Nijer yönetimi, “kamu düzeni, ulusal güvenlik, toplumsal uyum ve kurumların istikrarını tehdit eden yayınlar” yaptıkları gerekçesiyle 9 Fransız medya kuruluşunun ülkedeki yayınlarını askıya aldı.

Nijer Ulusal İletişim Gözlemevi tarafından alınan karar; France 24, Radio France Internationale, France Afrique Média, LSI Africa, AFP, TV5 Monde, TF1 Info, Jeune Afrique ve Mediapart’ı kapsıyor. Kararın uydu, kablo, dijital platform, internet sitesi ve mobil uygulamalar dahil tüm yayın mecralarına uygulanacağı bildirildi.

Söz konusu adım, Fransa’nın Afrika’daki eski sömürge alanlarında yaşadığı askerî ve diplomatik gerilemenin ardından, medya nüfuzu bakımından da ciddi bir kırılma yaşandığını ortaya koydu.

Eski nüfuz düzeninin medya ayağı da hedefte

Nijer’in kararı, yalnızca basın-yayın alanında alınmış idari bir tedbir olarak değil, Fransa’nın Afrika’daki geleneksel etki mekanizmalarına karşı daha geniş bir egemenlik refleksinin parçası olarak görülüyor.

Paris yönetimi uzun yıllar boyunca eski kolonilerinde siyasi, askerî, ekonomik ve kültürel bağlar üzerinden etkisini sürdürdü. “Françafrique” olarak adlandırılan bu yapı, Fransa’nın Afrika’daki varlığını resmî ilişkilerin ötesinde, güvenlik anlaşmaları, ekonomik bağımlılıklar, elit ilişkileri ve medya ağı üzerinden devam ettirmesine imkân sağladı.

Ancak son yıllarda Mali, Burkina Faso, Nijer ve Çad gibi ülkelerde Fransa karşıtı eğilimlerin güçlenmesi, bu düzenin sürdürülebilirliğini zayıflattı. Fransa, 2022’den itibaren Mali, Nijer ve Çad dahil bazı ülkelerden askerî varlığını çekmek zorunda kaldı.

Nijer’in Fransız medya kuruluşlarına yönelik son kararı, bu çözülmenin artık yalnızca askerî üsler veya savunma anlaşmalarıyla sınırlı kalmadığını, kamuoyu üretimi ve haber akışı alanına da taşındığını gösteriyor.

Niamey yönetimi güvenlik gerekçesini öne çıkardı

Nijer makamları, Fransız medya kuruluşlarının yayınlarının “savunma ve güvenlik güçlerinin moralini zayıflatabileceğini” ve “kamu düzenini ciddi biçimde tehlikeye sokabileceğini” savundu.

Kararda, ülkede güvenlik tehdidinin sürdüğü bir dönemde dış kaynaklı medya faaliyetlerinin “ulusal birlik, sosyal uyum ve kurumların istikrarı” açısından risk oluşturduğu belirtildi. Ancak düzenleyici kurum, askıya alma kararına dayanak yapılan yayınlara ilişkin ayrıntılı örnekler paylaşmadı.

Sınır Tanımayan Gazeteciler ise kararı “basın özgürlüğüne yönelik baskı” olarak nitelendirerek askıya alma işleminin geri çekilmesi çağrısında bulundu. Kuruluş, Nijer’in ileri sürdüğü suçlamaların somut biçimde ortaya konmadığını savundu.

Fransa’nın Afrika’daki zemini daralıyor

Nijer’in kararı, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Nairobi’de düzenlenen Afrika Forward Zirvesi’nde Afrika politikasını yeniden tanımlamaya çalıştığı bir döneme denk geldi.

Kenya’nın başkenti Nairobi’de düzenlenen zirve, Fransa-Afrika ilişkileri açısından dikkat çekici bir sembol taşıyor. 1973’ten bu yana belirli aralıklarla yapılan Fransa-Afrika formatındaki zirve, ilk kez Fransızca konuşulmayan bir Afrika ülkesinde düzenlendi. Zirveye 30’dan fazla devlet ve hükümet başkanı katıldı.

