Mahkeme heyeti, duruşma esnasında patlak verebilecek güvenlik sorunlarını bertaraf etmek amacıyla salonu halka kapattı. Ancak şeffaflık adına müzakerelerin canlı yayınlanması yoluna gidildi. Bu durum, davanın toplum nezdinde yarattığı infialin mahkeme koridorlarına yansıması olarak değerlendiriliyor.
"Hukuki diktatörlük çökecek"

Duruşma öncesinde mahkeme binası önünde gövde gösterisi yapan Ben-Gvir destekçileri, yargı vesayetini hedef alan pankartlarla protesto gerçekleştirdi. Destekçilerine hitap eden Ben-Gvir, Başsavcı Gali Baharav-Miara’nın "polisi siyasallaştırma" suçlamalarını kabul ederek, bu adımları "halkın iradesi" olarak tanımladı. Yarım milyondan fazla seçmenin kendisini bu değişimi gerçekleştirmesi için göreve getirdiğini vurgulayan Bakan, mahkemeyi anayasal bir krize yol açmaması konusunda uyardı. "Demokrasi ayakta kalacak, hukuki diktatörlük ise yerle bir olacak" sözleriyle yargı erkine savaş ilan etti.
"Mahkeme kararını tanımayız"
Krizin boyutu, Adalet Bakanı Yariv Levin’in açıklamalarıyla daha da derinleşti. Levin, mahkemenin Ben-Gvir aleyhinde vereceği bir görevden alma kararının hükümet tarafından uygulanmayacağını ilan etti. Bakanların atanması ve görevden alınması yetkisinin münhasıran başbakana ait olduğunu hatırlatan Levin, Yüksek Mahkeme’nin bu hamlesini hukuk dışı bir müdahale olarak niteledi.





