Mısır, sahip olduğu tarihî mirasa, insan kaynağına ve jeopolitik önemine rağmen Osmanlı Devleti'nden kopuşunun ardından uzun yıllar boyunca siyasî istikrarsızlıkların, askerî müdahalelerin, ekonomik darboğazların ve kültürel buhranların gölgesinde kaldı. Bu süreçte en büyük bedeli ise Müslüman halk ödedi. İşte bu şartlar altında, 1928 yılında Şehit Hasan el-Benna tarafından kurulan İhvan-ı Müslimin hareketi, Mısır'da ve bütün İslâm coğrafyasında Müslümanların yeniden söz sahibi olabilmesi için mücadele veren en önemli teşkilatlardan biri hâline geldi.

Müslüman Kardeşler hareketi, yıllar boyunca Mısır'ın dört bir yanında eğitim, yardım, sosyal dayanışma ve siyasî faaliyetler yürüttü. Toplumun her kesiminde karşılık bulan hareket, devlet içerisindeki bazı unsurları da etkisi altına aldı. Ancak bütün bu yaygın teşkilatlanmaya rağmen yeni bir dünya görüşü ve buna bağlı yeni bir devlet modeli ortaya koyamaması, hareketin en temel zaaflarından biri olarak kaldı. Mısır devleti ise kuruluşundan itibaren seküler karakterini koruyarak Müslüman Kardeşler üzerinde sürekli baskı kurdu; binlerce mensubu tutuklandı, işkenceler gördü ve katliamlara maruz bırakıldı.

Muhammed Mursi, bu hareketin içinden yetişen isimlerden biriydi.

Muhammed Mursi kimdir?

8 Ağustos 1951 tarihinde Mısır'ın Şarkiye vilayetine bağlı El Adva köyünde dünyaya gelen Mursi, beş kardeşin en büyüğüydü. Çiftçi bir babanın ve ev hanımı bir annenin çocuğu olarak mütevazı şartlarda yetişti. Eğitim hayatında gösterdiği başarı sayesinde Kahire Üniversitesi Mühendislik Fakültesi'nden mezun oldu. Ardından Amerika Birleşik Devletleri'ne giderek Güney Kaliforniya Üniversitesi'nde doktorasını tamamladı. Bir süre Kaliforniya Eyalet Üniversitesi'nde akademisyen olarak görev yaptıktan sonra ülkesine dönerek Zagazig Üniversitesi'nde öğretim üyeliği yaptı.

Mursi'nin siyasî hayatı da bu dönemde şekillenmeye başladı. Görüşlerine yakın olduğu Müslüman Kardeşler hareketi içerisinde aktif görevler üstlendi. Hüsnü Mübarek döneminde hareket üzerindeki baskılar devam ettiği için Müslüman Kardeşler seçimlere kendi adıyla katılamıyordu. Bu nedenle Mursi, bağımsız aday olarak siyasete girdi ve 2000-2005 yılları arasında milletvekilliği yaptı. Parlamento kürsüsünde yaptığı konuşmalar ve muhalif tavrıyla dikkat çekti.

2010 yılının sonlarında Tunus'ta başlayan ve kısa sürede bütün Arap coğrafyasına yayılan halk hareketleri, Mısır'da da büyük değişimlerin kapısını araladı. Hüsnü Mübarek rejiminin devrilmesinin ardından kurulan Özgürlük ve Adalet Partisi'nin başkanlığına seçilen Mursi, yeni dönemin en önemli siyasî aktörlerinden biri hâline geldi.

2012 yılında gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Müslüman Kardeşler'in ilk adayı Hayrat Şatır'ın adaylığı engellenince hareket Muhammed Mursi'yi aday gösterdi. Zorlu geçen seçim sürecinin ardından Mursi, ikinci turda oyların yüzde 51,73'ünü alarak Mısır tarihinin halkın oylarıyla seçilmiş ilk cumhurbaşkanı oldu. Bu sonuç, yalnızca Mısır için değil bütün İslâm dünyası açısından da tarihi bir dönüm noktası olarak değerlendirildi.

Fakat seçimle elde edilen iktidar, devletin gerçek güç merkezlerini değiştirmeye yetmedi. Mısır ordusu, bürokrasi, yargı ve medya gibi kurumlar büyük ölçüde eski rejimin kontrolü altında kalmaya devam etti. İçerideki statükocu unsurların yanı sıra bölgesel ve küresel güçler de Mursi yönetimine karşı cephe aldı.

Nihayet 3 Temmuz 2013 tarihinde dönemin Genelkurmay Başkanı Abdulfettah Sisi öncülüğünde gerçekleştirilen askerî darbeyle Mursi görevden uzaklaştırıldı. Darbeyi kabul etmeyen Mursi, son ana kadar meşru yönetimin temsilcisi olduğunu savundu ve destekçilerini direnişe çağırdı.

Darbenin ardından başta Rabia Meydanı olmak üzere Mısır'ın birçok noktasında milyonlarca insan meydanlara çıktı. Ancak darbeci yönetim göstericilere kurşunlarla cevap verdi. Binlerce Müslüman katledildi, on binlerce kişi tutuklandı. Rabia Katliamı, modern Arap tarihinin en kanlı hadiselerinden biri olarak kayıtlara geçti.

Muhammed Mursi ise önce gözaltına alındı, ardından cezaevine gönderildi. Yıllar boyunca ağır tecrit şartları altında tutuldu. Ailesiyle görüşmesi engellendi, sağlık hizmetlerinden mahrum bırakıldı ve hakkında açılan davalarla idam ve müebbet hapis cezalarına çarptırıldı. Uluslararası insan hakları kuruluşlarının bütün uyarılarına rağmen cezaevi şartlarında herhangi bir iyileştirme yapılmadı.

17 Haziran 2019 günü, darbeci rejimin mahkeme salonunda savunma yaptığı sırada fenalaşan Muhammed Mursi, yıllar süren esaretin ardından şehadete yürüdü. Böylece Mısır'ın ilk seçilmiş cumhurbaşkanı, kendi genelkurmay başkanının gerçekleştirdiği darbeyle devrilmiş, yıllarca hapsedilmiş ve nihayet mahkeme salonunda hayatını kaybetmiş oldu.

Muhammed Mursi'nin hayatı ve şehadeti, İslâm dünyasında yalnızca seçim kazanmanın iktidarı korumaya yetmediğini; köklü bir dünya görüşü, sistem kurucu bir fikir ve bu fikri hayata geçirecek kadrolar olmadan siyasî başarıların kalıcı hâle gelemeyeceğini gösteren en önemli tarihî tecrübelerden biri olarak hafızalardaki yerini koruyor.

Şehadetinin yıl dönümünde Muhammed Mursi'yi rahmetle, hürmetle ve minnetle yâd ediyor; Allah'tan kendisine rahmet, ümmet-i Muhammed'e ise birlik, dirayet ve istikamet niyaz ediyoruz.