İsmailağa Camii kürsüsünde 3 Eylül 2006 sabahı uğradığı planlı suikast neticesinde şehit olan Bayram Ali Öztürk Hoca’nın şehadetinin üzerinden yirmi yıl geçti. Şehadetinin 20. sene-i devriyesinde merhumun Edirnekapı Sakızağacı Şehitliği’ndeki kabri başında bir araya gelen avukatlar heyeti, Şehit Bayram Ali Öztürk Platformu temsilcileri ve çok sayıda vatandaş, dosyanın zamanaşımı tehlikesiyle karşı karşıya kalması karşısında yargı makamlarını harekete geçmeye çağırdı. Hukukçuların cübbeleriyle iştirak ettiği anma programında ortak bir basın bildirisi okunurken, platform sözcüsü avukatlar da kürsüye çıkarak soruşturmanın karanlıkta bırakılan safhalarını, Adalet Bakanlığı temaslarını ve adli emanette bekletilen delilleri kamuoyuyla paylaştı.
"Cinayet münferit değil, teşkilatlı bir suikasttır"
Kabir başında avukatlar heyeti adına okunan ortak metinde, Bayram Ali Öztürk Hoca’nın derin ilmi birikimi, etkileyici hitabeti, yabancı lisanlara hakimiyeti ve bilhassa genç nesiller üzerindeki güçlü tesiriyle dönemin en mühim kanaat önderleri arasında yer aldığı hatırlatıldı. Bu vasıfları sebebiyle işlenen cinayetin münferit sınırları aşıp son derece teşkilatlı bir suikast hüviyeti taşıdığı kaydedildi. Aradan geçen yirmi senelik zamana karşın yalnızca tetiği çeken şahsın kayıtlara geçtiği, cinayetin gerisindeki azmettiricilerin, planlayıcıların ve organizasyon bağlarının hâlâ aydınlatılmayı beklediği ifade edildi. Soruşturma evrakı incelendiğinde katilin üzerinden çıkan şahsi notların senelerdir çözümsüz bekletildiği, HTS telefon kayıtlarının dosyaya sonradan eklenmesi sebebiyle evvelce ifadesi alınan şahısların bu yeni veriler ışığında tekrar sorgulanmasının ihmal edildiği aktarıldı.
Hukukçular, soruşturmanın ilk safhasının ardından dosyayı devralan savcıların tamamının FETÖ üyeliği gerekçesiyle meslekten ihraç edilen isimler olduğuna işaret etti. Bu yargı mensuplarının dosyayı bilinçli biçimde kararttığı ve somut bulguları gizleyerek tahkikatı akamete uğrattığı belirtildi. Şehit Bayram Ali Öztürk Platformu öncülüğünde toplanan 20 bini aşkın imzanın toplum vicdanında bu cinayetin hâlâ taze kaldığını ispatladığını vurgulayan avukatlar, yaşam hakkının gereği olan etkili soruşturma yükümlülüğünün ifa edilmesini ve yirmi yıllık zamanaşımı süresi dolmadan dosyanın baştan ele alınarak azmettiricilerin mahkeme önüne çıkarılmasını talep etti.
"Duayı icrada aramak"
Basın açıklamasının ardından kürsüye gelen platform sözcüsü, Adalet Bakanlığı ile gerçekleştirdikleri resmi görüşmelere değinerek, faillerin konumu yahut kimliği ne olursa olsun yargı önüne çıkarılarak hesap sorulacağı yönünde kendilerine kesin teminat verildiğini aktardı. Merhum mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun "duayı icrada aramak" prensibine atıfta bulunan sözcü, kabir başında okunan Fatihaların hukuki mücadeleyle ve fiili takiple desteklenmesinin zaruri olduğunu kaydetti. Alanda toplanan cemaatten cep telefonlarını vasıta kılarak platform çalışmalarını sosyal medyada güçlü biçimde yaygınlaştırmalarını isteyen avukat, oluşacak güçlü kamuoyu baskısının hem dosyanın hızla karara bağlanmasına hem de Bayram Hoca’nın şehadetinden menfaat sağlayan çevrelerin yargılanmasına sebep olacağını bildirdi.
Adli emanetteki deliller savunmadan gizleniyor
Soruşturmadaki en mühim engellerden birinin savcılık uhdesindeki adli emanet biriminde yaşandığını dile getiren platform sözcüsü, dosyanın resmi suretini talep etmelerine karşın adli emanete kaldırılan verilerin savunma makamına kapalı tutulduğunu açıkladı. Yaklaşık bir aydır yapılan resmi başvuruların yanıtsız bırakıldığını belirten avukat, adli emanette hangi somut delillerin tutulduğu hususunda derin şüpheler taşıdıklarını kaydetti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na daha evvel sundukları iki resmi dilekçenin ardından, teknolojik ve dijital delilleri içeren üçüncü ve en kapsamlı dilekçeyi takdim edeceklerini duyurdu.
Dosyada yer almayan cuma namazı delili ve camiayı dizayn etme planı
Konuşmasında suikastın seyrini temelden değiştirecek nitelikte yeni bir veriyi ilk defa paylaşan platform avukatı, pazar sabahı saat 07.30’da cami kürsüsünde cinayeti işleyen katilin, hadiseden iki gün evvel cuma namazında da İsmailağa Camii cemaati arasında yer aldığını, bu mühim bilginin ise soruşturma evrakının tamamen haricinde tutulduğunu söyledi. Bu delilin resmi kayıtlara geçirilmesiyle dosyanın sil baştan sarsılacağını dile getiren sözcü, eylemin tek bir fail üzerinden geçiştirilmesini bütünüyle reddettiklerini vurguladı.
Bayram Ali Öztürk suikastının camiayı dönüştürme ve dizayn etme amacıyla tertiplenen geniş çaplı bir projenin parçası olduğunu belirten konuşmacı, bu dosyanın tam manasıyla aydınlatılmasının, daha evvel şehit edilen Hızır Ali Muratoğlu ve şüpheli biçimde vefat eden Abdülmetin Balkanlıoğlu hadiselerinin de aydınlığa kavuşmasına sebep olacağını belirtti. Hukukun yalnızca somut delillere dayanarak ilerleyeceğinin altını çizen sözcü; cumhurbaşkanlığına, bakanlığa ve adli teşkilata güvendiklerini belirterek hakikatin bütünüyle gün yüzüne çıkması adına hukuki mücadeleyi sonuna kadar devam ettireceklerini bildirdi.