Paris yönetimi, zirve üzerinden Afrika ile “eşit ortaklık”, “karşılıklı saygı” ve “somut sonuçlar” temelinde yeni bir ilişki kurmak istediği mesajını verdi. Ancak bu söylem, Fransa’nın özellikle Batı ve Orta Afrika’daki eski nüfuz alanlarında yaşadığı kayıpların gölgesinde gündeme geldi.

Nairobi hamlesi yeni arayışın işareti

Fransa’nın Nairobi’de zirve düzenlemesi, Paris’in eski Frankofon nüfuz kuşağında zemin kaybetmesi üzerine Afrika politikasını İngilizce konuşulan ülkeler üzerinden çeşitlendirme arayışı olarak yorumlanıyor.

Kenya, son dönemde kendisini Afrika’da diplomatik ve ekonomik bir merkez olarak konumlandırmaya çalışıyor. Nairobi yönetimi, Fransa ile savunma alanında da yakınlaşırken, bu işbirliği ülkedeki bazı muhalefet ve sivil toplum çevrelerince egemenlik tartışmaları nedeniyle eleştirildi.

Zirvede ayrıca enerji dönüşümü, barış ve güvenlik, uluslararası finans mimarisinin reformu ve Afrika’ya yatırım konuları ele alındı. Macron’un zirvede Afrika’ya yönelik milyarlarca avroluk yatırım paketini duyurduğu bildirildi.

Nijer kararı sembolik ağırlık taşıyor

Nijer’in Fransız medya kuruluşlarına yönelik askıya alma kararı, Fransa’nın Afrika’daki nüfuz kaybının yalnızca diplomatik temsil veya askerî varlık meselesi olmadığını gösteriyor.

Fransa, eski kolonilerinde yıllarca haber ajansları, yayın kuruluşları ve Fransızca medya alanı üzerinden kamuoyu etkisini korudu. Bu nedenle AFP, France 24, RFI ve TV5 Monde gibi kuruluşlara yönelik karar, Paris’in bölgedeki anlatı kurma kapasitesine doğrudan temas eden bir hamle niteliği taşıyor.

Bu yönüyle Niamey yönetiminin adımı, Fransa’nın Afrika’daki eski nüfuz düzeninin çözülmesinde yeni bir aşamaya işaret ediyor: askerî üslerden sonra medya kanalları da tartışmanın merkezine girmiş durumda.

İspanya’dan Avrupa ordusu çıkışı: ABD’ye bağımlı savunma düzeni sürdürülemez
İspanya’dan Avrupa ordusu çıkışı: ABD’ye bağımlı savunma düzeni sürdürülemez
İçeriği Görüntüle

Egemenlik vurgusu ile basın özgürlüğü tartışması iç içe

Nijer, Mali ve Burkina Faso’da askerî yönetimler, Fransa ve bazı Batılı aktörlerle ilişkileri sınırlarken kendi güvenlik ittifaklarını kurdu ve Rusya ile askerî işbirliğine yöneldi. Bu ülkelerde yönetimler, dış müdahale ve yeni sömürgecilik eleştirilerini öne çıkarıyor.

Buna karşılık insan hakları ve basın özgürlüğü kuruluşları, söz konusu ülkelerde gazeteciler ve muhalif çevreler üzerindeki baskıların arttığını belirtiyor. Bu nedenle Nijer’in kararı, bir yandan sömürge sonrası egemenlik arayışının parçası olarak okunurken, diğer yandan basın özgürlüğü açısından tartışmalı bir uygulama olarak değerlendiriliyor.

Son karar, Fransa’nın Afrika’daki eski nüfuz alanlarında artık yalnızca askerî ve diplomatik meşruiyetini değil, medya üzerinden kurduğu etki ağını da korumakta zorlandığını ortaya koyuyor.