Katliamların yapay zeka kullanılarak nasıl sistematik bir şekilde yürütüldüğünü ispatlayan bu eser, Siyonist rejimin büyük bir paniğe kapılmasına sebep oldu. Gerçeklerin ortaya çıkmasından korkan işgalci yetkililer, eserin yönetmenlerini hain ilan ederek susturmak için topyekûn bir linç kampanyası yürütüyor.
Siyonistlerin kılıfı ve katliamın tescili
NAZA, İbranice askerî terminolojide sivillerin ölümünü meşrulaştırmak için kullanılan "tâlî hasar" ifadesinin kısaltmasıdır. Belgesel, terörist İsrail ordusunda görev yapmış 24 askerin itiraflarına dayanıyor. Siyonist askerler, sadece tek bir hedef uğruna yüzlerce masum Filistinlinin şehit edilmesine nasıl onay verdiklerini soğukkanlılıkla anlatıyor. Evlerinde oturan, ibadet eden, gündelik yaşantısını sürdüren ailelerin bilerek hedefe konması, Gazze'deki sivil ölümlerinin bütünüyle kasıtlı bir saldırı siyasetinin neticesi olduğunu ispatlıyor.
Yapay zeka ile işlenen cinayetler
Terörist İsrail'in istihbarat birimi 8200, Filistinlilere ait milyarlarca kelimelik veriyi toplayarak devasa bir gözetim mekanizması kurdu. "Lavender" adlı yapay zeka sistemi, on binlerce Filistinliyi şüpheli listesine alarak açık birer hedefe dönüştürüyor. Bu sistem, her bir ferdi ve aileyi sadece birer ekran verisine indirgeyerek katliam kararlarının saniyeler içinde alınmasına sebebiyet verdi. İnsan ile hedef arasındaki ahlakî mesafeyi sıfırlayan bu vahşet teknolojisi, sivillerin şehit edilmesini basit bir video oyunu mantığıyla yürütüyor.
İşgalci devlette büyük panik ve tehditler
Kendi askerlerinin itiraflarıyla suçüstü yakalanan terörist İsrail, eserin yönetmenleri Yuval Abraham ve Rachel Szor'u vatana ihanetle suçlayıp vatandaşlıktan çıkarmakla tehdit ediyor. Başbakanından kültür bakanına kadar tüm işgalci yetkililerin kışkırtmaları, aşırı sağcı grupların yönetmenlerin ailelerine ölüm tehditleri savurmasına zemin oluşturdu. Siyonist siyasetçileri asıl rahatsız eden unsur, Gazze’de akıttıkları kanın bütün dünyanın gözü önünde bizzat kendi personellerince belgelenmesidir.
Tarihî bir vesika
Eser, Filistinlilerin hayatını hiçe sayan siyasî düzenin çirkin yüzünü ifşa etmesi bakımından mühim bir tarihî kayıt hüviyeti taşıyor. Filistinli mağdurlara doğrudan söz hakkı vermemesi bir eksiklik sayılsa da, Siyonist cinayet şebekesinin bizzat içinden gelen itiraflar, katliamın boyutlarını kesinleştiriyor. Belgeseli susturmak amacıyla yürütülen devlet destekli terör kampanyası, tam aksine bu itirafların dünya çapında daha fazla yankı bulmasına vesile oldu.




