Tahir Büyükkörükçü, İslami ilimleri öğrenme ve öğretme yolunda büyük fedakârlıklar gösteren, baskılar ve sürgünlere rağmen geri adım atmayan önemli âlimdi.
Genç yaşta resmi eğitimini bırakıp dini ilimlere yöneldi, çeşitli hocalardan ders aldı ve 1946’da icazet aldı.
Etkili vaazlarıyla tanındı ve 1950’de Diyanet İşleri Başkanı’nın takdiriyle Konya merkez vaizliğine atandı. Ancak dinî faaliyetlerinden dolayı Kemalist rejim tarafından sürekli baskılara maruz kaldı.
1951’de gençlere Arapça öğrettiği için kısa süreli olarak açığa alındı.
27 Mayıs 1960 darbesi sonrası da vaazlarından dolayı sıkı gözetim altına alındı, hakkında soruşturmalar yürütüldü. Somut bir suç bulunamamasına rağmen 1964’te Burdur’a sürgün edildi. Burada da irşat faaliyetlerine devam etti. 1977’de siyasete girmek zorunda kaldı ve MSP’den Konya milletvekili seçildi.
Ancak 12 Eylül 1980 darbesi sonrası tutuklandı ve "İslami esaslara dönüş çağrısı yaptığı" gerekçesiyle yargılandı. 11 ay cezaevinde kaldı, 3 yıl ağır hapis cezası aldı, ancak 5 yıl süren mahkeme sürecinin ardından beraat etti.
1982 Anayasası gereği 10 yıl siyaset yasağı konuldu. Büyükkörükçü, siyasi yasaklı olmasına rağmen vaazlarına ve irşat hizmetlerine devam etti.
Türkiye ve Avrupa’da verdiği konferanslarla İslami şuuru yaydı. Ayaosfya’nın özgürlüğe kavuşması için vaazlar verdi. 28 Şubat sürecinde de İslami çevrelerle yakın ilişkisini sürdürdü. Hayatını İslami ilimlere ve toplumu şuurlandırmaya adayan Büyükkörükçü, 1999’a kadar vaazlarına devam etti ve 2011’de vefat etti.