Kınama bildirilerinin ötesine geçme zorunluluğu

Ancak bölgedeki mevcut durum, diplomatik kınama metinlerinin çok daha ötesinde somut adımlar atılmasını zorunlu kılıyor. Yıllardır tekrarlanan diplomatik uyarılar ve pasif duruşlar, terörist İsrail'in işgal politikalarını pervasızca genişletmesine sebep oldu. İşgalci güce karşı yalnızca sözlü tepki göstermek, saldırganlığın sürmesini kolaylaştırıyor. İslâm dünyası ve uluslararası kamuoyu, kağıt üstündeki uyarılardan ziyade askerî, siyasî ve ekonomik yaptırımları acilen devreye sokmalıdır.

Ortak bildirinin detayları

Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Endonezya, Katar, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan ve Ürdün dışişleri bakanlarının imzaladığı ortak açıklamada, Batı Şeria'daki istikrarsızlığın kaynağı olarak doğrudan İsrail gösterildi. Bakanlar, uluslararası topluma hukuki ve ahlakî sorumluluklarını hatırlatarak, işgalci gücün hesap vermesini sağlama çağrısında bulundu.

Bakanların ortak bildirisinde şu ifadelere yer verildi:

"İsrailli yerleşimcilerin ibadethanelere ve Filistin halkına yönelik saldırıları, uluslararası insancıl hukuk dahil olmak üzere tüm Birleşmiş Milletler kararlarının açık bir ihlalidir. Bu saldırıların ve yasa dışı önlemlerin tek sorumlusu işgalci güç olan İsrail'dir."

Temenni değil, somut yaptırım zamanı!

Açıklamada, 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin Devleti'nin kurulmasına verilen kararlı destek yinelendi. İki devletli çözüm temelinde adil ve kapsamlı bir barışın sağlanması gerektiği belirtildi.

Fakat bu hedeflere ulaşmak, temennilerin çok daha ötesinde büyük bir güç kullanımını ve reel yaptırımları şart koşmaktadır. Filistin halkının meşru haklarını korumak, saldırganlığı tamamen bitirecek ciddi, caydırıcı ve somut adımların atılmasına bağlıdır.

İsrail ve İngiliz medyası: “Krizin kazananı Türkiye”
İsrail ve İngiliz medyası: “Krizin kazananı Türkiye”
İçeriği Görüntüle