Müslümanlar olarak ve bu ümmetin birer ferdi olarak zulme karşı durmak ve mazlumun yanında yer almak zorundayız. Bizim en önemli görevlerimizden biri bu olmalıdır. Böyle bir duruş sergilemek mümine yakışır! Suriyeli kardeşlerimiz haksızca zulme uğruyor. Ya zamanında bunları ülkemize almayacaktık ama madem aldık bağrımıza bastık o halde yaptığımız bu iyiliği yarıda kesmeden sürdürmek zorundayız. Bunların oturumlarının yenilenmesi, iş yeri sahiplerinin çalışma izinlerinin uzatılması, ekonomiye büyük katkısı olan ve sanayi işçi kesiminin önemli bir çoğunluğunu oluşturan ve ayakta tutan Suriyeli kardeşlerimizin oturumlarının yenilenmesini istiyoruz. İnanın Fatih’teki camilerden, Başakşehir ve Esenyurt’taki camilerden Suriyelileri çekin, cemaat kalmaz. Bu insanların bize hiçbir zararı yok. Neden bunları Ümit Özdağ istedi diye geri göndermeye çalışıyoruz veya hangi endişelerle bunlardan memnun değiliz? Aralarında birkaç sefih adam ortaya çıktıysa bunların yüzünden bütün bir kitleyi neden cezalandırıyoruz? Trabzon’da bir adam çıkıp Kuveyt vatandaşı bir turiste saldırması bütün Türkiye halkının kötü olduğunu göstermediği gibi bir Suriyelinin yanlışlık yapması da bütün Suriyelilerin kötü olduğunu göstermez. Rize ve Trabzon’a 1,5 milyar dolar turizm geliri gelmiştir. Haliç ülkelerinden ülkemize turist olarak gelenler Arap diye bunlara da saldıranlar oluyor. Allah rızası için mazlumun yanında yer almaya çalışalım. Bu konuda sesimizi çıkarmamız gerekmiyor mu? Madem bunları ülkemize aldık, bağrımıza bastık, çocuklarını okullarımızda okuttuk, on yıldan beri bunlara Türkçe öğrettik, üniversitelerimizde kaydoldular; bunlar artık entegre de olmuş ve asimile de olmak üzereler. Burada doğan çocuklar neredeyse Arapçayı unuttu, hepsi Türkçe konuşuyor. Bir kısmına vatandaşlık verdik ama diğerleri tedirgin durumdadırlar. Allah rızası için ümmet düşüncesi adına lütfen sesinizi Ankara’ya duyurunuz, tanıdığınız siyasilere söyleyin, bunların oturumlarını, çalışma izinlerini uzatsınlar. Ayrıca ülkemize üniversitelerimizde okumak üzere gelmek isteyen bütün Müslümanlara vize verilmesi noktasında da lütfen yine Ankara’ya, Dışişleri Bakanlığı’na sesinizi duyurunuz.

Dışişleri Bakanlığı'ndan Lübnan için seyahat uyarısı Dışişleri Bakanlığı'ndan Lübnan için seyahat uyarısı

Altan Elmas kardeşim de bu hususta şunları ilave ediyor.

“Bu insanlar şu anda ticari hayatın içinde çok önemli bir işgücü oluşturuyor. Geçenlerde bir tekstilci arkadaşım gümrükten mal yükleyecek, eleman bulamadıklarından şikâyet etti. Gönderilme korkusuyla da saklanmış çalışanlar. İnşaat dahil her sektörde el işçiliği gerektiren her yerde bu kardeşlerimiz istihdam ediliyor. Bizim gençler hep üniversite mezunu ve masa başı işlere talipler. Şu anda inşaat sektöründe günlük yevmiye 2.000 TL’ye dayandı ama yeni işçi istihdamı yok. Mevcut işçiler içinde ciddi şekilde Suriyeli ve Afganlı çalıştırılıyor küçük inşaatlarda. Bunları gönderseler bizim şantiyelerde yerli işçi yevmiyesi iki katını geçer bir ayda. Bu da zaten erişilemeyecek fiyatlara gelen konut maliyetini ve krizini daha da derinleştirir. Ülkemizde işsizlik yaklaşık yüzde 10. Bunun iç dağılımı yüzde 7 erkek işsizlik, yüzde 13 kadın işsizlik. Yani el emeği gerektiren işlerin çoğunda erkek çalıştığını düşünürsek işsizlik rakamı çok derin değil. Bu insanları gönderince çok ciddi bir işçilik krizi yaşanacağı aşikâr. Her sektör için bu böyle. Tarım dahil. Suriyeli kardeşlerimizin kriminal suça bulaşanları hariç hepsine vatandaşlık verip bu iş bitmeli artık. Nüfus artış hızı iyice düşmüş olan ülkemizin genç nüfusuna çok güzel bir aşı oldular. Gelen Müslümanların yüzde 30’u Türkmen, yüzde 20’si Kürt, yüzde 50’si de Arap. Bizim güneyimizdeki demografi de buna yakın zaten. Fitnecilerin fitnesine aldırmadan İslamî esaslarımıza ve maneviyatımıza uygun olanı yapalım. Allah kendi yolunda olanın yardımcısıdır, muhakkak ki hayra tebdil eder.”

Ahmet Ağırakça