 14,6 lirası faize gidecek. 2026 yılını kayıp yıl olarak uğurlamaya hazırlanırken ipotekli 2027’ye merhaba deyip dememe konusunda kararsızlığın eşiğindeyiz yani.

Sanayi tarafında ise sanayisizleşmenin çanları çoktandır çalıyor. İmalat PMI verileri yaklaşık üç yıldır daralma bölgesinde seyrederken son veriler on sektörün dokuzunda üretimin gerilediğine işaret ediyor. Kapasite kullanım oranı da uzun dönem ortalamasının altında kalmaya devam ediyor. Fabrikalarımız var, makinelerimiz var, çalışmak isteyen insanlarımız var. Ama üretimi sürdürmenin maliyeti giderek ağırlaşıyor. Yüksek finansman maliyetleriyle talep daralması arasında sıkışan sanayiciye bir de rekabet gücünü koruma görevi düşüyor. Olsun, yeter ki finansal göstergelerimiz güzel görünsün, biz de yakışıklı ölelim, ne olacak diyor onlar da uzunca süredir.

CADDELERDE RÜZGAR

Kısa bir reklam arası
Kısa bir reklam arası
İçeriği Görüntüle

Galiba ekonomide en iyi yaptığımız işlerden biri de insanların yaşadığı sorunlarla onları ölçen göstergeleri birbirinden ayırmak oldu. Geçen hafta da yazdım, işgücü piyasası rakamlarında ayrı bir mucize gerçekleşiyor. İşsizlik rakamlarına bakınca pop müzik çalıyor gibi görünüyor ama sokağa çıkınca arabesk bir hava sizi karşılıyor. Eylül ayında resmî işsizlik yüzde 8,4. İlk bakışta ne güzel, ne muhteşem bir rakam. Fakat atıl işgücü oranı yüzde 31,2. İş bulamayanlar, istediği kadar çalışamayanlar, iş aramaktan vazgeçenler...

İşte tüm bu sebeplerden Şimşek istifa etmemeli. Daha gidecek çok yolumuz, verecek çok sınavımız, ödenecek faizlerimiz, kapanacak fabrikalarımız, iflas edecek esnafımız, konkordato ilan edecek şirketlerimiz, kepenk indirecek dükkânlarımız, ertelenecek yatırımlarımız, durdurulacak işe alımlarımız, iş aramaktan umudunu kesecek gençlerimiz var. Daha ev sahibi olma hayalini rafa kaldıracak ailelerimiz, kirasını ödeyemeyecek kiracılarımız, maaş gününü bekleyen emeklilerimiz, ay sonunu getiremeyen asgari ücretlilerimiz, kredi kartının asgarisini ödeyerek hayatını sürdürmeye çalışan milyonlarımız var. Daha küçülecek sofralarımız, vazgeçilecek ihtiyaçlarımız, ertelenecek evliliklerimiz, tüketilecek birikimlerimiz, bozulacak altınlarımız, ötelenecek hayallerimiz var. Daha sabredecek, kemer sıkacak, fedakârlık yapacak, yarınların güzel olacağına inanacak milyonlarımız var.

Bizde suya düşen ölmez, sudan çıkamayan ölür.

Kaynak: Yeni Şafak