Türkiye'de Yahudi'den beter işgalci Yahudilerin gönüllü köleliğini yapan acayip, değişik bir güruh var.

Yarım asırdır terör devleti İsrail'in katliamlarını görmezden gelen bu güruh, 7 Ekim'den itibaren, Hamas askerlerinin İsrail'e karşı başlattığı operasyona pislik atıp, Filistin'in kendisini savunmasını meşru görmemek için çırpınıyor, işgalci Yahudilerin ekmeğine yağ sürüyor.

Yahudi ağzıyla Yahudi'yi bile şaşırtan gönüllü kölelerden biri de Meral Akşener.

Akşener, TBMM grup toplantısında şunları söyledi:

"İşte Filistin’de yaşananları görüyoruz…Bizim kadar kısmetli olmayan mazlum milletlerin ne acılar çektiğine özellikle son dönemde tüm çıplaklığıyla şahit oluyoruz…Gazze’de yaşanan, Netanyahu terörü hız kesmeden devam ediyor…Her geçen gün yüzlerce çocuk vicdansızca atılan bombaların hedefinde can vermeye devam ediyor…Bu vesileyle Filistin halkına bir kez daha derin üzüntülerimi ve başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Ne yazık ki her yüzyılda insanlığın başına bela olmuş birkaç psikopat çıkıyor…İçinde bulunduğumuz yüzyılın baş psikopatı da hiç şüphesiz ki Netanyahu’dur. Umuyorum ki Netanyahu son olsun. Umuyorum ki bu teröristin eylemleri bir an önce son bulsun. Bu yaşananlar da insanlığın yaşadığı son acı olsun…

Filistin’de meydana gelen olaylara siyasi aidiyetlerin üstünde bir bilinçle bakmak ve yaşananları doğru tanımlamak zorundayız. Savaş tarihi bize göstermiştir ki bugüne kadar, büyük savaşlar her seferinde bir kumpas ve kışkırtmayla tetiklenmiştir. Çünkü bir toplumu topyekun bir savaşa ikna etmek için en elverişli yol toplumdaki intikam ve korku duygularını tetiklemektir. İşte Hamas’ın terör saldırısı da İsrail toplumuna korku saldığı gibi Netanyahu’ya da gözü dönmüş gaddarlığını sergileyeceği bir bahaneyi hediye etmiştir. Hamas’ın sivilleri katleden eylemleri Filistin’in uluslararası hukuktan doğan haklarını gölgelemiş Netanyahu’nun kirli ajandasına hizmet ederek en büyük darbeyi Filistin halkına vurmuştur.

Bahçeli: Gazze katliamının perdelenmesi için İran-İsrail arasında tiyatro oynandı Bahçeli: Gazze katliamının perdelenmesi için İran-İsrail arasında tiyatro oynandı

Hamas’ı Filistin’i temsil eden meşru bir siyasi yapı olarak tanımlamak Filistin hükümetini, yok saymaktır. Hamas’ı Filistin’in yegane temsilcisi görmek Filistinli sivilleri dünyaya terörist olarak göstermeyi hedefleyen Netanyahu’nun insanlık dışı tezlerine dolaylı destek vermektir. Elbette ki topraklarını İsrail işgaline karşı savunmak Filistinlilerin en doğal hakkıdır. Ancak bu haklı direnişin sözcülüğünü Hamas’a devretmek Filistin’e değil Netanyahu’ya yapılan bir hizmettir. Ve Netanyahu’ya hizmet eden bir dış politika da barışı getirmeyeceği gibi hiçbir çocuğun hiçbir kadının ve hiçbir sivilin canını kurtarmayacaktır.

Her şeyden önce şunu söylemek isterim ki Hamas’ın saldırılarının zamanlaması her türlü şüpheye açıktır. Kime ve neye hizmet ettikleri de şüphelidir. Unutmayalım ki bu saldırılar Netanyahu’nun toplumsal desteğinin adeta eridiği bir dönemde gerçekleşti. İsrail’in yıllardır sürdürdüğü zulmün bizzat İsrail toplumu tarafından eleştirildiği bir dönemde gerçekleşti. Kalıcı barıştan yana bir tavrın İsrail’de iktidara gelmesinin, hemen öncesinde gerçekleşti. Ve nitekim bugün İsrail halkı Netanyahu’nun saldırıya bilinçli olarak göz yumduğunu konuşuyor. İsrail Genelkurmayının uyarılarını dikkate almadığını konuşuyor. Hatta ve hatta Netanyahu’nun bu saldırıyı bizzat organize etmiş olabileceğini bile konuşuyor. Ama sayın Erdoğan hâlâ canhıraş bir şekilde Hamas’ı savunuyor. Bir de dönüp gerçekleri söylediğimiz için bize kızıyor. Neymiş? Biz Hamas’ın ne olduğu bilmiyormuşuz…Bak sen şu işe…Sayın Erdoğan biz evellallah tarihi senin gibi yarım akıllı, fesli meczuplardan öğrenmedik. Dış politikayı da ideolojik hezeyanlar yaşayan romantik saray danışmanlarından öğrenmedik. Sen onun bunun elinde bir o yana, bir bu yana savrulmaya alışık olabilirsin…Ama sakın beni kendinle karıştırma."