Batı’nın dijital sömürgecilik araçları, kendi hazırladıkları raporlarla dahi foyalarını ortaya dökmeye başladı. Avustralya’nın çevrimiçi güvenlik düzenleyicisi eSafety’nin yayımladığı son rapor, Apple, Meta, Google, Microsoft ve Discord gibi küresel "teknoloji kartellerinin", çocuklara yönelik cinsel istismar ve şantaj vakaları karşısında nasıl bir "körlük" zırhına büründüğünü tescilledi.
İlacı ellerinde tutanların pasifliği
Raporda, şirketlerin cinsel şantajı ("sextortion") tespit edebilecek teknolojiye sahip oldukları, ancak bu araçları devreye sokmayarak "pasif" bir tutum sergiledikleri itiraf ediliyor. Modern dünyanın "özgürlük" yalanıyla pazarladığı Instagram, WhatsApp, Discord ve iMessage gibi platformlar, ahlak dışı içeriklerin, şantaj senaryolarının ve çocuk istismarcılarının cirit attığı dijital birer bataklığa dönüştürülmüş durumda.
Şirketler, çocukların ruhunu ve bedenini sömüren bu mekanizmayı durdurmak yerine, sorumluluğu "kullanıcı şikayetlerine" yıkarak bir kalkan oluşturuyor. eSafety'nin "teknoloji var ama kullanılmıyor" tespiti, aslında bu kartellerin kâr hırsı uğruna, istismarın önünü açan bir "denetimsizlik iklimi" oluşturmayı tercih ettiğini gösteriyor.
İstatistikler
Rapor verileri, sadece rakamlardan ibaret değil; bir medeniyetin kendi evlatlarını dijital cannibalizme (yamyamlığa) kurban etmesinin belgesi niteliğinde:
-
6 ayda 2.000'den fazla cinsel şantaj şikayeti.
-
16-18 yaş grubundaki gençlerin onda birinden fazlası en az bir kez şantaj mağduru.
-
Hedef alınan kitle: 18-24 yaş arası gençler ve çocuklar.
Fail, kurbanı mahrem görüntülerle köşeye sıkıştırırken; bu devasa platformlar, "işletme politikası" diyerek bu vahşeti izliyor. Video sohbetleri ve canlı yayınlardaki istismarlar, bu sistemin "gözetim" adı altında nasıl bir denetimsizlik ortamı sunduğunun en somut kanıtı.
Avustralya hükümetinin bu şirketlere dava açma yetkisini genişletmesi ve 16 yaş altına sosyal medya kısıtlamaları getirmesi, Batı'nın doğurduğu canavardan yine Batı güdümündeki ülkelerin dahi korkmaya başladığının bir itirafıdır. Ancak şunu unutmamak gerekir: Bu şirketlerin "güvenlik arayüzleri" veya "yeni araçları", istismarı kökten kurutmak için değil, sistemin sürdürülebilirliğini korumak için tasarlanmıştır.
Bugün sosyal medyayı bir "iletişim aracı" olarak görenler, bu platformların perdesini araladıklarında bir "yıkım endüstrisi" ile karşılaşacaklardır. Çocuğu meta, insanı tüketim nesnesi, ahlakı ise "gelişmişlik" önünde bir engel olarak gören bu dijital sömürgecilik düzeni; ne kadar "şeffaflık raporu" yayımlarsa yayımlasın, nesilleri ifsad etmeye bir şekilde devam ediyor.
Bu, makineleşmiş, ruhunu kaybetmiş ve her türlü sapkınlığı "yenilik" maskesiyle sunan bir modernite krizidir.
Aposto, Baran Dergisi





